Genç görünmenin beş sırrı!

Uzak durulması gereken cümle; “Aaaaa sana iyi mi geldi ben de kullanayım o zaman!”

Haberin Devamı

Bu haftaki röportaj konuğumuz Doktor Gizem Toktaş Geylani… Estelite Güzellik ve Estetik Merkezi…
Güneş anlamında Çukurova Bölgesi olarak şanslıyız ama ciltlerimiz bir o kadar da şanssız…
Akşamları bile “Ne olur ne olmaz, burası Adana, güneşi gecesine de işlemiştir…” diye 50 faktörsüz yaz kış dışarı çıkmam.
Vee maalesef “Aaaa sana iyi mi geldi, dur ben de bu kremden kullanayım o zaman”cıyım… Bu huyumu gün geçtikçe daha da törpülemeye çalıştıysam da tam anlamında kurtulmuş sayılmam…
Gizem Geylani “Sakın! İlla kullanacaksanız da en azından bir hekime sorun…” diyor… Doğru da söylüyor… Sonrasında başımıza gelecekler daha facia olabilir…
Artık sadece kadınlar değil, erkeklerin de güzellik merkezleri gözdesi. Önce manikürle bu camiaya adım attılar, sonra cilt bakımı, lazer diye hızla devam ediyorlar.
Gizem Geylani ile güzellikten konuştuk, buyurun beraber devam edelim…

Haberin Devamı

Genç görünmenin beş sırrı

Ne oldu da bu kadınlar sizin de dediğiniz gibi “Artık kuaföre gider gibi” güzellik merkezlerine gitmeye başladılar?
Globalleşen dünya ve internetle beraber bilginin daha ulaşılabilir olması çok büyük etken. Kadınlar Kendi ayakları üzerinde durmaya başladılar, kendilerini daha iyi tanımaya başladılar. Ne yakışır ne yakışmaz, yüzünde eksik veya fazla ne var çok guzel analiz edebiliyor ve çözüme ulaşabiliyorlar.
İş hayatının etkisi de var mı?
Tabii ki… Kadının iş dünyasında aktif rol alması da daha dinamik, dinç ve bakımlı görünmesini gerektiriyor. İşte bu yüzden artık sac fönletir ya da boyatır gibi dolgu botox ve her turlu cilt gençleştirme yöntemlerini öğle arası tatillerinde bile yaptırmaya başladılar
Sebebi sadece bilinçlenmek, farkındalık mı yani?
Hayır, son yıllarda medikal estetik cihazların da geliştirilmesi, gerek eğitim ve fuarlar aracılığıyla kendi sınırlarını zorluyor. Rekabet ortamında haliyle cihazların ve uygulanan malzemelerin fiyatları da daha ulaşılabilir hale geldi. Tabii bu da biz uygulayıcılara ve uygulatan hastalara yansıdı.
Gelelim büyük dertlerden biri olan lekelere… Gerçekten kesin çözüm var mı?
Ne yazık ki Güney Bölgesindeki yoğun güneş ve bronzlaşma modası nedeniyle leke tedavileri bizleri zorluyor. Lekenin natürü her ne olursa olsun güneş koruyucular bizlerin tedavi protokolünün olmazsa olmazıdır. Güneş kremi kullanmayan bir hastaya tedavi protokolü başlamak, yürümeyen bebekten koşmasını beklemek gibidir.
Peki, hangi lekeler daha sorunlu?
Leke kişinin genetik özellikleri, cilt yapısı, hormonsal durumu, yaşam alanı ve oluşum sebebine göre farklılıklar gösterir ve tedavi protokollerimiz de bu konuda şekillenir. Eskiden sadece peelinglerle kış aylarında tedavi yaparken artık her mevsim uygulanabilen ve yeni leke oluşumuna yol açmayan yeni protokollerle lekeleri yok etme imkânımız var. Ama yıllar içinde oluşmuş lekelerin kısa sürede yok edilmesini de beklememek lazım. Leke tedavisi sırasında sabırlı olunmalı, güneşten korunmalı ve güneş koruyucu mutlaka düzenli kullanılmalıdır.
Peki Sorunsuz bir cilt için neler yapmak gerek?
Temizlemek, korumak ve nemlendirmek birinci esasimizdir. Fakat 25 yaşından sonra cilt çan eğrisindeki gibi bir düşüşe girer, tabii bunda genetik özellikler de çok büyük rol alır. Bu yüzden cilde düzenli olarak derin temizlik yaptırmak ve hastanın doktoruyla görüşüp ciltteki ihtiyacına yönelik bakim protokollerini hazırlamak guzel yaş almanın esasidir.
Bazen bakıyorsun bir yüz tamamen estetik harikası bazen bakıyorsun hiçbir şey yok yok gibi… Ama var! Doğala yakın… Bu kişi tercihi mi yoksa işlem şekli mi?
Bu birçok faktöre bağlı aslında... Birincisi hastanın aceleci davranıp cilt kalitesini ve bağ dokusunu arttırmadan yoğun değişim istemesi olabilir, ikincisi işlemlere çok geç başlamış olabilir. Üçüncüsü de işlemi uygulayan doktorun tarzıyla ilgili olabilir çünkü bu iş bir sanattır. Hastanın yüzünün total değerlendirmesini yapıp, altın oranını koruyarak ve tabii ki hastayı bilgilendirerek en etkili ve en doğal görünüme kavuşturulması mesleki becerimizin yanında bir sanatçı bakış açısına sahip olmayı gerektirir.
Her duyulan kremleri kullanmak doğru değil biliyoruz ama “Ben kullandım, bana yaradı!” cümlesi kulağa fena hoş geliyor. Hatta bu laf beni de çok cezbediyor!
Ürünün dermokozmetik veya farmesotik olması demek sonuçlarının sadece gözle görülür değil bilimsel deneylerle, doku örnekleriyle ve klinik çalışmalarla da etkinliğinin kanıtlanmış olmasını da gerektirir. Ne yazık ki internet ortamında yasal bir düzenleme olmadığı için etken maddesi belli olmayan, çok büyük vaatlerle ortaya çıkan, photoshoplu fotoğraflarla reklamı yapılan ürünleri ne yazık ki biz de görüyoruz ama çok kısa sure içinde yok oluyorlar. Keşke etkinliği, reklamı kadar çok olan bir urunun fiyatı ve ulaşılabilirliği bu kadar kolay olsa...

