"Duygu Sedefoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Duygu Sedefoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Duygu Sedefoğlu

“Çukurova topraklarının bereketini herkes bilmeli…”

Bu haftaki röportaj konuğum genç girişimci Hediye Sönmez. Yaklaşık iki yıl önce www.hediyelikbahcem.com olan e-ticaret şirketini kurdu.

 “Çukurova topraklarının bereketini herkes bilmeli…”Fotoğraf: Sude UÇAROĞLU – DHA

 

Bu haftaki röportaj konuğum genç girişimci Hediye Sönmez. Yaklaşık iki yıl önce www.hediyelikbahcem.com olan e-ticaret şirketini kurdu.

Eskiden anne babalarımız eşe dosta çuvallarla, kolilerle narenciye gönderirlerdi. Hediye Sönmez, bu işin daha modernize olmuş halini yapıyor. Ailesi de çiftçi olunca çok da zorluk yaşamıyor.

Bir süre İstanbul’da özel bankaların teknoloji departmanında çalıştıktan sonra kafasında kendi işini şekillendirip, Adana’ya dönme kararı alıyor. En büyük destekçi olarak da ailesini görüyor. Ki zaten “Aile olmazsa olmaz” diye de güzel özetliyor.

Buyurun birlikte okuyalım…

Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

Adana’da doğdum, büyüdüm, yetiştim. Almanca Anadolu Lisesi’nden mezun oldum. Daha sonra TOBB Üniversitesi, Endüstri Mühendisliğinden mezun oldum. Mezuniyet sonrasında da hemen İstanbul’a gitmeye karar verdim, İstanbul’un yoğun temposu, koşturmalı iş hayatına girip kendimi orada geliştireyim dedim. Şansım da iyi gitti, mezun olur olmaz bir bankada danışmanlık bölümünde çalıştım.

Okurken amaç neydi? Finans mı yoksa başka alanda var olacağım şeklinde bir düşünce var mıydı?

Endüstri Mühendisliğini okuma sebebim çocukluktan kalma. “Mühendis Hanım, desinler bana” diyordum. (Gülüyor) Çoklu bilim dallarını içinde barındıran bölümdü. Amacı da hangi alan olursa olsun verimliliği arttırmak. İş analisti oldum, hem müşteriyle görüşüyorsunuz hem de yazılımla uğraşıyorsunuz, arada koordine oluyorsunuz. Her alana hâkim olabileceğim bir yer olduğu için bankacılığı tercih ettim. Sonrasında da zaten başka bir bankanın teknoloji departmanında başladım. Hakikaten o banka da yazılım teknolojilerinde bir numara olan bir adresti.

Bu süreçte “Adana’ya döneyim artık, yeter” diyor muydunuz?

Hedefim, kurumsal şirketlerde çalışıp sonra Adana’ya dönüp kendi işimi kurmaktı.

Peki, iş kurmadan önce aklınızda tercihleriniz var mıydı?

Tabii ki… Nasıl kurarım? En az maliyetli bir iş kurabilir miyim? En az risk ile en az maliyet olan bir iş şeklinde kriterlerim vardı. Aklımda var olan ilk seçeneğim de bir e-ticaret işiydi. E-ticaret işinde ne satabilirim? Nasıl bir şey olabilir? Bunların analizini yaptım. Açıkçası kendi emeğimle kurmak istedim.

O halde birikim de yapıyordunuz, öyle mi?

Aynen... Birikimlerime özen gösteriyordum.

“Hediyelik Bahçem” de bu şekilde mi ortaya çıkmış oldu?

Evet. Hem e-ticaret olsun, hem ata-dede işi olsun, kendi yazılımımı da entegre ederek kendi işimizi de efektif hale getirme düşüncesiyle “Hediyelik Bahçem” doğmuş oldu.

Bahçe mi hediye ediyorsunuz?

(Gülüyor) Bahçe mahsulü hediye ediyoruz. Üreticiden tüketiciye ulaşana kadar arada bir sürü aracılar var, biz bu işte aradaki kişileri kaldırıp, direkt tüketiciye ulaşıyoruz.

O zaman bir kısa özet alabilir miyiz? Ne iş yapıyorsunuz?

Ailem çiftçi. Dolayısıyla onlarla bağlantılı bir iş yapıyorum. Hiçbir işlem görmemiş, katkı maddesine bulaşmamış, dalından toplayıp sadece tozunu aldığımız, sezonluk mahsullerimizi paketleyip Türkiye’nin her yerine kargo bedava şeklinde gönderim yapıyoruz.

“Çukurova topraklarının bereketini herkes bilmeli…”

Eskiden Adanalılar şehir dışındaki eşe dosta çuvallarla narenciye gönderirdi, siz bunun modernize olmuş halisiniz sanırım, öyle mi?

Aynen öyle. (Gülüyor) O çalıştığım bankada kadar şahit oldum ki bu e-ticarete. Düşünün bir yumurtayı dahi internet üzerinden sipariş veriyorlardı. Baktık ki bu işler gayet iyi, biz de bu alanda var olalım dedik. Bir de çok bekletmiyoruz ürünlerimizi.

Ne gibi?

Siparişi veriyorsunuz hemen paketleniyor ertesi gün elinizde oluyor. Ankara ise bir gün, İstanbul ise dağıtım ve trafik sebebi ile iki gün sürebiliyor.

Aile desteği bu iş evresinde ne kadar önemliydi?

