"Dr. Erkan Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Erkan Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Erkan Aydın

Karşılıksız paylaşmak: İnfak

Muhtaçlara yardımda bulunmak, Allah’ın hoşnutluğunu kazanma niyeti bulunan ve Müslümanlara fayda sağlayan harcama yapmak Allah yolunda infak sayılabilir. ‘Vermek’ insana hiçbir maddi imkânla satın alınamayacak bir tatmin duygusu ve huzur getirir. Mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak sahip olduklarımızı olmayanlarla paylaşmalı ve aramızdaki bağları güçlendirmeliyiz.

HER nimetin şükrü kendi cinsindendir demiştik. Malın şükrü ise onu Allah yolunda infak ederek olur. İnfak, kelime anlamı itibarıyla “bitirmek, elden çıkarmak” gibi anlamlara gelse de dini bir terim olarak “Allah’ın rızasını (hoşnutluğunu) kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara yardımda bulunması” anlamına gelir. Kuran-ı Kerim’de yaklaşık yetmiş ayette infak kavramı “Allah rızası için harcama yapma” anlamında geçmektedir.

Sahip olduğumuz servetin asıl sahibi Allah’tır. Ne güzel söylemiş Yunus Emre: “Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan...” Bize emanet olarak verilen bu servetten başkaları için de harcamak gerekir.

Peki infak edebiliyor muyuz, yoksa Kuran’ın diliyle mal biriktirip duruyor muyuz? Modern zamanlar insanın bireyselleştiği, daha çok konfor peşinde koştuğu, başkasını düşünmekten çok egoizm ve bencilliğe yöneldiği, imkânların olanca genişliğine rağmen insan için ihtiyaçların bitmediği bir dönem. İnsan bugün maddi anlamda bitmeyen bir koşturmaca içerisinde yaşıyor. Her şeyin daha iyisini, konforlusunu, daha hızlısını arıyoruz. Daha çok kazanmak, daha çok biriktirmek temel yaşam felsefesi olmuş gibi görünüyor.

Karşılıksız paylaşmak: İnfak

‘ALLAH RIZASI İÇİN’ YAPMAK

Para veya maddi olan şeyler bizim bu dünya hayatını daha güzel yaşamamız, insanlara yardım etmemiz, başka insanların dertlerine çare olabilmemiz için bir araç mı, yoksa lüks ve şatafat içinde yaşamanın bir vasıtası mıdır? Bu soruya verdiğimiz cevap, eşyayla kurduğumuz ilişkiyi de belirler. Sadece kendileri için yaşayanlar için ne kadar çok şeye sahip olurlarsa olsunlar, hayat anlamsız, manevi anlamda boş ve özünden uzaktır. “Kendin için yaşa”, “İnsan sadece kendinden sorumludur”, “Başkalarından bana ne” gibi bencil ve çıkarcı düşünceler dünyevileşmeyi beraberinde getirir.

Bireysel tercih ve tavırların ön plana çıktığı, materyalist yaşam tarzının yaygınlaştığı günümüzde, insana kendisini ve Yaratıcı’yı hatırlatacak ve kaybettiği erdemleri bulmasını sağlayacak ya da dünyevileşmeye engel olacak temel prensiplerden biri, diğer insanlara el uzatmak, yani diğergam tavırlar geliştirmektir. Kendine verileni başkalarıyla paylaşmak, insana dünyanın kendisinden ibaret olmadığı, tek başına değil, aslında bütünün parçası olduğu ve diğerleriyle arasında bir ilişki olduğu duygusunu verir. “Vermek” insana hiçbir maddi imkânla satın alınamayacak bir tatmin duygusu ve huzur getirir. Oysa sadece kendisi için daha çok tüketmek, daha çok almak ise içindeki boşluk duygusunu arttırmaktan başka bir işe yaramaz. İhtiraslar ve tatminsizlik duygusu nedeniyle insan sürekli daha fazlasını ister. Buna engel olmanın yolu, sahip olduğundan vermek, kendinde olanı paylaşmaktan geçer. Mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak sahip olduklarımızı, olmayanlarla paylaşmalı ve aramızdaki bağları güçlendirmeliyiz.

İnfakta asıl olan “Allah rızası için” yapılmasıdır, bu konuda samimiyet esastır. Bu kavramın geçtiği birçok ayet ve hadis birlikte değerlendirildiğinde, Allah’ın hoşnutluğunu kazanma niyeti bulunan ve Müslümanlara fayda sağlayan bütün harcamalar Allah yolunda infak sayılabilir. Geleneksel vakıf hizmetleri, yoksulların korunmasına yönelik tedbirler, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, imarethane yapılması gibi faaliyetler veya meşru alanlarda yatırım yaparak istihdam yoluyla insanların nafakalarını sağlamaya vesile olmak da bu kapsamda değerlendirilebilir.

İslam, dünya ve ahiret hayatı arasında bir denge gözetmiş, insanın dünya hayatında ölçülü ve bu hayatın geçiciliğini unutmadan, ahireti gözetecek şekilde yaşamını sürdürmesini öngörmüştür. İnsanın dünya ile ilişkisinde tamamen dünyaya meyledip kendini onun esiri haline getirmesi doğru olmadığı gibi, dünyadan uzaklaşıp sorumluluklarını yerine getirmemesi de doğru değildir. İşte bu ilişkinin yeniden yapılandırılması ve gerçek konumuna yerleştirilmesi açısından temel ilkelerden birisi, Allah’ın verdiğinden onun rızası için insanlara infak etmektir.

FİTRE/FITIR SADAKASI NEDİR? (1 SORU - 1 CEVAP)

HALK arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası insan olarak yaratılmanın ve ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak, dinen zengin olup ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır. Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramı’nın birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin kendi durumuna göre bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur.

Bir ayet

SADAKALAR kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara, 2/273)

Bir hadis

RASÛLULLAH (sav) cehennemden bahsetti, ondan Allah’a sığındı ve yüzünü üç defa çevirdikten sonra şöyle buyurdu: ‘Yarım hurma (sadaka) ile bile olsa cehennemden korunun. Eğer bunu da bulamazsanız güzel bir sözle (korunun).’ (Müslim, Zekât, 68)

X