"Dr. Erkan Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Erkan Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Erkan Aydın

Hazreti Hamza’yı şehit etmişti... ‘Vahşi’ye bile çağrı

Bir gün Peygamber efendimizden kendisini İslam’a davet eden bir haber gelir. Vahşi, bu davete inanamaz, Allah Rasulü’nün öz amcasını katletmişken bu nasıl olur diye düşünür. Hz. Peygamber’e bir mektup gönderir, “Ey Muhammed! Sen beni İslam’a nasıl davet edersin? Halbuki senin iddiana göre adam öldüren veya ona ortak koşan veya zina eden bir kimse günahlarla karşı karşıya gelir. Ben ise bütün bunları yaptım. Acaba benim için bir ruhsat var mıdır?”

BU dünyada bir çift gözün görebileceği en güzel şey nedir ki bakmaya doyulmasın... Onu bir kez olsun görmek için binlerce kilometre yol katedilsin... Onunla ilk karşılaşmada gözyaşları sel olup aksın, insanın dizlerinin bağı çözülsün... Evet, bu soruya her Müslüman’ın vereceği cevap hiç şüphesiz Kâbe-i Muazzama’dır. Kâbe, Yüce Rabbimizin yeryüzündeki evi... Meleklerin semada tavaf ettiği Beytü’l-Mamur’un yeryüzündeki izdüşümü. Yeryüzündeki ilk mescid. Hz. Âdem’in temelini attığı, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in temellerini tekrar yükselttiği, milyonlarca Müslüman’ın her namaz vakti yöneldiği ve kalpleri bir yapan kıblemiz. İnsanları kendine çeken bir mıknatıs... Gitmeyenlerin içinde yanan bir hasret. Bir kere gidenin ise defalarca bulunmak istediği, adını duyduğunda kalbini sızlatan mekân. Hac ve umre yapmak isteyen Kâbe’ye gider, ama Kâbe son durak değildir, kişi Kâbe’den Allah’a gidebildiğinde maksadına erişmiş olur.

RAHMETİN TECELLİSİ

Gördüğünde kişinin kendi bile unuttuğu, normal zamanlarda çocuklarından bir saat bile ayrı kalamayan annelerin dahi memleketteki çocuklarını hatırına getiremediği Kâbe, simsiyah örtüsü ile zihinlerde yer etmiştir. Yüce Rabbimizin insanlar üzerindeki rahmetinin tecellesi olan Kâbe’nin kisve adı verilen örtüsü ism-i şeriflerle ve rahmet ayetleriyle donatılmıştır. Zikzak biçimindeki motiflerin içine “Lâ ilahe illallah” ve “Ya Allah” ve “Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l azim” cümlesi tekrar tekrar işlenmiş; dairelerin içi Ya Hannan, Ya Mennan, Ya Subhan, Ya Deyyan ism-i şerifleriyle bezenmiştir. Kâbe’nin doğusunda köşedeki motiflerde İhlas suresi yazılıdır. Kâbe kapısında ise diğer ayetlerin yanı sıra şu ayet dikkat çeker: “De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 52)

ÖLDÜRÜP PARÇALADI

Bugünkü yazımda size bu ayetin inişine dair rivayetten söz etmek istiyorum. Hicretin 2. yılında (624) Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında cereyan eden Bedir Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğrayan müşrikler intikam almak Uhud’a gelir. Babası Utbe ve iki kardeşi Bedir Savaşı’nda öldürülen, Hz. Hamza’dan intikamını almak için ant içen Ebu Süfyan’ın karısı Hind ve on beş kadın savaşa katılanlar arasındadır. Müşriklerden Cübeyr bin Mutim, mızrak atmakta çok usta, pek mahir olan Vahşi isimli kölesine, “Eğer Hamza’yı öldürürsen, seni azat eder, serbest bırakırım!” sözü verir. Hind de “Onu öldürürsen sana pek çok altın ve mücevherler vereceğim!” diye vaatlerde bulunur. Savaş boyunca Hz. Hamza’yı gözetleyen Vahşi, bir fırsatını bulur ve mızrağı ile Hz. Hamza’yı şehit eder. Bununla da kalmaz, vücudunu parçalar, Hz. Hamza’nın ciğerini sökerek Hind’e götürür. Amcasını bu halde gören Allah Rasulü (sav) büyük bir üzüntü yaşar.

FİLMDEKİ SAHNELER

- BAŞROLÜNÜ dünyaca ünlü Meksikalı aktör Antony Quinn’in oynadığı “Çağrı” filminde, “Vahşi” adlı köle rolünü Ganalı Salem Gedara canlandırmıştı.

Hazreti Hamza’yı şehit etmişti... ‘Vahşi’ye bile çağrı

Filmde mızrak ustası Vahşi, ustalığını kanıtlamak için mızrağını fırlatıp, hareket halindeki dansözün başındaki halkadan geçiriyor.

