"Dr. Erkan Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Erkan Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Erkan Aydın

Medine'de Peygamber kokusu

HAC ya da umre ibadetini yapmak için Mekke’ye gidip Kâbe’yi tavaf etmek, say yapmak, hac zamanında Arafat’ta vakfeye durmak, Kuran’ın ifadesiyle Arafat’tan Müzdelife’ye akın etmek ve ardından Mina’da şeytan taşlamak yeterlidir. Peki, Medine’ye neden gidilir? Allah Rasulü’nden (sav) rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulur: “Yeryüzünde üç mescit ibadet maksadıyla ziyaret edilebilir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksa”. (Buharî, Enbiyâ 8). Hz. Peygamber (sav), Mescid-i Nebevî’de kılınan namazın faziletini ortaya koyma adına Hz. Ebu Hureyre’den gelen bir rivayette şöyle buyurmaktadır: “Benim (Medine’deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke’deki) Mescid-i Haram müstesna başka mescitlerde kılınan bin namazdan (sevap bakımından) daha hayırlıdır.” (Müslim, Hac, 94)

ZİYARETE GİTMEK

Rasulullah (sav) başka bir hadis-i şeriflerinde “Kim vefatımdan sonra beni ziyaret gelirse sağlığımda beni ziyaret etmiş gibidir” buyurur. Bir Müslüman için Medine’ye gitmek âdeta Rasulullah efendimizle randevulaşmak, onu ziyaret etmektir. Medine’ye bir Müslüman Hz. Peygamber’in (sav) müjdesi üzerine, Peygamber mescidinde namaz kılmaya gider.

Bugünkü Mescid-i Nebevî, eski Medine şehrinin tamamı üzerine kuruludur. Ravza ya da cennet bahçesi olarak bilinen bölüm, ilk inşa edilen mescidin alanıdır. İlk mescid yapıldığında hurma kütükleri sütun olarak kullanılmış ve üzeri hurma dallarıyla örtülmüştür. Bu hurma kütüklerinin yerleri günümüze kadar korunmuştur ve her birine bir isim verilmiştir.

Medinede Peygamber kokusu

HASIRDA NASİHAT

İslamiyet’in ilk yıllarında Mescid-i Nebevî bütün resmî faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir mekân olarak kullanılmıştır. Mescid, Hz. Peygamber’in (sav) devlet başkanı olması dolayısıyla siyasetin, öğretmen vasfı sebebiyle eğitimin, ordu kumandanı olarak askerî teşkilatın, kadılık vasfıyla adalet teşkilatının merkezi durumundaydı. Her sütun bir devlet dairesi gibiydi. Örneğin Peygamber Efendimiz (sav) çeşitli Arap kabilelerine mensup elçi heyetlerini ‘Üstüvânetü’l-Vüfûd’ denilen sütunun önünde kabul ederdi. Peygamberimiz (sav) her ramazan ayında, Kadir gecesini değerlendirmek maksadıyla mescitte itikâfa çekilirdi. Yatağını yanına serdiği sütun ‘Üstüvane-i Serir’ adıyla bilinir. Peygamber efendimiz (sav), içi hurma lifleriyle dolu hasırın üzerinde oturur, istirahat eder ve ibadet ederdi.

AĞLAYAN KÜTÜK

Hücre-i Saadet’in Mescid içerisine açılan kapısının yanındaki sütuna da ‘Üstüvane-i Muhris’ adı verilir. Peygamberimizi (sav) koruyan muhafızlar, Hz. Aişe’nin evinin kapısının önündeki bu sütunun yanında beklerlerdi.

Allah Rasulü (sav), cemaatin kalabalık olmadığı ilk yıllarda bir hurma kütüğüne yaslanarak hutbe okurdu ancak Müslümanların sayısının artması ile beraber sesin herkes tarafından duyulabilmesi için üç basamaklı bir minber inşa edildi. Peygamber efendimiz bu minbere çıkınca, kütükten ağlama sesleri duyuldu. Efendimiz onu sıvazladı, kütük ancak öyle sustu. Bu kütüğün dibinde gömülü olduğu sütuna ‘Üstüvane-i Hannane’, yani ‘Ağlayan Kütük Sütunu’ adı verilmiştir.

