"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Balibey’in dumanları

Turizm kenti, marka kent, spor kenti, termal kenti, ticaret kenti, sanayi kenti, eğitim kenti, tekstil kenti, mobilya kenti, fuar ve kongre kenti, sağlıklı kent, tarihi kent, tarım kenti, sanat ve sanatkâr şehri, bıçağın şehri, inanç turizmi kenti, vs vs kenti...

Balibey’in dumanları

Medeniyetlere beşik, başkent olmuş koca şehir, insanlık için değerli olan ‘Somut olmayan kültürel miras’ ile UNESCO listelerinde yer alan Ulu şehir, ipeğin, kozanın efendisi, erguvanlar diyarı, yemişin, zeytinin, kestanenin, armutun, şeftalinin bahçesi, mübarek toprak...
Evliyalar dergâhı, kahramanlar yatağı, denizin dağ ile buluştuğu, üç kıtaya, yedi iklime, yetmiş iki millete ferman yazan be hey koca Bursa...
Nedir bu çektiğin zulüm senin, insanların elinden!..

NE DİYEM SANA, BURSA

Çarpık kentleşme sende, hava kirliliği sende, trafik keşmekeşi sende, tarım topraklarının talanı sende, yer altı ve üstü su kaynaklarının kirletilmesi, ormanların ve yeşil alanların delik deşik edilerek katledilmesi sende, meraların dönüştürülmesi sende, hazine arazilerine, kamu mallarına, yeşil alanlara el atılması sende, Kaynakların hoyratça kullanılması sende, üç stat yapacak parayla tekini tamamlayamama beceriksizliği sende, stat kargaşası içerisine hastane yapan irade sende, ulaşımsız yerlere sağlık tesisleri yapmak modası sende, yaya yollarının dükkanlara dönüştürülmesi sende, tarihi mekanları ve meydanları kafeterya, büfe, lokanta ve tabela kirliliğiyle berbat etmek sende, yüzlerce yıllık saat kulesinin tepesine plastikten oda yapmak sende, İznik’te ki bin yıllık Ayasofya kilise, cami ve müzesine cam kapı takan aymazlık sende...
Bu çile sana yeter de artar bile, ey şehirlerin zümrüdü, yeşil Bursa; tanıtım sevdasına kapılıp şehirle ilgisi olmayan ‘lale’ figürünü sana marka yaptıklarında kaybeden, kaybedişini de bayram ile kutlayan Bursa..
Ne diyem ben sana!..
*
Bir örnek olsun;
Osmanlı cihan devletinin kurucusu Osmangazi ‘nin kabrine, Bursa turizminin kalbi Tophane meydanına doğru yürümeye başlayacağınız noktada, yani Çakırhamam ‘da, otobüs durakların arkasında Büyükşehir belediyemizin ortaya çıkardığı, ciddi paralar harcayarak restore ettiği ve kullanıma açtığı tarihi Balibey Han ‘dan bahsedersek, kentin yönetim anlayışını da kavramış oluruz!.. Güzel bir mekan burası, hoş bir mimarisi var. Kent merkezinde, oturup nefes alınacak böylesi uğrak yeri bulmak şans.
Şansı nasıl kullanıyoruz acaba?
Bırakın oturmayı, yaya olarak önünden geçerken bile etrafa saçılan iç yağı, et ve köfte ızgara kokusu içinizi bulandırıyor.
Havayı kaplayan isli, yağlı duman da orada ki yeme içme yerlerinde oturanların, yoldan geçenlerin ve durakta bekleyenleri hem üstüne siniyor, hem rahatsızlık veriyor!..
İşletmenin bacası yetersiz, aslında tarihi han o işe uygun değil!..

ÖĞRENCİLER YEMEK DERDİNDE

Bu koku hissedilmez mi?..
Üstelik bu hal, mevzuata da uymuyor!..
Balibey Han gibi tarihi bir mekan resmen ‘Kokarca Han’ olmuş...
Yakışmamış!..
*
Bu tarihi dokuyu yöneten Belediye İktisadi Kuruluşu BURFAŞ, üç kuruş gelir sağlayacağım diye uygunsuzluğu görmezden gelmemeli...
Dumanlı dumanlı et kokusundan bahsetmişken, tüm yurtta öğrencilerimizin ve ailelerinin sıkıntılı olduğu bir konuya değinelim...
Ünversitelerde öğrencilerimize verilen yemekler cüzi de olsa ücretli. Olan var olmayan var!.. Birkaç lirayı denkleştiremeyip yemek alamayan, bilet alamayan ve kilometrelerce yürüyen gençlerimiz var. Bizim öğrenciliğimizde Bursa (Uludağ) Üniversitesi Yemek Kurumu, BÜNYEK vardı.
Hey gidi günler hey...

STAJERLER ÜCRETSİZ YEMELİ

Hastanelerde staj yapan öğrencilerimize ücretsiz yemek verilmemesi, ücret ödeyemeyenlerin yemekhanelere alınmaması büyük bir sorun. Lise ve Meslek Yüksek Okulu öğrencileri de sağlık hizmeti üretirler. Personelden ayrıştırılmaları, yemekhaneye alınmamaları anlaşılmaz bir uygulamadır!
İnsani de değildir!...
*
Milyonlarca göçmenin, kaçkının türlü türlü ihtiyacını karşılıyoruz da, öğrencilerimizin yemek ihtiyacını mı karşılayamayacağız?..

X