"Emre Dorman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Dorman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Dorman

İslamofobi ile nasıl mücadele edilir?

DÜNKÜ yazımızda İslamofobinin tarihçesine ve günümüzde özellikle Batı’da İslamofobinin Müslümanların hayatlarında yol açtığı somut problemlere değindik. Bugün konumuza devam edecek ve İslamofobi ile nasıl mücadele edilebileceğine dikkat çekmeye çalışacağız.

İslamofobiyi besleyen önemli kaynaklardan birisi terördür. Sözde din adına yapılan terörist saldırılar neticesinde İslam hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan kitleler İslam’ın bir şiddet dini olduğu izlenimine kapılmakta, İslam’a ve onun takipçilerine karşı cephe alabilmektedirler. Kimi zaman bu durum beraberinde Müslümanlara karşı işlenen sözlü ve fiziki saldırıları getirmektedir. 

Örneğin geçtiğimiz ay Manchester’da meydana gelen bombalı saldırıdan hemen birkaç saat sonra yine Manchester’da bir cami İslam karşıtları tarafından kundaklandı. Yine Amerika’da San Bernardino’da yaşanan terör saldırısından sonra İslamofobik eylemlerin bir sene içinde 3 kat arttığını biliyoruz. Dahası, bu terör eylemlerinin Batı’da aşırı sağın yükselmesine katkı sunduğu gözden kaçmamalıdır. Terörden faydalanan aşırı sağ, İslamofobiyi araçsallaştırıp siyasi amaçları için kullanmayı başarmıştır. 

KURAN NE DİYOR?

Kuşkusuz bu terör-İslamofobi sarmalından çıkmadan sorunun çözülemeyeceği açıktır. İslam’ın terörle ilişkilendirilmemesi içinse Kuran’ın bu konuda neler söylediğinin dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir. Öncelikle Kuran’da, Maide Suresi 32. ayette bir kişiyi haksız yere öldürmenin tüm insanlığı öldürmek gibi olduğu bildirilir. Kuran, cana kıymayı yasaklarken savaş durumuna bir istisna tanır. 

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, savaşın Müslümanlar tarafından açılmaması, Müslümanlara sadece savunma adına savaşma izni verilmesidir. Kuran, barışı esas alan bir kitap olarak bir grupla sadece o gruptaki insanlar Allah ve din konusunda farklı fikirlere sahipler diye savaşma izni de vermemiştir: 

“Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Allah, adaleti ayakta tutanları sever. Allah sizi; ancak din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran, çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan yasaklar.” (Mümtehine suresi 8-9)

CHARLIE HEBDO ÖRNEĞİ

Buna rağmen bazı kişiler masum canlara din adına kıydıklarını iddia edebilmektedirler. Oysa yapılan terörist eylemler dinin bir emri olmadığı gibi, Kuran’ın masumların haklarının korunması ile ilgili birçok ayetine aykırıdır. Bu noktada verilebilecek bir diğer örnekse Fransa’da yaşanan Charlie Hebdo saldırısıdır. Hatırlanacağı gibi dergiye yapılan bu saldırının, dergide İslam’la alay edildiği için gerçekleştirildiği iddia edilmişti. 

Oysa Peygamber ile alay edilmesi ve ona hakaret edilmesi ne kadar çirkin bir davranış olsa da bu o insanların öldürülmesini dinen meşru kılmayacaktır. Ayetler bu konuda son derece açıktır: “Allah, Kitap’ta size şunu da indirmiştir: Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini, bu ayetlerle alay edildiğini işittiğinizde, bir başka lakırdıya dalıp gittikleri zamana kadar, o münafıkların yanında oturmayın.” (Nisa Suresi 140)

“Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de, şirke batanlardan da incitici çok şey işiteceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır.” 
(Ali İmran Suresi 186)

Görüldüğü gibi Kuran dinimizle ve Peygamberimizle alay etme zavallılığını gösterenlere bizim ceza kesmemizi istemiyor. Böyle bir durumda Müslümanlara düşen şiddete bulaşmadan orayı terk etmek, o kişileri protesto etmektir. İşte bu noktada Müslüman âlimlere ve kanaat önderlerine büyük rol düşmektedir. Bu kişiler, düzenlenen terörist eylemlerin dini açıdan gayrimeşru olduğunu daha yüksek bir sesle vurgulamalıdır. Ayetlere referanslarla detaylı bir şekilde İslam’ın terörle ilişkilendirilmesinin neden hatalı olduğu akademik çalışmalara konu edilmeli, ardından bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. 