‘KURA’ SÜTUNU

Hz. Peygamber’in (sav) kıble değişikliğinden sonra on gün kadar namaz kıldığı sütuna ‘Üstüvane-i Aişe’ ismiyle bilinir. Hz. Âişe’nin, “Eğer orada ibadetin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi insanlar izdiham sebebiyle aralarında kura çekerlerdi” şeklindeki sözünden dolayı buraya ‘Kura’ sütunu da denilmiştir. Ayrıca Mekke’den gelen muhacirler burada toplanır ve bir araya gelirlerdi. Onun için buraya ‘Muhacirîn Sütunu’ da denir.

Medine’yi ziyaret edenler fark etmiştir, Kabr-i Saadet’in önünde bulunan bu sütunlardan birinin üzerinde birkaç satır yazı bulunur. Tahmin edilenin aksine bu yazılar ne ayet ne de salavattır. Utbi bize hikâyeyi şöyle anlatır:

BEDEVİYE MÜJDELE

“Peygamberimizin kabrinin yanında oturuyordum, bir bedevi geldi ve şöyle dedi. ‘Esselamu aleyke ya Resulullah. İşittim ki Allah şöyle buyurmuş: Ne olurdu onlar günah işlemek suretiyle kendilerine zulmettiklerinde sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanma dileselerdi, Peygamber de onlar için bağışlama dileseydi Allah’ı çok affeden, tövbeleri çok kabul eden merhamet eden bulurlardı. Ben de günahlarımın bağışlanması için geldim buraya. Sen de hayatta olsaydın ya Rasulullah, sen de şu fani için bağışlanma dileseydin ne güzel olurdu!’ Peygamber’in yokluğundan Bedevi bağrı yanık halde içinden ne geliyorsa söyledi. ‘Ey bu topraklara defnedilmiş olanların en hayırlısı, kokluyorum, kokun alçak yüksek bütün tepeleri doldurmuş Medine’de, senin medfun olduğun kabre benim canım feda olsun ki senin yattığın yerde bile cömertlik afiyet ve kerem vardır ya Rasulullah.’ Bedevi bu sözleri söyledi ve döndü gitti. O ara bir uyuklama aldı, başım önüme düştü ve rüyamda Efendimizi (sav) gördüm: ‘Ey Utbi, kalk ve o bedeviye git, onu müjdele, Allah onu bağışlamıştır’ dedi.”

O SÖZLER SÜTUNLARDA

O bedevinin sözleri bugün Mescid-i Nebevî’nin sütunlarını süslemektedir.

Yürekten gelen bir dua, sayfalarca okunan salavatlardan, güzel sözlerle edilen dualardan daha evla değil de nedir?

Mescid-i Nebevî ile ilgili diğer detaylar ‘Mekke-Medine, Haremeyn’ isimli kitabımızda...

SALAT NEDİR (1 SORU - 1 CEVAP)

SALAT dört anlama gelir. Allah salat eder, rahmet eder. Melekler salat eder, bağışlanma diler. Müminler salat eder, dua ederler. Salat Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar, müminlerden dua demektedir. Salat kelimesi dördüncü olarak, peygambere fiilen destek olmak anlamına gelmektedir. Peygamber efendimiz (sav) yaşarken Allah ve müminler kendisine destek olmuştur. Bizler de ona indirilen Kuran’a ve onun sünnetine sahip çıkarak destek oluruz.

BİR AYET
ŞÜPHESİZ Allah ve melekleri Peygambere salat ederler: Ey inananlar, siz de ona salat ve selam edin. (Ahzab, 56)

BİR HADİS
KİM bana herhangi bir yerde salat ederse, melekler onu bana ulaştırır; kim ki mescidimde salat ederse Allah benim ruhumu iade eder, onun selamına karşılık veririm. (Ebu Davud, Menasik, 100)

X