Çokkkkk önemli… Ailem hayatımın her evresinde en etkin rolü oynar. Ailemle konuşur, ailemle karar alırım ki bu da benim için çok önemli. Mesela okula bile annemle beraber gidiyorduk o kadar ki anneme bağlı bir insanım. 2 buçuk aylığına Amerika’ya gidip “Anne bennn seni özledimmm” deyip, 2 ayda dönen insanım. (Gülüyor)

Kaç yıllık bir markasınız?

1 Kasım 2015’te kurdum. 2 sene olacak.

Bu işi ilk kiminle konuştunuz?

Babamla ilk konuştum, epey destekledi ama annemin çekinceleri vardı. “Tarla işi, bahçe işi, hani erkek uğraşı, nasıl olur?” diye.

Ailenizin bahçesinde bu işi yapıyorsunuz, peki senelik mahsul hakkınız var mı? “Bu kadar mahsul senin, al bunu sat” mı diyorlar?

Evet, ailemin bahçesinden mahsuller. Mahsul toplanma zamanında babam tüccarlarla görüşüyor, sonra da bana “Kızım sana ne kadar lazım” diyor, bana da pay ediyor gerisini tüccarlara bırakıyor. Aylık giderlerime göre “Baba bana bu kadar ağaç yeterli” diyorum böyle bir sistemle paylaşıyoruz.

Satışlar nasıl gidiyor?

Gayet iyi gidiyor. Hatta artarak devam ediyor.

Peki, babanıza bu ayırdığı ağaçların mahsulü için ödeme yapıyor musunuz?

(Gülüyor) Hayır, yok. Hatta aramızda bunun esprisi de oldu, Babam bana “Artık parasını verirsin” diye gülüyordu.

İlaçlaması, gübresi bütün masraf babada, karı sizde mi?

(Gülüyor) Yok, babama para yok! Hani dedim ya “Babam hep destek, tam destek” diye, aynen böyle. Ama şunu da belirteyim, Ziraat mühendisliğine de başladık, ekip olduk “Hediyelik Bahçem” olarak. Her anlamda biz de artık işin içindeyiz. Bakımından, toplamasına, paketlemesine kadar… Ki zaten dediğim gibi ilk bu işe başlarken kar-zarar her analizinde ve ilk e-ticaret yazılımını yaparken kendi birikiminle bu yola girdim.

Sanırım ilk olarak tek başınıza başladınız, şimdi kadro büyüyor mu?

Aynen. Telefona, kargoya, siteye, mahsule hep ben bakıyordum. Şimdi Ziraat mühendislerimiz var, Aykut da şimdi bizimle beraber. Gayet iyi gidiyoruz.

Sitenize bakınca fiyatlar epey düşük çok da karınız yok gibi, öyle mi?

Bunu duymak çok güzel. Ankara’da İstanbul’da bir kilo portakalı epey pahalıya alıyorlar. Biz kargo ücretini de dâhil etmeyince bir de dediğim gibi üretici ile tüketici arasına kimseyi almayınca ucuz oluyor. Bu arada sadece narenciye paketleyip göndermiyoruz.

Ne yapıyorsunuz peki?

Düşünün birine hediye göndereceksiniz, çiçek, çikolata ne bileyim başka hediye. Nasıl ona özenip paket yapıyorsanız biz de bu kutulara özenip paket yapıyoruz. İçine hediyelik ürünler koyuyoruz. Bir kavanoz kumkuat reçeli, portakallı drajeler, küçük keseler, Adana’ya özgü tatlı limonlar..vs vs… Adana has küçük hediyeler olunca hem insanları mutlu ediyor hem de çok değişik geliyor.

Narenciye içinde olan biri olarak, karnaval için bir proje var mı?

Tabii ki. Geçen sene standımızı kurduk, hatta çok da iyi tepkiler aldık. Portakal suları ikram ettik. Portakal çiçeklerini canlı canlı standımıza koyduk. Bu sene tamamen Hediyelik Bahçem ürünleri olacak.

“Çukurova topraklarının bereketini herkes bilmeli…”

Babanızın ihracatını nasıl etkiliyor?

Olumlu yönde etkiliyor. Biliyorsunuz dünyada artık sosyal medya, internet çok yaygın kullanılıyor ve iletişim bu şekilde hızlı kuruluyor. Yurtdışından çok fazla telefon alıyorum. “Sipariş vermek istiyoruz, ihracat yapmak istiyoruz” diye dönüşler alınca, güvenilir firma ise evet görüşmeyi değerlendirebiliyoruz.

Risk durumunu bu işe başlarken nasıl görüyordunuz ve ne kadar yanıldığınızı anladınız?

Eğer başarısız olsaydım eski işime geri dönebilirim diye düşünüyordum. Ama her şey güzel ilerledi ve kendi işimde başarılı bir şekilde devam ediyorum.

Yeni girişimcilere neler söylemek istersiniz?

“Ben bu işe girersem ne kazanırım, ne kaybederim?” bu analizi iyi yapmaları gerekiyor. Hayalleri, hedefleri varsa bir gün dahi beklemesinler. Bir de cesaret çok önemli.

Son olarak eklemek istedikleriniz neler?

Girişimimin iyi gidiyor olması beni çok mutlu ediyor. Başarının sırrını da insanın ailesine bağlıyorum, aile desteği, güveni çok önemli. Müşterilerden de aldığım güzel geri dönüşlerle daha da insan kendini iyi hissediyor. Adana maalesef kavgaları ve kebabıyla biliniyor. Antalya ve Mersin daha çok narenciye ile biliniyor. Bütün değerlerimizle ön planda olmak istiyorum. Adana gerçekten çok güzel bir memleket, çok kıymetli. Çukurova’nın bereketli topraklar olduğunu Türkiye’nin her yerinden bilsinler istiyorum.

X