SADECE İMAJ DEĞİL

İslamofobi tartışmalarında atlanmaması gereken bir diğer nokta ise sorunun sadece bir imaj problemine indirgenemeyeceğidir. Maalesef Müslüman dünya İslam’ı gereğince kavrayamamış; böylece İslam’ın Müslümanları hem bu dünyada hem de ahirette mutluluğa ve huzura ulaştırmasının önüne geçilmiştir. Bugün İslam ülkeleri bilimde, insan haklarında, ekonomik refahta, mutluluk endekslerinde gerilerde kalmışsa bu noktada kendimizi eleştirmekten kaçınmamalı, sorunun sadece “Batı tarafından kötü yansıtılmak” olmadığını hatırlamalıyız. Kendimizi eleştirirken bunu Batı veya Batılılar istiyor diye yapmamalı, gerçekten de eleştirinin kendimizi geliştirmemiz için tek çare olduğunu bilerek yapmalıyız. Müslümanların hem doğru bir din anlayışına hem de insani erdemlere sahip olmaları noktasında eğitim düzeylerinin yükselmesi son derece önemlidir. İslam inanç sistemi, erdemli, bilinçli ve duyarlı örnek insan yetiştirmeyi hedefler. Hem dini hem de insani değerler noktasında bilgisizlik ise hem teröre, hem de her türlü ahlakdışı eyleme alet edilmeye uygun insanların çoğalmasına sebep olur.

SANAT VE MEDYANIN GÜCÜ

İngiliz gazetesi Independent’ın haberine göre 2001 ile 2015 arasındaki terör saldırılarının sadece % 2’si Batı Avrupa ve Amerika’da meydana gelmiştir. Yine Global Terrorism Index’in raporuna göre, dünyada teröre en çok can ve mal kaybı veren 5 ülkenin 4’ünün çoğunluğu Müslüman, diğerinin de yarıya yakını Müslüman’dır. Bu ülkeler Irak, Afganistan, Pakistan, Suriye ve Nijerya’dır. Hem IŞİD’in hem de El-Kaide’nin katlettiği insanların çoğunluğu Müslüman’dır. 

Elbette her can kıymetlidir ve masumlar arasında Müslüman/gayrimüslim gibi bir ayrıma gitmek hem insanlığa hem de dine aykırıdır. Burada vurgulamaya çalıştığımız sanılanın aksine bu örgütlerin daha çok Müslümanları katlettiğidir. 

Buna rağmen Batı, medyanın ve sanatın gücünü kullanarak terörün en büyük mağduru olduğu izlenimini yaratmaktadır. Yine bazı Batılılar, İslam’la ilgili algıları da istedikleri gibi şekillendirebilmekte, Müslümanları terörist veya şiddet yanlısı insanlar olarak sunabilmektedirler. Nitekim ‘Homeland’ gibi diziler Müslümanları kolaylıkla teröre ve şiddete meyledebilecek kişiler olarak sundukları için eleştirilmiştir. Kuşkusuz medya ve sanatın gücüyle başa çıkmanın en iyi yolu bu konuda yakınmak değil, sanat ve medyanın gücünü kullanarak haklı olduğunu göstermektir. 

ÇAĞIN HASTALIĞI

İslamofobi Müslümanların gündelik hayatına birçok farklı boyutta etki etmektedir. Örneğin İslamofobi, bazen Müslümanları sürekli kendilerini ve dinlerini savunma ihtiyacı içinde hissettirebiliyor, bazen çok daha vahim bir şekilde Müslümanların fiziksel şiddete uğramasına, hatta ölümlerine neden olabiliyor. Dikkatten kaçan önemli bir husus ise İslamofobinin sadece Müslümanları ilgilendiren bir sorun olmadığıdır. Terör örgütleri bilhassa İslamofobinin sonuç vereceği yerlerde eylemler yaparak bu terör-İslamofobi sarmalını sürdürme ve daha da derinleştirme amacını taşımaktadırlar. Dolayısıyla İslamofobiyi sadece Müslümanları ilgilendiren bir sorun olarak değil, tüm toplumu ilgilendiren bir hastalık olarak görmek ve tedavisi için uğraşmak daha doğru olacaktır.

KURAN VE DUA

Rabbim! Göğsümü açıp genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki söyleyeceklerimi kavrasınlar.

(Taha Suresi 25-28)

X