"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Para bu, çınar yaprağı mı sanmıştınız?

Yürüyoruz. Yolumuzun önüne ne çıkarsa çıksın, aşarak devam ediyoruz.

üzerinden atlayarak, kenarından geçerek, altından, içinden sürünerek ilerliyoruz.
Herkes bu kadar inatçı MI, herkes iradesini kullanıyor mu?
Vazgeçip geri dönenler de oluyor elbet...
*
Hayat böyledir;
Düşen kalır, kalkan devam eder, yürüyen koşar.
Bireyler kendi kendine kaldığında, aile, akraba, dost, arkadaş, sosyal destekler alamadığında veya eli tutulmadığında hayat yolunda yürürken ezilenler oluyor.
Hırpalananlar, aşağılananlar,
Ötekileştirilenler, yoldan aşağı atılanlar...

TOPLUMCU YAŞAM

Toplumcu yaşam tarzı ile ezilen, yorulan, vazgeçen, yalnızlaşan, zaruret çeken bireylerin imdadına yetişebilmeli, sıkıntılarını giderebilmeli. Yaşadığı andan, yerleşik olduğu yerden, bulunduğu çevreden mutlu olması sağlanmalı.
Mutlu ve mesut olanların da yaşam kaliteleri korunmalı.
İdeal olan budur.
*
Bunlar hayal değil ki!
Birçok ülke insanın, bizim insanımızdan daha becerikli ve çalışkan olmadıklarını da, ülke kaynaklarının da bizden zengin olmadığını da biliyoruz.
Fark ne o zaman?
Adamlar disiplinli,
Adamlar eğitim ve bilime değer veriyor, adamlar devletleri tarafından korunuyor, adamlar kanun çıkartıyor, onlarca yıl onunla idare ediyor, adamlar işine geldiği gibi davranmıyor, kurallara uyuyorlar, adamlar hak, hukuk, adalet, eşitlik, adamlar şeffaflık, adamlar hesap verebilir, denetlenebilir, yönetişim, yönetime katılma gibi kavramların farkındalar, biliyor ve uyguluyorlar...
*
Elin adamı hakkını almak, korumak veya haksızlığa uğramamak, işini yapmak için muhtarın, partilinin, meclis üyesinin, belediye başkanının, müdürün, genel müdürün, valinin, milletvekilinin, bakanın, başbakanın, cumhurbaşkanının peşine düşmüyor.
Aracı kullanmıyor!..
Neden?
Çünkü o devletler, vatandaşının ve o ülkede yaşayanların tamamının güven içerisinde, huzurlu, mutlu ve mesut hayat sürmeleri için istemeden veriyor...
O ülkelerde devleti yönetenler, halkı için görev yapıyor.
Daha iyisini, daha güzelini, daha yararlısını ‘istenmeden’ sunuyor...

SİYASETLE UĞRAŞMIYORLAR

Böyle bir ülkede yaşayan siyasetle, partiyle purtiyle uğraşır mı?
Uğraşmaz...
Adamlar seçime bile katılmıyorlar.
*
Yıllar önce Almanya’nın, Manheim kentine gitmiştim. Türkler yoğundur burada.
Bir cemiyette ekonomi, yönetim, siyaset üzerine sohbet ederken, birisi;
- “Doktor bey, halk bu şehirde de siyasete pirim vermez. Çünkü devlet herkes için en iyisini yapar, insanlar da bu yüzden politikayla ilgilenmez, politikacıların peşinde de koşmazlar. Başbakan Helmut KOHL, bir seçim çalışmasında Manheim meydanında 400-500 kişiye konuşmuştu. Biz mitingin felaket olduğunu düşünürken, O katılımın yüksek olduğunu, memnun kaldığını söylemişti.” dedi. Şehrin tam ortasında, kare biçiminde, beş, altı dönüm kadar, etrafı tarihi binalar ve kiliseyle çevrili, festival, fuar, sergi, pazaryeri gibi kullanılan, Pazar Meydanı (Marktplatz) veya Barış Meydanı (Friedensplatz) diye adlandırılan bu alanı görmüştüm.
Öğreneceğimiz çok şey var!
*
Devletimizin çarkı sağlam dönmeli.
Sağlam dönünce, bizde de aynı şeyler olacak.
Er ya da geç olacak, olmalı!..
*
İnsanımız en güzele layıktır...
Ancak cinsiyet, makam, mevki, siyasi, sosyal, inanç ve düşünce, bölge farkı olmaksızın kendimize çekidüzen vermeliyiz!..
Övgü de boşu boşuna yapılmamalı!
Herkes iyi olsaydı memleketimizde kötülük veya uygunsuzluk yaşanır mıydı?
Düşünelim isterseniz!..

TOZLU, TERLİ, DUALI PARA

Yaşadığımız şehre bakalım, siz de bakın!
Aslında şanslıyız, Bursa özel bir şehir,
İnadına da güzel,
Üretken ve zengin...
*
Zengin dedikse, helal parasında; toprağın tozu, çiftçinin, üreticinin ve emekçinin alın teri, binbir çeşit bitkisinin, çiçeğinin kokusu, esnafı, tüccarı ve sanayicisinin mahareti vardır.
Evliyaların dualarıyla bereketlenmiş, emeği de, kazancı da, parası da kutsanıp, bereketlenmiştir. Helal parasının kokusuna son yıllarda ‘rant kokusu’ bulaşmışsa da, bu koku kalıcı değildir.

PARA, ÇINAR YAPRAĞI DEĞİL Kİ

Bu kentin helal parasını kim kullanacaksa kullansın ama doğru kullansın;
Doğanbey TOKİ, Belediye Stadyumu, Kestel Bursa Büyük Sanayi Sitesi, Karacabey tarafındaki sanayi yapılanması, Yenişehir Otomotiv Test Merkezi, kömür santralleri, maden sahaları gibi zarar- yarar ilişkisi hala tartışmalı olan işlerde halkın, esnafı, sanayicinin ve devletin parasını çarçur etmesin!..
*
Bu paralar yerlerden toplanmıyor ki!
Emek var, alın teri var bunda, kolay kazanılmıyor...
Yoksa bu paraları siz, çınar yaprağı mı sanmıştınız?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI