"Elif Çongur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Elif Çongur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Elif Çongur

Bugün de senin yüzünden kaybedelim

O mektubu biliyorsunuz. Galatasaraylıların “Baba”sı Gündüz Kılıç’ın, Metin Oktay’ın Palermo’ya transferinin ardından kulüp başkanına yazdığı “Ah sinyor!” diye başlayan  mektup. 

Okuduğum en şahane mektuptur.

Ahmed Arif’in, Leyla Erbil’e yazdığı “Leylim” diye başlayan, “Sana doymak, korkunç ahmaklık olur” diye biten mektubu gibi olağanüstü.

Beşiktaş’ın “Kibar Feyzo”su Feyyaz Uçar’ın, hastanede tedavi gören Süleyman Seba’ya yazdığı “Ve biliyorum ki sen de bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun... Gitme büyük başkan sakın gitme... Çünkü ben sana gelemedim...” diye biten mektubu gibi muazzam.

Üç mektubu da çok yazdım, bin defa daha yazarım ayrı. Ama bugün demem başka. Bugün aklımı alan o ilk mektubun sahibini anacağım. Gündüz Kılıç ve Metin Oktay’ın başka bi anısını yazacağım. Gündüz Kılıç’ın o enfes cümlesine bir daha bakacağım.

28 Ekim 1960, sekiz gün eksik askerlik yaptığı gerekçesiyle Toptaşı Cezaevi’nde 45 gün hapis yatan Metin Oktay için tahliye günüdür.

Cezaevi kapısı açıldığında ben Metin Oktay’ı; üzerinde ince balıkçı yaka bir kazak, elinde küçük bir valiz, çenesinde bir, Turgan Ece, Rüçhan Adlı ve Kamil Altan’ın görünce yanaklarında beliren iki olmak üzere yüzünde üç gamze ile hayal ederim.  Kucaklaşır, öpüşür, ağlaşırlar.

Atladıkları araba, ertesi günkü Karagümrük maçına hazırlanan Galatasaray kampının önünde durur. Metin Oktay Galatasaray’ına, Galatasaray Metin Oktay’ına kavuşur. Akşam yemeği için büyük bir sofra kurulur, takım erken ayrılır yemekten, maç için otele dinlenmeye çekilir. Gündüz Kılıç ve Metin Oktay kalırlar. Kim bilir nasıl güzel dertleşirler.

Gece otele döndüklerinde Gündüz Kılıç kim varsa tembihler: “Metin, sabah kesinlikle uyandırılmayacak. Yorgunluğunu atana kadar dinlenecek.”

Gerisini Metin Oktay anlatsın: “Saat on birde kendi gelip uyandırdı beni. Üç saat sonra Galatasaray sahaya çıkacak ve Karagümrük’le oynayacak. Baba, yatağımın ucunda oturdu ve şöyle dedi: ‘Biliyorum, oynayacak durumda değilsin ama seyirci seni görmek istiyor Metin. Karagümrük’e karşı seni oynatmak istiyorum. Üzülme, verebileceğini ver. Sen bize çok maç kazandırdın. Varsın, bugün de senin yüzünden kaybedelim. Seni hasretle bekleyen seyircine ne olur bu saygıyı gösterelim.’ Baba’ya ‘Hayır’ diyebilmem mümkün mü? Sahaya çıktım ve ben 2 gol atarken Galatasaray da Karagümrük’ü 3-0 yendi. Beni seven tribünlerime kavuşmuştum. Kusa kusa sahadan çıkarken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum...”

Hikâyenin her yanı ayrı hadise ama bu cümle başka: “Varsın, bugün de senin yüzünden kaybedelim”.

Vuslatı kazanmaya tercih etmek var burada. Muazzam. Gündüz Kılıç’ın o mektubu gibi bu cümlesi de muazzam.

Bugün Gündüz Kılıç’ın ölüm yıldönümü. Ruhu şad olsun. Bize aşkın futbolun neresinde olduğunu hatırlattığı her bir cümlesi için var olsun. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI