"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Seni ne çok sevdik, bilemezsin

Seni çok, pek çok sevdik. Gurur duyduk. Başarınla mutlu olduk.

*
Sen de kenar mahalleden, gecekondudan, yoksulluğun içinden, hatta dibinden geldin.
Bir yanın garip.
Mahcup, ürkek, çekingen,
saygılı, hürmetli,
içten, samimiydin.
Gülünce, gözlerinin içinin güldüğünü anlardık.

Seni ne çok sevdik, bilemezsin

SEVDİK SENİ

Rengine, ait olduğun kampa, takıma, kültüre yabancı olanlar da, hatta ilgi duymasalar da seni takip etmeye, izlemeye başladılar.
İçin için sevdiler de seni hani...
Rağmen sevdiler.
Bizim gibi sevmeseler de, sevdiler yani...
*
Doğrusunu istersen, azimli, gayretli, hırslı,
Çalışkandın...
Erken yaşlarda başladın.
Kurallara da aldırış ettiğin yoktu.
Hem kural neydi, niçin vardı?
Tüm kurallar çiğnenmek için değil miydi!..
*
Ölesiye, deliler gibi sevdik.
Başarıdan başarıya taşıdın bizleri.
Zaman geçtikçe büyüyüp serpildin, serpildikçe güçlendin.
Güçlenip, ünlendikçe bıçkın, biraz hırçın.
Hatta maço olmaya başladığında da sevildin.
Şeytan tüyü mü ne vardı sende, ne yaptınsa eksilmedin...
Ne kadar çok hayranın, taraftarın vardı.

SEN NE HARİKA ŞEYDİN

Sen harikaydın.
Sana yakın olmak için niceleri takla atmaya başladılar.
Seninle fotoğraf çektirmeye, hatta bir fotoğraf karesinin kıyısında köşesinde olmak bile ne kadar gurur veriyordu birçoklarına, bir bilsen...
Yaşa, varol, sen bizim her şeyimizsin derken çılgınlar gibi alkış alıyordun.
*
Şöhretin basamaklarını çıktıkça bir başkalaşıyordun.
Ünün yayıldıkça coğrafyalara seninle biz de şöhret oluyorduk.
Ailece izliyorduk artık seni.
Sevenin sevmeyenin dilindeydin, seni takip ediyorduk.
Tarifsiz bir şeydi bu...
Avuçlarımız patlarcasına yıllardır alkışladık.
Çok çileli yılların oldu besbelli.
Zordu tabi onca güçlüğü aşıp, en önde olmak.
Taraflı, tarafsız herkes başarılarından bahsediyor, gazeteciler, programcılar seninle röportaj yapmak için koşturuyorlardı.
TV’lerde, gazetelerde, sporda, magazinde de sen vardın...
Allah bereket versin, bu arada paraya para demedin.
Büyük yatırımlar yaptığını işittik.
*
Rakiplerini ince manevralarla nasılda her yıl üst üste alt ediyordun.
Sen kazandıkça biz çoluk çocuk bravo dedik, alkışladık.
*
Zaman ne kadar da hızlı geçti bu arada, farkında mıydın!...
Oysa her şey dün gibi.
Ürkek, mahcup, çekingen, sevimli, sempatik.
Yoksulluğa, fakirliğe dair ne çok hikayen vardı...
Futbola merakın ta o yıllarda başlamıştı değil mi?

TÜRKİYE’Yİ KISKANDIRDIN

İsmini işitenler, seni görmek isteyenler, seninle aynı masada oturmak isteyenler de arttı.
Ülke içinden ve dışından ne çok hayranın oldu bu sürede...
Birçok ülke senin gibi bir adama sahip olmak için neler vermezdi ki...
Sayende Türkiye’yi kıskanıyorlardı...
Sayende...
*
Sahi başlayalı ne kadar oldu?
20 yıl oldu mu?...

İSMİNİ TAŞIYOR GENÇLER

Seni çok sevdik, pek çok sevdik,
Öylesine çok sevdik ki çocuklarımıza bile senin adını verdik.
Kaç kıtada, kaç ülkede senin ismini taşıyor gençler şimdi...
*
Peki, sen ne yaptın!
İnsanları hakir görmeler,
Aşağılamalar,
Silahlar, ateş etmeler,
Dövmeler, dövdürmeler,
Tehditler, hakaretler,
Mafyavari haller...
Hele o yüzündeki öfke dolu ifadeler!..
Başkalaştın, çirkinleştin...

AH ARDA, AH

Ah Arda ah...
Ne kadar mütevazi çocuktun oysa.
Ne kadar saf,
Ne kadar Anadoluydun,
Ne kadar çok bizim toprakların çocuklarına,
Ne kadar bize benziyordun...
Ezilmişliğimizi seninle yeniyorduk.
Futbol sahalarında ki kıvraklığın dillere destan olmuştu.
Geçen gün Bursa Nilüfer Galatasaray Futbol Okuluna uğradım.
Çocuklar cıvıl cıvıldı, halı sahada antrenörleriyle öbek öbek olmuşlar çalışıyorlardı.
Güzel yavrularımız.
Aileler büyük bir dikkat ve keyifle çocuklarını izliyorlar;
Büyüyünce hepsi Arda mı olacaklar acaba?...
*
Olurlar mı?
Olmak isterler mi?
Yoksa mazide mi kaldı o şöhretli günler? Kim bilir...

ARDA OLURDU TÜM ÇOCUKLAR

Halı sahanın tel örgülerinde başarılı sporcuların posterleri asılıydı.
Tek tek isimlerini okudum...
Hepsinin adı Arda!..
Ya da ikinci isimleri Arda...
Yusuf Arda.
Onur Arda.
Mustafa Arda.
Ardahan.
Arda, Arda, Arda...
Ardaların fotoğraflarını izlerken aileleri ve Türk futbolu adına gurur duydum.
Arda, Galatasaray’ın altın çocuğu...
Barcelona’da top oynamış, şimdi Başakşehir’de spor yaşamını sürdüren Türk sporunun en tartışmalı, asabi, gergin ve sempatisini yitirip gözden düşmüş topçusu!..
*
Bu çocukların isimleri, Arda Turan ‘ın başarılarıyla gurur duyan aileleri tarafından verildi.
Memleketin her yerinde ne çok Arda var...
Futbol Okulunda birkaç aileyle sohbet ettim;
- ‘Çocuklarınıza bugün Arda ismini verir misiniz?..’ diye sordum.
Ve üzüntülerini yüzlerinden okudum,
- ‘Hayır, vermeyiz!’ dediler...
Arda, sporumuzun yüz akıydı,
Örnek sporcumuzdu,
Böyle mi olmalıydı!..
*
Sevgili Arda, hakemlerin üzerine yürüyüp yumruğunu sıktığın o fotoğrafı iyi incelemelisin!
Hiç yakışmadı,
Sevgimize ihanet ettin...
Farkında mısın?
*
Ah Gazi Paşa ah;
‘Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.’ sözünü boşuna söylememişsin...

X