"Emre Dorman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Dorman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Dorman

Kuran’da kadın erkek

KURAN’a uygun olmayan birtakım rivayet ve kabuller sebebiyle bazı kişi ve çevrelerin kadına bakışı, dişiliği ve cinsiyeti üzerindendir. Bu sebeple erkeği cinsel anlamda tahrik edecek ve günaha sokacak bir obje olarak görülerek erkeklerle aynı ortamda olmasından sesinin duyulmasına kadar her şeyi haram sayılan kadın, erkek egemen söylem altında aşağı bir varlık, hatta kimilerince şeytan olarak konumlandırılır.

Bu türden asılsız rivayetlere göre kadının cennete girme vizesi bile kocasının elindedir. Kadının cennete girebilmesi için kocasının ondan razı olması gerekir.

Oysa Kuran kadına dişiliği üzerinden değil kişiliği üzerinden, cinsiyeti üzerinden değil şahsiyeti üzerinden bakar. Bu sebeple kadın cinsel bir obje olarak değil, erkek ile aynı hak ve sorumluluklara sahip bir birey olarak görülür. Allah’ın katında ve kitabı Kuran’da cinsiyet üstünlüğü yoktur. Hiç kimse kendi seçimi olmayan cinsiyetini, övünme ya da yerinme unsuru olarak görmemelidir.

Erkek olsun kız olsun doğan her çocuk Allah’ın rahmetidir: “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir, O dilediğini yaratır: dilediğine kız çocukları bağışlar ve dilediğine de erkek çocukları bağışlar.” (Şura Suresi 49)

ÜSTÜNLÜK CİNSİYETTE DEĞİLDİR

Üstünlük cinsiyet üzerinden değil duyarlı ve sorumluluk bilincine sahip bir birey olarak erdemli bir şahsiyet ortaya koymak üzerindendir. “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek, bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız (sorumluluk bilinci ile hareket edip) duyarlı olmada en ileride olanınızdır.” (Hucurat Suresi 13)

Allah herkese yaptıkları iyiliklerin karşılığını en güzel şekilde verecektir: “Erkek olsun, kadın olsun, her kim inanmış olarak iyi fiiller gerçekleştirirse onu mutlaka güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle mutlaka veririz.” (Nahl Suresi 97).

Erkek olsun kadın olsun bütün inananlar sadece hayatı değil en başta Allah’a sonrada Allah’ın tüm yarattıklarına karşı görev ve sorumlulukları da paylaşırlar.

Öte taraftan yine ayetlerin ifadesi ile inanan erkek ve kadınlar birbirlerine haram değil birbirlerine arkadaş ve dostturlar: “İnanan erkeklerle inanan kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.” (Tövbe Suresi 71)

İBADET YERLERI KİMİN İÇİNDİR?

Maalesef geleneksel din anlayışının erkek egemen söylem ve eylemleri sebebiyle Allah’ın erkek ve kadın ayrımı yapmadan insanlara tanımış olduğu en temel haklar kadınların ellerinden alınmış ve yavaş yavaş kadının aile ve toplum içindeki fonksiyonu geri plana atılmıştır.

Bu durumun en fazla hissedildiği yerlerin başında da camiler ve ibadet yerleri gelmektedir. Toplumun yarısını oluşturmasına, çocuğunun ilk öğretmeni olmak gibi yüce bir sorumluluğa sahip olmanın yanında toplumun ekonomik ve sosyal dengesi içinde aktif ve önemli bir rol sahibi olmasına rağmen bazı çarpık zihniyetli kişi ve çevrelerin bakış açısında kadının camide yeri yoktur. Varsa da kadın, kuytu köşe bir yerde, bazen bir bodrum katında, bazen bir depo içinde betonun üzerine konulmuş hasırların üstünde durmalıdır.

Toplu taşıma araçlarında, markette, çarşı ve pazarda ya da topluluk halinde bulunulan herhangi bir yerde kadınlarla bir aradayken sıra camide bir arada olmaya geldiğinde bir kısım erkekler, hiçbir dini dayanağı olmadığı gibi kendileri ile de çelişik, tutarsız ve nezaketsiz bir tavır sergilemektedirler. 

Oysa cami ve ibadet yerlerinde erkeklerin ne kadar hakkı varsa kadınların da o kadar hakkı vardır. Kadınlar ile ilgili yapılacak düzenlemeler kadınlara bir lütuf değil aksine ellerinden alınmış en doğal haklarının onlara iade edilmesidir.

ÇOCUKLAR DA HAK SAHİBİDİR

Öte taraftan tertemiz ruhları ve zihinleri ile çocuklarımız da aynı şekilde ibadet yerlerinde hak sahibidirler. Hiçbir çocuk, ebeveyninin sahip olduğu bir eşya değildir. Her çocuğun bir kimliği, bir şahsiyeti vardır. Yetişkinlerin sahip oldukları en doğal haklara çocukların da imkân ölçüsünde sahip olmaları gerekir.

Bir ibadet yerinde kadının ve çocuğun olması orada ailenin ve sevgi bağının olması demektir. İbadet yerleri kimsenin tekelinde ya da kontrolünde olamaz. Kimse insanların en doğal hakkı olan ibadet hakkını sınırlandıramaz.

SOSYALLEŞME YERİDİR

İbadet yerleri aynı zamanda sosyalleşme ve kardeşlik duygularını pekiştirme yerleridir. Bu yüzden bir taraftan çocukların oyun oynadığı, erdemli ve duyarlı bir insan olmak üzere eğitimler aldığı, diğer taraftan kadın olsun erkek olsun yetişkinlerin hem ilmi hem de kültürel paylaşımlarda bulunduğu bir merkez olmalıdır.

İbadet yerinde duvarın, kubbenin, halının ya da minberin değil bir arada ortak bir inanç ve duygu ile yapılan ibadet ve paylaşımların bir önemi vardır.

CUMA KADINA DA FARZ

CUMA namazı erkeğe olduğu kadar kadınlara da farzdır. Kuran’da cuma namazı için yapılan çağrının muhatabı sadece erkekler değil bütün inananlardır: “Ey inananlar! Cuma günü, namaz için çağrı yapıldığında, Allah’ı anmaya koşun. Alışverişi bırakın! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma Suresi 9)

Dolayısıyla cuma namazına gelmek isteyen kadınlara bizzat Allah bu hakkı vermiştir. İnanan erkeklere düşen ise bu konuda duyarlı olmak ve camiye gelen kadın ve çocukların rahat ve huzurlu bir ortamda ibadet etmelerini kolaylaştırmaktır.

Maalesef ibadetin ve kardeş olmanın mantığını kavrayamamış ve zihin dünyasında kadını sadece cinsel bir obje olarak kodlamış bazı kişiler, camiye gelen bir kadına “Senin burada ne işin var” dercesine rahatsız edici şekilde bakmakta, kimi zaman da kırıcı ve incitici şekilde konuşmaktadırlar.

BU KONULARDAKİ DÜZENLEMELER

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız başta olmak üzere Diyanet personeli içinde her pozisyondan bu konularda son derece duyarlı ve bu düzenlemeleri hayata geçirme çabasında olan kişilerin varlığı mutluluk ve ümit verici. Gerek Diyanet’in içinde, gerek çeşitli cemaat ve benzeri yapılanmaların içinde bu duyarlılığa karşı direnç göstermeye çalışanların durumları ise hem büyük bir hayal kırıklığı hem de son derece içler acısı. Özellikle son dönemlerde kadınların ve çocukların ibadet yerleri ile buluşmalarına yönelik hayata geçirilmeye çalışılan projelere karşı akıl almaz ve insani değerlerden yoksun tepkilere karşı kararlı ve en güzel mücadelenin verilmesi son derece önemlidir. Ümidimiz ve duamız Rabbimizin sözleridir: “Allah, inananları şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır...” (Ali İmran Suresi 179)

KURAN VE DUA

“Başarım ancak Allah’ın desteğiyledir. Yalnız O’na güvendim ben, yalnız O’na yöneliyorum.”

(Hud Suresi 88)

X