"Emre Dorman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Dorman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Dorman

Yanlış sorular

MUHTEMELEN Allah’ın varlığına dair insanların kafasını karıştıran ve sıklıkla sorulan soruların başında “Allah’ı kim yarattı?” sorusu gelmektedir.

Bu türden soruların soruluyor olmasının temelinde Allah’ın gerektiği gibi bilinip kavranamamış olması yatıyor. Allah biri tarafından yaratılsa ya da tasarlansa Allah olamaz. Kuran’ın Allah hakkında ne söylediğine hiç bakmadan Allah’ın da mutlaka biri ya da birileri tarafından yaratılmış olması gerektiğini iddia etmek, aklı başında bir insana yakışmaz. İnsan tamamen ayrı düşündüğü bir şeyi bile az da olsa inceler önce.  Bu yüzden maalesef çoğu kişi, Allah’ı gerektiği gibi kavrayıp bilmediği ve kavramları doğru bir şekilde kullanmadığı için yanlış soruların ve bu sorulara verilen yanlış cevapların kurbanı oluyor.

EŞSİZ KUDRET

Öncelikle Allah dediğimizde ne anladığımızı ortaya koymamız gerekiyor. Kuran’a baktığımızda Allah’ın ezeli sıfatlara sahip olduğunu görüyoruz. Bu sıfatlarından hareketle Allah’ın, varlığı zorunlu olan, bütün övgülere layık bulunan, yaratan, yapıp eden, ezeli, ebedi olan, eşsiz, ortaksız kudret olduğunu kabul ediyoruz. Kuran bize Allah’ın Halık yani yaratan, var eden olduğunu ve Bedi yani yoktan var eden, yarattıklarını ahenk ve güzelliklerle donatan olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bu türden ezeli sıfatlara sahip bir varlığın biri ya da birileri tarafından yaratılması düşünülemez. Aksi halde zaten söz konusu bu varlık, vahyin ortaya koyarak bize tarif ettiği Allah olamaz. Allah, kimse tarafından yaratılmamış olduğu için Allah’tır. Bu yüzden her şeyin yaratıcısı ve sonsuz kaynağıdır.  

NASIL BİLEBİLİRİZ?

Biz her ne kadar beş temel duyumuzdan hareketle Allah’ın var olduğuna dair bir şey söyleyemiyorsak da Allah’ın gerek vahyetmiş olduğu gerekse evrende yaratmış olduğu hem aklımıza hem de kalbimize hitap eden ayetleri sayesinde varlığını bilebiliyoruz. Evrenin gerek var oluş süreci gerekse yaşam gibi mucizevi bir şeyi ortaya çıkartmaya yönelik olarak kendi içinde barındırdığı mükemmellikleri, evrendeki hiçbir şeyin boş, anlamsız ve plansız olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. Her şey, son derece hassas bir planın ürünü olarak varlığını sürdürmektedir. Allah’ın varlığının delillerinin birer göstergesi olan evrendeki hassas tasarıma dikkat çektiğinizde kimi çevreler aynı şekilde “Tasarım ve tasarımcı varsa o halde tasarımcıyı kim tasarladı?” diye sorabiliyorlar. Ya da az önce ifade edildiği gibi “Her şeyi Allah yarattıysa o zaman Allah’ı kim yarattı?” şeklinde de sorulabiliyor bu soru.

Bir şeyin yaratıcısının yarattığı şeyin özelliğini aynen taşımak zorunda olduğunu sanıp yanılgıya düşülüyor.

BÜYÜK MANTIK HATASI

Burada çok büyük bir mantık hatası yapılıyor. Diyelim ki bir yazılım var “Bunu kim yazdı” diye soruyorsunuz, “Ahmet” diyorlar. O zaman “Ahmet’i kim yazdı” diye sorar mısınız? Ahmet bir program değil ki yazılımcısı olsun. Söz konusu bu çevreler bilinçsiz maddenin ezeli olduğunu, bir başlangıcı ve sonu olmadığını kabul edebiliyorlar ancak Allah’ın ezeli olabileceğini kabullenmek istemiyorlar. Bugün pek çok ateist bilim insanı bile evrendeki hassas ayarlar karşısında hayrete düşüyorken kimi ateist bilim insanları hassas ayarların olmadığını varsa da birindeki değişikliğin bir şey değiştirmeyeceğini hepsi değiştiğinde de yine farklı bir evrenin ortaya çıkabileceğini iddia ediyorlar. Oysa sadece maddeyi bir arada tutan çekim kuvveti olmasa ya da farklı olsa asla bir gezegen, yıldız ya da herhangi kompleks bir organizma elde edemezsiniz. Sadece elektromanyetik güç bile farklı olsa kimyasal bağlar oluşamaz. Dolayısıyla hayat oluşamaz. Evreni ve yaşamı, çiğnemek için açılan paketten çıkan sakız gibi sıradan bir şey olarak görmek doğru değildir.

KURAN VE BİLİM: YILDIZ ÖLÜMÜ

- “Yıldızlar söndürüldüğü zaman...” (Mürselat suresi 8)

Tarih boyunca birçok toplulukta yıldızların ışığını hiç yitirmeyecek bir özelliğe sahip olduklarına inanılmıştı. Örneğin Antik Yunan düşünürü Aristoteles’e göre yıldızlar ezeli bir yakıt ile aydınlatılmışlardı.

Kuran’ın indiği dönemde de insanlar yaygın olarak yıldızların ışığının sonsuza dek sürecek bir özelliğe sahip olduğunu zannediyorlardı. Bu yüzden yıldızların iç yapısının ve yıldızların enerjilerinin tükeneceğinin bilinmediği bir dönemde, Kuran’ın, yıldızların varlıklarının son bulacağını söylemesi mucizevi bir ifadedir. Yıldızlar ışığın kaynağı olduğu için ayette yıldızların söndürülmesinden bahsedilmesi de önemlidir.

Yanlış sorular

DAĞILIP SAÇILIR

- “Gezegenler saçıldığı zaman...” (İnfitar suresi 2)

Ayetlerde yıldızların söndürülmesinden bahsedilirken, ışığın kaynağı olmayan gezegenlerin ise dağılıp saçılmasından bahsedilir. Kuran’da yıldızlar ifade edileceği zaman “necm” kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bazı çevirmenler “kevkeb” kelimesini de yıldız olarak çevirseler de “kevkeb” kelimesinin gerçek karşılığı olan gezegen kelimesi ile tercüme edilmesi daha doğru olacaktır. Gezegenler merkezi bir yıldıza tabi oldukları için, bu yıldızın hayatı son bulup ışıkları söndürülünce gezegenler de yörüngelerinden, rotalarından çıkarlar, yani ayette ifade edildiği gibi dağılıp saçılırlar.

KURAN VE DUA

Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen sensin. Canımı, bütün varlığı ile kendini sana adamış biri olarak al beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat.
(Yusuf suresi 101)

 

X