Hazreti Hamza’yı şehit etmişti... ‘Vahşi’ye bile çağrı

Bunun üzerine Yunan aktris İrene Papas’ın canlandırdığı Hind’den para ve altın karşılığında “Hamza’yı öldür” emrini alıyor.

Hazreti Hamza’yı şehit etmişti... ‘Vahşi’ye bile çağrı

Uhud’da sinsice Hz. Hamza’yı izliyor, fırsatını bulunca da mızrağıyla şehit ediyor.

AYETLER İNDİ

Aradan geçen yıllarda Müslümanlar güç kazanır ve Mekke fethedilir. Vahşi de Mekke’nin fethinden sonra Taif’e kaçar ancak Taifliler de İslam’a girmek için Allah Rasulü’ne (sav) gitmeye başlar. Vahşi, sonunda kaçacak bir yerinin olmadığını düşünür. Bir gün Peygamber efendimizden (sav) kendisini İslam’a davet eden bir haber gelir. Vahşi, bu davete inanamaz, Allah Rasulü’nün (sav) öz amcasını katletmişken bu nasıl olur diye düşünür. Hz. Peygamber’e (sav) bir mektup gönderir, “Ey Muhammed! Sen beni İslam’a nasıl davet edersin? Halbuki senin iddiana göre adam öldüren veya ona ortak koşan veya zina eden bir kimse günahlarla karşı karşıya gelir. Ben ise bütün bunları yaptım. Acaba benim için bir ruhsat var mıdır?” Bunun üzerine Furkan suresinin 70. ayeti iner: “Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Vahşi, “Bu ayette iyi amel yapma şartı var. Ben iyi işlere, amellere güç yetiremeyebilirim. Başarılı olabilir miyim bilmiyorum” diye bir mektup daha yazar. Vahşi’nin bu mazereti karşısında Allah Rasülü’ne (sav) Nisa suresinin 48. ayeti nazil olur: “Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan günahları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.”

HZ. VAHŞİ OLDU

Peygamber Efendimiz (sav) kendisine vahyolunan bu ayeti de yazar ve haber gönderir. Vahşi gelen bu habere yine mektupla cevap verir: “Ey Muhammed! Görüyorum ki bu da Allah’ın isteğinden sonra olur. Bilmiyorum beni affeder mi, affetmez mi? Bundan başkası var mıdır?” Bunun üzerine Zümer suresinin 53. ayeti iner: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Bu ayet üzerine Peygamber amcasının katili Vahşi Müslümanlıkla şereflenir ve Hz. Vahşi olur.

O MIZRAKLA İSLAM ADINA

Müslüman olduktan sonra Medine’ye gelen Hz. Vahşi’ye, Peygamber efendimiz (sav) “Allah seni affetti, lakin seni görünce amcamı hatırlıyorum, üzülüyorum” der. Hz. Vahşi, namazlarını son saflarda kılar, Efendimize görünmez. Peygamber efendimiz vefat edince bütün Medine’ye hüzün çöker ama Hz. Vahşi’nin hüznü bambaşkadır. Hz. Vahşi, 633 yılında Hâlid b. Velîd kumandasında Yemâme Savaşı’na katılır ve peygamberlik iddiasında bulunan Müseylimetü’l Kezzâb’ı Hz. Hamza’yı şehit ettiği mızrağı ile öldürür. Hz. Vahşi’nin bu olay üzerine “Cahiliye zamanımda insanların en hayırlısını, Müslüman olduktan sonra da en şerlisini öldürdüm” dediği rivayet edilir.

Kâbe örtüsündeki diğer ayetler “Mekke-Medine, Haremeyn” isimli kitabımızda...

BAŞKASI ADINA HAC YAPILABİLİR Mİ?

ÖLÜ ya da hayatta olsun başkası adına hac veya umre yapılarak sevabı bunlara bağışlanabilir. Başkası adına yapılacak nafile hac ve umre için, vekilin ehil olması ve adına haccettiği kimse için niyet edip ihrama girmesi yeterlidir. İbadetler yalnız bedenle, yalnız mal ile veya hem beden hem de mal ile yapılanlar olmak üzere üçe ayrılır. Hangi şekilde yapılırsa yapılsın, yapılan bir ibadetin sevabı başkasına bağışlanabilir. Kendisine sevap bağışlanan kişi de bundan yararlanır.

BİR AYET: ŞÜPHESİZ, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.). (Ali İmran, 3/96-97)

BİR HADİS: İKİ umre aralarında işlenen günahlara keffarettir. Allah tarafından kabul gören haccın karşılığı ise ancak cennettir. (Buhari, Umre, 1)

 

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI