"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Eğitime çeki düzen vermeliyiz...

Eğitimin, eğitimcinin ve eğitim sisteminin kalitesi tartışılıyor. Uzmanlar tartışmakla kalmıyor, ağır eleştiriler de yapıyor…

Mutlu olan yok, bu net.
Öğrencinin, öğretmenin, anne babanın mutlu olmadığı, hatta gelecek için de ‹daha iyi olacak› diyemediği eğitim alanının iyileştirilmeye ihtiyacı var.
Toplum böyle düşünüyor.
*
Fiziksel olarak oldukça yakışıklı, güzel, sportif, bakımlı gençlerimizin zihinsel olarak bilgi, düşünce ve fikir yetersizlikleri yüreğimizi acıtıyor!..
Ders, not, sınıf geçme başarısı bir yana toplama, çıkarma, bölme ve çarpma gibi basit matematik işlemlerinde çaresizler.
Edebiyat, coğrafya, tarih, felsefe, folklor, sanat gibi temel alanlarda da iyi değiller…
Gençlerin genel kültür düzeyi yerlerde sürünüyor, yaşadıkları kenti, ülkeyi, dünyayı tanımıyorlar, okumuyor, araştırmıyor ve çalışmıyorlar!..

UYUM OLMALI

Eğitim modelimiz arızalı…
Sistem, öğrencileri tembelleştirdi.
Öğretmenlerin iddia ve sorumluluklarını yitirmelerine neden oldu.
Milli Eğitim Bakanlığı, ‘iyi bir eğitim modeli yakalamak için!’ eğitim model istikrarını kaybetti.
Her sayın Bakan kendi anlayışına göre düzenlemeler yaptı, yapmaya devam ediyor.
Ama yapılan her ‘yenilik’ eskisini aratıyor!..
Bir türlü ayar tutmuyor!..
*
Bürokratlar ise başka bir alem, yerlerine ısınmadan sürekli yer değiştiriliyorlar, acemiler ve belli ki işlerinde de mahir değiller.
Aileler üzerlerine düşeni yapıyor mu?
Yeterince yapmıyorlar…
Anne ve babanın kültürel ve sosyoekonomik durumu çocukların beslenme, gelişme, sağlıklı olma, ders çalışma, ödev yapma, özgüven ve iyi davranışlar kazanma, topluma karışmaya hazırlanmasında etkili olduğu bilinir.
Veliler de yetersiz.
*
Demek ki, öğrenci, öğretmen, aile ile okul ve bakanlık uyum içerisinde olmalı…

SOSYALLEŞMEK

Ders çalışmayan, araştırma yapmayan, ödev ve projeye ilgi duymayan, sosyal, sportif ve kültürel etkinliklere katılmayan, gerçek hayattan uzaklaşıp ‘sosyalleşmek’ için sanal hayata yapışan gençlerimiz için kafa yormalıyız…
Aileler ve öğretmenler memnun değiller.
Öğrencilerimiz, üç - beş bin liralık telefonlarını ‘öğrenmek için değil de gevezelik için kullanıyor!’
İnternet ortamı insanların enerjik zamanlarını çalıyor, günün 3-4 saatini hatta daha fazlasını buralarda tüketen bir nesil, kendisi, ailesi ve ülkesi için ümit olabilir mi?..

GENÇLİK, SUÇLU DEĞİL

Şunu da söylemeliyiz ki bu durumu ve sonucu gençlik hazırlamadı, buna imkanları yok, güçleri yetmez.
Gençler suçlu değil.
Bundan ‘büyükler’ sorumlu!..
Büyükler derken üstten aşağıya bir tanımlama bu.
O halde olumsuzlukları düzeltecek olan da belli…
BİLİM VE MEDENİYET YOLU
Bilim insanı Albert Einstein der ki; “Bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.”
*
Sanayi, tarım, güvenlik, adalet, sağlık dahil tüm hizmetlerin ruhu, şekli ve seviyesini eğitim oluşturur.
Ülkemizin derin sorunları var diyorsak, bunda da anlaşıyorsak, listenin başına ‘eğitim meselesi’ni yazmalıyız…
Eğitim sistemindeki isabetsiz tercihler ve kadrolaşma kimsenin memnun olmadığı bu kötü sonucu hazırladı.
Bilim ve eğitim kalitesinin düşürülmesiyle ‘beka sorunu’ oluşur!..
*
Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK bir konuşmasında;
“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit (yol gösterici) ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır” demiş.
Başka bir hitabında da; “Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale pozitif bilimdir.” hatırlatmasını yapmış, hedefi göstermiştir.

KARNE VE TATİL ZAMANI

Karneler verildi, 20 milyon öğrenci ve öğretmenli ilk ve orta eğitim dönemi kapandı, tatil başladı.
Finaller yapılıyor, 8 milyon öğrenci ve akademik personelli yüksek öğrenimde de sona yaklaşıyoruz. Kısa bir süre sonra onlarda tatile girecek.
*
İlk, orta ve yüksek öğrenimde iyi değiliz…
Eleştiriler sadece Milli Eğitim’e değil, YÖK’e ve Yüksek Öğrenim’e de yapılıyor.
Pıtırak otu gibi açılan üniversiteler, çiçeği burnunda öğretim üyeleri, yetersiz bütçe ve donanımlarıyla, maalesef eğitim sorununun tam merkezine oturuyorlar.
*
Eğitimi ihmal ettik.
Ticareti işin içine kattık.
Bilim yolundan uzaklaştık.
İlerleme ve medeniyet çizgisinden saptık;
Şimdi ise gelecek endişesi içerisinde, mutsuz bir durumdayız,
EĞİTİME ÇEKİ DÜZEN VERMELİYİZ!..

 

X