"Duygu Sedefoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Duygu Sedefoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Duygu Sedefoğlu

Kadının sesi!

Bir kadının ne zaman birine ihtiyaç duyacağını bilemezsiniz...

Kadının sesi

Geçtiğimiz cuma “Kadının Seçme ve Seçilme Hakkı” nedeniyle Avukat Rukiye Çinkılıç ile bir araya geldik... Cumhuriyet Halk Partisi’nde de Kadın Kolları Başkanı… Kadının haklarını, kadının duruşunu konuştuk.

Yumuşacık ses tonu, müthiş dinlendirici ruhu var! Kadınlar için didinip duruyor. “Benim hakkım buysa, öteki kadının da hakkı bu” mantığında koşturuyor.

Sivri çıkışları yok, “Şekle takılmayalım, başörtülü kadın da okusun çalışsın” istiyor… 4+4+4 eğitim sisteminin sonuçları onu çok düşündürüyor, üzüyor…

183 kesinlikle ezberlenmesi gereken bir numara… Eğer sesinizi duyurmak istiyorsanız mutlaka ulaşın, orada sesinizi duyacak, yanınızda olacak çok insan var!

Biraz sizi tanıyalım kimsiniz?

Türkiyeli bir vatandaşım, babam emekli Astsubay. Ben Gelibolu’da, kardeşimin biri Erzurum’da, diğeri İskenderun’da doğdu. Annemin babası Yumurtalık Tarım Kredi Kooperatif Müdürüydü o nedenle 5 yaşından bu yana Adana’da yaşıyorum. Üniversitede de bir konuşma yapmıştım “Adana’ya yazgılıyım” diye. Dede tayini, baba tayini ve eş durumu derken buradayız, bundan da mutluluk duyuyorum.

Bu yapılan programlar işe yarıyor mu yoksa medyada yayınlandığı ile mi kalıyor?

Kısmen işe yarıyor, kısmen yaramıyor. Gazeteleri, yayın organlarını takip eden kadınlar için bir farkındalık yaratıyor, “Aa böyle bir gün varmış, Bugün kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiş…” gibi anlık etkiler var.

Projeler?

Asıl kalıcı etkinlikle projeler çerçevesinde yapılan, uzun vadeli birebir insana yönelik yapılan programlar.

Kadın hakları ne zaman devreye girdi? Sizin güzel sorunsuz hayatınız varken buna girişme sebebiniz ne?

Kadın hakları hayatımızda hep vardı. Ne kadar güzel hayat olursa olsun ataerkil ailelerde büyüdük. Başlık parası diye bir şey vardı, ailede benimle beraber ilk kaldırıldı, ailede ilk üniversite okuyan benim. Bu ülkede erkek çocuk okumak isterse desteklenir, kız çocuğu istese hayır yoktu. Babamın okumaya olan düşkünlüğünden okuduk biz. Hala bundan 50 yıl, 100 yıl öncesini yaşayan kadınlar var. Hala kız çocuklarının evlendirildiği zamanlardayız. Bu mücadeleler hayatımızın her aşamasında var.

Kadın hakkından anladığımız ne ve anlatılmak istenen ne?

İlk anladığımız, kadın ve erkeğin cins olarak eşit olduğudur. Uluslararası sözleşmelerde kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi vardır ama bunun daha üstünde insan hakları sözleşmesi vardır. Kadın bir insandır, insan olarak hayata başlar ve ölünceye kadar cinslere göre hayatına devam eder. Kadınlar zaman içerisinde haklarının kaybına uğramış. Kaybedince anne ve eş olarak rolleri öne geçmiş, çalışma hayatından uzaklaştırılmış. Biz kadın hakkı dediğimizde yaşamda her alanda eşit olsun istiyoruz.

Kadının bilmesi gereken en önemli 5 hakkı ne?

Sağlıklı eğitim alma hakkı, şiddet görmeden yaşama hakkı, çalışma hakkı, sağlıklı yaşama hakkı, bilgilenme hakkı, bedeninin kullanılmama hakkı var.

Hakkını bilmeyen kadın mı şiddete uğruyor?

Maalesef öyle değil, hakkını bilen kadın da şiddete uğruyor. Eğitim seviyesi düşük ve en yüksek olan kişiler de bunu dile getiremiyor, iki uç kesim. Biri utancından, diğeri bilmediğinden... Her şey bilmekle başlar, hakları öğrenmekte fayda var.

