"Dr. Erkan Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Erkan Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Erkan Aydın

Oruç ve merhamet

Hz. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurur: “Allah merhametini yüz eşit parçaya böldü, doksan dokuzunu kendi katında tuttu, birini de yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu hayvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır.”

MERHAMET; acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım etme demektir. İnsanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendiren merhamet duygusudur. Tüm yaratılmışlara sevgi ile yaklaşma, onları kötülüklerden koruma ve kurtarma, zor durumlarında yardım etme, bağışta bulunma, affetme gibi iyi huy ve davranışların başlıca nedeni merhamettir. İnsandaki merhamet duygusunun kaynağı Allah’tır. Merhamet, Allah’ın rahman ve rahim isimlerinin bir tecellisi, bir yansımasıdır.

Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatlarının Kuran’da, Allah ve Rab isim ve sıfatlarından sonra en çok anılanlar olması, Allah’ın rahmetinin sonsuzluğunu gösterir. Allah bu rahmeti ile yaratır, yaşatır, rızık verir, bağışlar ve peygamberler aracılığıyla insanlara doğru yolu gösterir.

Hz. Peygamber’in gönderilmesi, Kuran’ın indirilmesi de Allah’ın merhametinin bir sonucudur. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır. (el-A’raf, 7/156)

ALEMLERE RAHMET

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya 21/107). Bu ayet Hz. Peygamber’in hem âlemlere rahmet olduğunu hem de Allah’ın âlemlere rahmetinin bir tecellisi olduğunu ifade eder.

“O, merhametlilerin en merhametlisidir” (el-A’raf, 7/151) ve “O, merhamet edenlerin en hayırlısıdır.” (el-Mü’min, 23/109)

Hz. Peygamber, Allah’ın merhametinin büyüklüğünü ve insanlardaki merhametin kaynağı olduğunu dile getirdiği bir hadisinde şöyle buyurur: “Allah merhametini yüz eşit parçaya böldü, doksan dokuzunu kendi katında tuttu, birini de yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine merhamet eder. Hatta yavrulu hayvan, bir tarafını incitir endişesiyle ayağını yavrusundan sakınır.” (Buhari, Edeb, 19, Müslim, Tevbe, 17)

KİN TAŞIMAYIN

Allah resulü, esirler arasında bulunan yavrusuna kavuşan bir annenin çocuğunu şefkatle bağrına bastığını görünce şöyle buyurmuştu: “Şu kadının çocuğunu ateşe atabileceğini düşünebilir misiniz? İşte Allah da kullarına bu kadının çocuğuna şefkatinden daha merhametlidir.” (Müslim, Tevbe 22)

Şimdi bir düşünelim: Allah merhameti yüz eşit parçaya bölmüş, yüzde birini kâinata dağıtmıştır. Bir anne yüzde bir merhametin kâinata bölüşümünden payına düşen ile yavrusuna merhamet eder. Bir kuş yüzde bir merhametten payına düşen ile ağzından bin bir zorlukla toplayıp getirdiği yiyecekleri ağzından çıkarır ve yavrusunun ağzına koyar. Yüzde bir merhametten payına düşen ile canlılar böyle davranırken yüzde yüz merhametin sahibi kıyamet günü kullarına nasıl merhamet eder. Allah’ım lütfunu ve merhametini üzerimizden esirgeme.

Kuran’da Allah “merhameti kendisine ilke edindiğini”, “kurtuluş için asıl işin iman etmek, birbirimize sabrı ve merhameti tavsiye etmek olduğunu”, “inananların birbirlerine karşı son derece merhametli olması gerektiğini”, “müminlerin birbirlerine karşı alçakgönüllü ve merhametli olacağını haber vermekte ve birbirimize karşı gönlümüzde asla kin ve nefret taşımamız gerektiğini” emretmektedir. Bu mübarek ramazan ayında, Allah bize merhamet ile hareket etmeyi, af yolunu tutmayı, iyilik ve güzellikleri çoğaltmayı nasip eylesin!

ZALİME OLMAZ

Merhamet duygusunun, ölçüsüz kullanılması en az merhametsizlik kadar, belki daha fazla tehlikeli olabilir. Tıpkı su gibi. Oksijen ve hidrojen, belli oranlarıyla birleşince, ab-ı hayat olan suyu meydana getiriler. Oran bozulduğunda ve ayrıştıklarında yanıcı ve yakıcı özelliklerine dönerler. Bunun gibi, merhametin de hem dozu hem kime karşı gösterileceği çok önemlidir. Çünkü zalime merhamet mazluma zulümdür.

KISSADAN HİSSE

HZ. SÜLEYMAN’IN BIÇAĞI

Oruç ve merhamet

EBU Hureyre’nin (r.a.) rivayetine göre o, Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle dediğini işitmiştir:
“Bir zamanlar 2 kadın ve onların 2 çocuğu vardı. Bunlar yolda giderlerken bir kurt gelerek bunlardan birinin (büyük kadının) çocuğunu kaptığı gibi götürdü. Bunun üzerine büyük kadın diğerine, «Kurt senin çocuğunu kaptı” dedi. Diğer kadın da, “Hayır, kurt senin çocuğunu götürdü”, diye cevap verdi. Hz. Süleyman’a gidip meseleyi ona anlattılar. Hz. Süleyman onları dinledikten sonra şunu söyledi:

“Haydi, bana bir bıçak getiriniz. Ortada olan bu çocuğu ikiye böleyim ve bu iki kadın arasında bölüştüreyim. Yoksa haklarına razı olmayacaklar.” Bunun üzerine küçük kadın, “Aman! Sakın öyle yapma. Allah sana rahmet etsin. Çocuk bu kadınındır çocuğu ona ver razıyım, yeter ki ikiye bölme” dedi. Böylece Hz. Süleyman kadının bu telaşından ve merha­metinden çocuğun küçük kadına ait olduğuna karar verdi.

BİR SORU BİR CEVAP

UNUTARAK YEMEK ORUCU BOZAR MI?

UNUTARAK yemek içmek orucu bozmaz. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu Allah yedirmiş, içirmiştir” (Buhârî, Savm, 26) buyurur. Unutarak yiyip içen kimse, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkamalı ve orucuna devam etmelidir. Oruçlu olduğu hatırlandıktan sonra mideye bir şey inerse, oruç bozulur. (Merğînânî, el-Hidâye, II, 253-254)

X