"Duygu Sedefoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Duygu Sedefoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Duygu Sedefoğlu

Evde götürü, pazarda getiri…

Bu haftaki röportaj adresimiz “Kadınlar pazarı”Çalışan, üreten kadınlar.

Aklınıza kermes gelmesin ama benzeri bir şey. Yine kendi ürettikleri ürünlerle oradalar…
“Gellll gelll… Gel ablaaa…” diye bağıran yok. Çok harika ses tonlarıyla “Buyurmaz mısınız?” diye nazikçe davet ediyorlar.
Hepsi harika börekler, pastalar, içli köfte, yaprak sarması yapmış, ev yapımı baklama açmış. El emeği göz nuru takılar yapmışlar, örgüler örmüşler, dikiş dikmişler. Nevresim, yorgan… Ne ararsanız var… Pazarın sonunda da tek bir erkek var o da baharat satıyor…
Ev kadınlarına bu fırsatları veren belediyeleri kutlamak, bu kadınları da hep cesaretlendirmek gerek…
Hepsi bir zincir… Birileri üretsin, birileri desteklesin…

Kim demiş kadınların toplu olduğu yerde kavga çıkar diye! Hepsi bir araya gelmiş Çukurova Semt Pazarı’nda Adana ekonomisine can veriyor.
Önce örgü yapan Emine Yılmaz ve kardeşi Edibe Taşdelen Yiğit ile muhabbet ettik sonra takı yapan Hülya Cömertbay sonra harika yemek yapan kadınlardan dördü Elife Der, Emine Birgin, Figen Yaldır, Hatice Gözütok…


Evde götürü, pazarda getiri…

Sizi tanıyalım biraz kimsiniz, kaç yıldır buradasınız?


Emine Yılmaz: 15 yıldır buradayım.
Edibe Taşdelen Yiğit: Ben 10 yıldır buradayım. Ankara’da bu pazarın benzeri var bir de İstanbul’da sanırım varmış.


Erkek egemen bir şehirde kadın pazarının olması kulağa göze pek keyifli geliyor!
Edibe Taşdelen Yiğit:
Geçim sıkıntısından kadınların da aile bütçesine yardım etmesi onları da bizleri de mutlu ediyor.


Normal pazarda var mısınız?
E. T. Y:
Hayır orada yokuz.

Olsa nasıl olur peki? Zor mu kolay mı?
E. T. Y:
Olmaz mı olur tabi. Ama böyle daha iyi, kadın kadınayız ve daha rahatız.

Günde kaç örgü yapıyorsunuz?
E.Y:
Satılanın yerine yenisini işliyoruz.
E. T. Y: Günde bir tane yelek yapılabilir ama.

Piyasa durumunu sizde buradan hissedersiniz. Havalar nasıl?
E. T. Y:
Durgunluk var. Zaten maaş günlerinde pek bir şey olmaz, herkes borcunu filan öder kalanla da işte gelip alacağını alır…

Sizi burada rahatsız eden bir durum var mı?
E. T. Y:
Hayır yok. Daha önce üzeri açıktı yağmurda rezil oluyorduk, Yıldıray Arıkan söz vermişti ve sözünü tutup kapattı üzerini.

Yemek yapanlar da var siz neden örgü seçtiniz?
E.Y:
Annemizden öğrendik bu işi. Annem işler satardı biz de ona yardım ederdik. Öyle öyle başladık. Annem kazağın önünü yapardı, ben arkasını, kardeşim kollarını.

Kadın kavgası var mı?
E. T. Y:
Hayır yok olmuyor. Hıı belki ufak tefek yerimi işgal ettin tartışması olursa olur. Bakın bizim alanda 4 arkadaşız hep beraber yer içeriz.

TAKI BÖLÜMÜ

Evde götürü, pazarda getiri…

Hülya Cömertbay… Siz kaç yıldır buradasınız?
13 yıldır. Gazipaşa’dan bu yana ondan öncesinde Kültür Sokağı’ndaydım. Yıldıray Arıkan zamanında.
Bütün kadınların da dilinde Yıldıray Arıkan var yalnız!
Başta ben çok severim onu. Bir dönem belediye sorunlarımız oldu çok şükür yeni yönetimle bir sorunumuz olmadı. Bir dönem zabıta gelirdi hepimizi çekiştire çekiştire hakaret ederlerdi, 3 çocuk annesiyim ben ne kadar onur kırıcı!


Siz mi yapıyorsunuz takıları?

Hepsi benim el emeğim göz nurum. Saat gece 3’lere kadar oturup ben bunları yapıyorum.

Başka pazarlara gidiyor musunuz?
Hayır.


Haftada bir gün gelip satış yapmak yeterli oluyor mu?
Olmuyor tabii, bazen gelip siftahsız döndüğüm de oluyor. Ama inatla işime devam ediyorum. Benim sabit müşterilerim var, köklendim artık burada.


Bir iyileştirmeye ihtiyaç var mı sizce?


Benim için şuanda her şey mükemmel, bakın nasıl yağmur yağıyor ama ıslanmıyor. Şemsiye altında satış yaptığımı bilirim.


Bir kadın olarak ev ekonomisine katkıda bulunmayı nasıl anlatırsınız?
Çok güzel bir şey, eşime yardım etmek gurur. 3 çocuğumuz var biri Adana dışında okuyor. Diğerleri de okuyor, böyle destekle ayakta kalmak insanı mutlu ediyor tabii.