Haklarını bilen kadın da “Dırdırcı kadın” profiline girdirilmiyor mu?

Bugün güç erkeklerde olduğu için “Dırdırcı kadın” ya da “Yediğin önünde yemediğin arkanda” şeklinde yaklaşımlar var. Burada amaç insanca yaşamak, saygı görmek…

Sohbetimiz sırasında bağırmanın önemli olduğunu vurguladınız, biraz değinelim…

Evet, sesinizi duyurmanız çok önemli. Şiddet uygulanıyorsa, tacize uğruyorsanız mutlaka bağırın!

Bir dönem “Kocandır severde döver de” ve “Dişi köpek kuyruk sallamazsa…” lafları vardı. Bu zihniyetler içinde kadın tacize, tecavüze uğradığını nasıl dile getirebilir ki?

“Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” olayı da var. Her şeyden önce kadınlar kendilerine sahip çıkacaklar, ne yapıp edip kız çocuklarını okutmak için dirensinler. Biliyorsunuz kadın cinayetlerinde son derece artış var. Bu siyasi bakış açısı ve toplumsal yapıyla da bütünlük sağlayan etkenlerdir.

Eğitim sistemi de pek iç açıcı olarak değerlendirilmiyor, sizce?

Maalesef son eğitim sistemi ile umutsuzum. 4+4+4 eğitimle 9 yaşında ilköğretim tamamlanıyor sonrasında dışardan eğitim olanağı getirildi. Ben 9 yaşından sonra birçok kız çocuğunun okula gidemediğini görüyorum, bunu ben değil istatiksel bilgiler söylüyor.

Kadın haklarını savunuyoruz ama diğer yanda da başını kapatıp okumak, çalışmak isteyene de karşı çıkılıyor. Bu acımasız değil mi? “Ya başını kapatır okursun, ya da okumazsın” baskılarına maruz kalan kızlar var?

Ben başörtüsüne karışmamaktan yanayım. Benim için aslolan kadının eğitim almasıdır. İster açsın ister kapatsın, şekle çok takılmamak gerek. Türkiye bu süreçte çok zaman kaybetti diye. İnanç mıdır değil midir bilemeyiz. Kamusal alanlarda hangi inanç olursa olsun evrensel davranmak zorundayız. Öğretmen, hâkim, bir devlet memurunun dinsel simgelerle orada bulunması güveni sarsacaksa vatandaşa karşı o makamlarda giyinmemek gerekir ama diğer meslek gruplarında bir sakıncası yok diye düşünüyorum. Hâkim tarafsızlığını yitirmeyecek kimse olmalıdır. Bizim hassasiyetimiz budur, parti olarak aksi bir karşı olduğumuz yok. Bunu defalarca Genel Başkanımız da, Genel Başkan Yardımcımız da sürekli dile getirdi.

Projelerinizi CHP olarak mı yoksa bir bütün olarak değerlendirip Adana olarak mı yapıyorsunuz?

Zaman zaman değişiyor. CHP Kadın Kolları olarak yaptığımız da var. Yerelde ilçelerimizle beraber yürüyoruz, genelde de Genel Başkanımız bizlerle beraber bir çalışma yürütüyor. Mesela 7 ayda bölgeler çalışması yaptık.

Mesela?

Yerel seçim öncesinde ilçeleri gezip, aktivitelerimizi yaptık. Bilinçlendirme ve eğitim çalışması yaptık. Özel günlere yönelik çalışmamız var. Kelebekler Özgürdür diye proje gerçekleştirdik, Mesela geçen sene 25 Kasımda kelebek figürlü çıkarmalar yaptık dağıttık, farkındalık yarattık. Adana’da 1000 yeşil kartlı aileye ulaştık. Hiç tiyatroya gitmemiş kadınımızı tiyatroya götürdük. Bir başka dünyayı gösteriyoruz o arkadaşlarımıza. Kullanılmayan ikinci el giysileri alıp temizliyor, tamir edip ihtiyacı olanlara gönderiyoruz. Gençlik Kollarımız ücretsiz halk dershanelerinde hizmet veriyor, gönüllü öğretmenlerimiz var.

Adana’da kadınlarla alakalı en büyük problem ne?

İşsizlik ve şiddet…

Bazen de kadın kadının kuyusunu kazıyor! Ona ne demeli?

