"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

'Esed ile gidilme gibi bir şey'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'de "Esadlı geçiş sürecine" yeşil ışık yakan açıklaması, Başbakan Davutoğlu için kötü bir haber olarak görülebilir.

Dün Emirgan Camii'ndeki bayram namazı çıkışında Erdoğan'ın kullandığı ifade aynen şuydu:

"Esed’siz bu sürecin olması veya geçiş sürecinde belki Esed ile gidilme gibi bir şey olabilir ama asıl olması gereken muhalefetin, bir defa Esed’le zaten bir Suriye geleceğini kimse görmüyor."

Erdoğan bu sözleri, Suriye'de askeri varlığını artırarak dengeleri değiştiren Rusya'ya yaptığı ziyaretin hemen ardından söyledi.

Nitekim aynı açıklamada şu bölüm de var:



"Temenni ederiz ki Rusya, bu süreçte dün yaptığımız görüşmelerin gereğini bir dayanışma içerisinde yerine getirmek suretiyle, ben dün kendilerine de ifade ettim. Esed burada bir butik Suriye kurmak istiyor. Bu butik Suriye nedir? Butik Suriye, Şam’dan başlayıp Hama, Humus ve Lazkiye’yi kapsayan ki bu da Suriye’nin yüzde 15’ine tekabül eden bir bölgedir."

Bugün "butik Suriye" adı verilen oluşuma 2012'de "Nusayri devleti" deniliyordu. Ve ne ilginçtir ki o günlerde, yani Temmuz 2012'de Erdoğan yine Rusya'ya gitmiş ve Suriye'nin bu minvalde bölünmesinden duyduğu endişeyi dile getirmişti.

Bu nedenle bu bayramda Erdoğan'ın söyleminde asıl değişen Suriye'nin toprak bütünlüğü konusu değil, Türkiye'nin şiddetle karşı çıktığı "Esadlı geçiş" formülüne ilk kez kamuoyu önünde açık kapı bırakmasıdır.

Suriye'de 2012'den beri köprünün altından çok sular aktı.

2011-2014 arası zıt politikalar izleyen ABD ve Rusya, Esad rejiminin kimyasal silahlarını teslim etmesi sürecinde ve IŞİD'in büyük güç kazanarak öncelikli ortak düşman haline gelmesiyle birbirine yaklaştı.

Ocak 2014'teki 2. Cenevre Konferansı ile uluslararası toplum Suriye rejimini muhatap almayı sürdürdü ve o günden beri, en güçlü muhalif grupların hala cihatçılar olması nedeniyle "Esadlı geçişi" savunanların eli güçlendi.

Batı ile nükleer meselede anlaşan İran'ın hafif çekilmesiyle oluşan küçük boşluğu Rus ordusunun tüm ağırlığıyla doldurması ve hatta şimdi ABD'nin Moskova'ya IŞİD karşıtı koalisyona katılmayı dahi teklif etmesi, Ankara'ya bir "hakikat ânı" yaşatmış gibi.

Türkiye'nin bu konuda geri adım atamayacak kadar katı bir politikaya saplandığını düşünenler yanılıyor olabilir.

"Esad kardeşim" kısa sürede 'katil Esed'e dönüşebildiyse, zamanı geldiğinde tam tersi niye mümkün olmasın?

Geçmişte cemaat, HDP ve PKK gibi bir dizi aktör tarafından "kandırıldığını" öne sürüp bu gruplarla ilgili politikalar konusunda yapılan yanlışlardan sıyrılabilindiyse, dış politika batağından çıkış için de benzer bir formül bulunamaz mı?

Son haftalarda Ankara'dan gelen bilgiler bunun mümkün ve hatta muhtemel olduğunu düşündürüyor.

Örneğin Erdoğan'ın 8 Eylül'de AKP'nin 70 kurucusundan 40'ına verdiği yemekte kapalı kapılar ardından söyledikleri, dört gün sonraki kongrenin gürültüsünde kayboldu.

AKP kulislerinden yansıyan bilgilere göre Cumhurbaşkanı yemekte "dış politikadaki hatalardan" bahsetti ve kendisinin yanlış bilgilendirildiğinden, birçok konuda kararları kendisi vermemiş olmasına karşın eleştirilerin hep ona yönelmesinden yakındı.

Bu gelişmelere bakınca insan soruyor:

Hele ki AKP 1 Kasım'dan istediği sonucu alamazsa, Erdoğan dış politikayı kökten değiştirmek için faturayı Başbakan Davutoğlu'na keser mi?

Bu kez "Safmışız, hocaya aldanmışız" sözünü duyar mıyız?

Yakında göreceğiz.

X