Bugün kaç takı satarsanız 1 haftayı geçirirsiniz?
200 TL’yi bulması lazım… O da yaklaşık 15 takı filan yapar.


Ekonomiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hiç iyi değil, çok durgun. 2002 öncesi çok güzel satışlar yapardım…


Sizce karma Pazar olsaydı nasıl olurdu?
Hayır, hayır olmaz. Çığırından çıkar, belediye de bunun altından kalkamazdı.


Neden?
Çok izdiham yaşanır. İnsanların kendi arasında kavgalar çıkar. Burada 5 cm için bile kavga çıkınca belediyeye kadar şikâyete giderken karma pazarı düşünemiyorum. Zabıta müdürü de geldiğinde çileden çıkar gider

Bu kadar kadının içinde zaten zor işi!
Ezerler onu ezerler, kadınları bilirsiniz direne direne her şeyi kazanırlar. (Gülüyor)


Sebze pazarcıları semt semt geziyor. Sizde de 7 gün gezme olsa nasıl olur?
Olmaz ya, ben bir ev hanımı olarak her gün pazara çıkamam. Çocuklarım, kocam var benim. Onlara da zaman ayırmam lazım. Bir de zaten sabah 4’lere kadar emek emek bunları yapıyorum. O saate kadar çalışan biri aynı sabah işe nasıl gidecek. Sağlığımı bozarım.


YEMEK BÖLÜMLERİ

Evde götürü, pazarda getiri…

Kaç yıldır buradasınız?
Elife Der
: çok yeniyim ben daha 2 ay
Emine Birgin: 5 yıldır.


Neler yapıyorsunuz pasta börek mi?
E. B:
Ev baklavası, içli köfte, Muhacir Böreği, su böreği, mantı, Sarımsaklı köfte, sıkma börek, yaprak sarması.

Sipariş?
E. B:
Tabii ki, çalışanlar genelde sipariş veriyor.


Nereden çıktı bu işe girmek?
E. B:
Ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Çocuklar da okuyucunda “çalışayım da ek olsun” diyorsun özellikle anne olan kadın bunu direkt çocukları için düşünüyor.

Elife Ablacım, siz nasıl başladınız?
Önce yardım ettim ve evime katkım olsun istedim.

Nasıl bir şey para kazanmak?
Elife Der:
Hiç bu yaşıma kadar çalışmadım, çok çok güzelmiş o paranı eline almak.
Emine Birgin: Kendi kazandığınla bir çorap bile alsan harika bir duygu.

Evde yaptığınız yemeği dışarda da yapıyorsunuz, çok da bir değişim yok aslında?
Emine Birgin:
Aynen. Evde yaptığımız sadece götürüydü şimdi getiri. (Gülüyor)


Gıda sektörü daha şanslı… Sizin işler nasıl?
Emine Birgin:
Kesinlikle! Kıyafet almadan durursunuz ama aç yaşayamazsınız. Ama bunun da masrafı çok. Tüketim olmayınca telef oluyor. Konuya komşuya dağıtıyorsun filan. Özellikle yazın sıcakta bozulma riski çok fazla.

Akşam kaça kadar buradasınız?
Emine Birgin:
19:00’a kadar.


Size yetiyor mu 1 gün?
Emine Birgin:
Burada 1 gün varız ama evde 3-4 günde hazırlanıyoruz.


Baya baya seviyorsunuz siz buraları?
Emine Birgin:
Tabii ki… Belediye bize burada bu imkânı sundu ama Türkiye’nin her yerinde bu pazarın olması lazım. Zorda kalan bir kadını da kötü yollardan koruyacak güzel bir yoldur bu!

Her tezgâhını alıp gelen satış yapabiliyor mu?
Emine Birgin:
Hayır önce Çukurova Belediyesine gidiyorsun başvurup kart çıkarttırıyorsun, numara alıyorsun.


Bir başka yemek standı…

Evde götürü, pazarda getiri…

Siz ne kadar zamandır bu iş içindesiniz?
Figen Yaldır:
5 yıldır beraberiz. El maharetimiz vardı başladık. Ekonomik özgürlüğümüze kavuşalım dedik. Ne güzel özgür olmak


Kocalar bozulmasın sonra?
Kızmasınlar yükleri azaldı, masraftan kurtardık. E sigortamı da yatırıyorum.


Ekonomik özgürlüğün duygusu nasıl diyeyim o zaman?
Figen Yaldır:
İstediğini istediğin zaman almak çok güzel bir duygu.


Sizlere yetiyor mu haftada bir gün?
Figen:
En azından 2 gün olsa çok daha iyi olur. Güzelyalı’da açıldı ama orası burası gibi tutmadı. Seyhan Belediyesi keşke bir merkezi yer ayarlasa. Gazipaşa, Ziyapaşa gibi yerlerde.

Piyasa nasıl?
Piyasa bizden geçer.


Peki geçiyor mu sınıfta kaldı mı?

Çok durgun! Gıda sektörü daha avantajlı… İnsan boğazsız kalmaz…


Son olarak eklemek istedikleriniz?
Figen:
Gıda da lezzet ödülü aldım ben, halk tarafından verildi. Burayı çok seviyorum, dediğim gibi inşallah Seyhan Belediyesi de bir yer verir, daha çok kadına da istihdam olur.

X