Haberin Devamı

Genç görünmenin beş sırrı

( Dr. Gizem Toktaş Geylani - Dr. Can Eren - Dr. Dilek Eren )


Güneş kremi ve nemlendirici alırken nelere dikkat etmek gerek? İçeriğinde ne olmalı, ne olmamalı? Marka önemli mi yoksa eczane ürünü olması yeterli mi?
Eczane ürünü olan dermokozmetik ürün almak önemlidir. Giyim ya da moda markalarının çıkartmış olduğu kremlere yüksek meblağlı fiyatlar vermektense sadece görevini yapıp güneşten koruyan bir güneş koruyucu almak yeterlidir. Ve güneş kremi alırken en çok dikkat edilmesi gereken şey ise; SPF (Sun Pritecting Factor) olarak adlandırdığımız birim sadece ultraviyole B’ye karşı koruma sağlar, güneş kreminin üzerinde hem UVA hem UVB koruyucusunun olduğuna mutlaka bakarak almalıyız
Genç görünmenin sırrını 5 madde ile sıralayacak olursak?
Bir hayattan keyif almayı bilmek, yani ruhumuzu beslemek, iki sağlıklı beslenmek ve düzenli check-up yaptırmak, üç spor yapmak (özellikle temiz havada) dört gülmek, sevmek, sevilmek (Gülüyor) beş güvenilir doktoru olan bir merkezde well-aging ve anti-aging işlemlerle ilgili destek almak...

Yazarın Tüm Yazıları