Zaten bunun farkına varıp da tersine giderseniz başarılı olursunuz! O kadınlar da erkek bakış açısıyla bakıp hareket ediyorlar. Siyasette de bu vardır. Mesela hep deriz “Erkek gibi” hayır, “Kadın gibi! Kadın gibi siyaset yapmak” bilirsiniz kadın daha detaycıdır. Atatürk bile ülkeyi emanet ederken gençlere ve kadınlara güvenmiş, mesajlar vermiştir. Neden kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiştir?

Bir kadın bir insan!

Aynen! Çocuğu yetiştiren ve gelecek nesilleri yetiştiren kadındır. Kadın gerekli donanımı alırsa çok iyi yetiştirir. Şuan 78 tane kadın var siyaset içinde, Kadının Seçme ve Seçilme hakkının 80. Yılını kutluyoruz ama 80 kadına ulaşamamışız! Geçmişe dönüp bakınca 101 kadın Milletvekili çıkmış.

Adana’da şiddet yüksek oranda dedik ama Adana olarak bizim bir gururumuz var. Türkiye futbol tarihinde bir futbol kulübünde başkanlık yapan ilk kadın Adanaspor’dan…

Adana bana göre bir kadın kenti. Kadınların çok geliştiği, ekonomi, sanayi, tarımda çok etkin olduğu bir şehir... 13. Yy’de bir Hitit Kraliçesi bu kenti yönetmiş, Puduhepa! Bakın başka yerlerde erkekler kız istemeye giderken bu şehirde “Ben bu oğlanı alacağım!” diye tabir kullanılır, Adana kadını özgüvenlidir, başarılıdır.

İş hayatında olan kadınlarla evde oturan kadınları buluşturuyor musunuz?

Evet evet… Deneme ötesinde çalışmalar yapıyoruz. Bakın geçim sıkıntısı çeken bir kadınımız 1000 TL’lik mikro kredi ile iş yeri açtı, bugün 3 kadına örnek oldu ve istihdam yarattı! Kadın ne istediğini bilirse güç yaratabiliyor! Kadın bir ağacın köküdür. “Ben insan gibi yaşamak istiyorum, ben eşit yaşamak istiyorum” demesi gerekiyor kadının. Kendi hayatımdan örnek verecek olursam babam bana “Kızım ortalık sıkıntılı, üniversiteye gitme” dediğinde kabul etseydim bugün Rukiye Çinkılıç olmayacaktım.

“Benim size ihtiyacım var, sesimi duyun” diyen her kadını duyuyor musunuz?

Kesinlikle evet! Her saatte bana ulaşabilirler. Bir kadının ne zaman birine ihtiyaç duyacağını bilemezsiniz.

İletişim merkezleriniz?

Kuruköprü’de CHP İl Binamız var, orada her gün bir arkadaşımız kadın arkadaşımız nöbet tutuyor, onlar not alıp bana iletiyorlar. Dava açma olayları varsa Baro’da Kadın Hakları Komisyonumuz var. Ücretsiz bunlar…Şiddet görüyorlarsa 183 hattını muhakkak arasınlar, bu numara ezberlensin. İş arıyorlarsa iş-Kur’a müracaat etsinler. Eğitimler için Seymer’ler var. Okuma yazma, bilgisayar, yemek, çocuk bakımı bir dolu eğitim var. rukiyecinkilic@gmail.com’dan mail atabilirler. Elimizden geldiğinde, gücümüz yettiğince yardım ediyoruz.

Kadının biraz da susma sebebi çocukları. “Çocuğu senden alır, hayatta göstermem” tehditleri kadını bitiriyor!

Çocuklar genelde anneye verilir, asla gösterilmeme gibi bir şey yok. Çocuk hakkı sözleşmeleri var. Tatiller belirlidir, paylaştırılmıştır. Zorunludur!

Kadınlara neler söylemek istersiniz?
Kadınlar her alanda sesini çıkarmalıdır ki artık farkındalık var ve çıkarıyor. Dernekler, kulüpler, partiler… Partilerin kadın kolları hepsi çalışıyor. Ama bunun ötesinde kadınların alanlara müdahil olmalarını istiyorum. Toplantılara katılsın istiyorum. 4+4+4 sistemi geldiğinde anneler ortaya çıkabilirdi!

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Bilgilenmek, bilinçlenmek isteyen her kadına kapımız sonsuz açık. Bu ülke bizim hep beraber mutlu olduğumuz, yatağa aç girmediği, şiddet görmediği kentte yaşama özlemindeyim. İnşallah başaracağız...

X