"Dr. Erkan Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Erkan Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Erkan Aydın

Ey insan düşün, raftan indir anlayarak oku

Her evde Kuran var ama anlayarak okuyanların oranı oldukça düşük. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından geçmiş yıllarda yaptırılan bir araştırmada, Kuran mealini baştan sona bir kez okudum diyenlerin oranı sadece yüzde 2’dir. Allah tenezzül etmiş, kitap indirmiş; biz tenezzül edip, okuyup, anlayıp, yaşamazsak kıyamette Allah’ın huzurunda mahcup olmaz mıyız?

RAMAZAN Kuran ayıdır, içinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi vardır. Cenab-ı Hak “Biz onu (Kuran’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.” (Kadir-95/1) buyuruyor. Kuran indiği geceyi bin aydan daha hayırlı, indiği ayı on bir ayın sultanı yapmıştır. Kuran’ın amacı sadece zamana değer katmak mıdır? Elbette değil. Kuran’ın amacı insana değer katmaktır. O halde bununla verilen mesaj gayet açık değil mi? Ey insan! Bir düşün, indiği geceyi bin aydan daha hayırlı, indiği ayı on bir ayın sultanı yapan Kuran, senin gönlüne, hayatına inerse, niyetlerine, düşüncelerine ve davranışlarına yön verirse sana ne kadar değer katar? Eskiden Anadolu’da evlenen kızların çeyizine Mushaf konur, Kuran’ın bütün evlere girmesi sağlanırdı. Ne var ki Kuran’ı evlerimizin başköşesine koymasına koyduk ta peki onu okuyup, anlayıp, yaşayabildik mi?

SADECE YÜZDE 2

Gerek araştırmalar ve gerekse gözlemlere dayalı olarak yapılan tespitler gösteriyor ki Türk toplumunda hemen hemen her evde Kuran bulunmasına rağmen, Kuran’ı anlayarak okuyanların oranı oldukça düşük düzeydedir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından geçmiş yıllarda yaptırılan bir araştırmada, Kuran mealini baştan sona bir kez okudum diyenlerin oranı sadece yüzde ikidir. Allah tenezzül etmiş, kitap indirmiş, biz tenezzül edip, okuyup, anlayıp, yaşamazsak kıyamette Allah’ın huzurunda mahcup olmaz mıyız?

ÖĞREN VE TANI

Oysa dünyada da, ahirette de mutlu ve huzurlu olmanın yolu, Kuran-ı Kerim’i okuyup anlamak ve peygamberimizi tanıyarak onun güzel ahlakını örnek almaktan geçer. Bu amaca hizmet etmek için, M. Kemal Atatürk (Allah rahmet eylesin) 1920’lerin sonu 1930’ların başında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesine kendi bütçesinden para aktararak, Kuran meali ve tefsirinin (Elmalılı Hamdi Yazır) ve en sağlam hadis kaynağımız Buhari’nin tercümesini (Tecrîdu’s-sarih) yaptırmış ve Türk milletinin yüce dinini kendi dilinden anlamasını sağlamaya çalışmıştır. Aradan geçen bunca zamanda çok sayıda meal ve tefsir çalışmasına rağmen Kuran’ı okuma ve anlama çabalarımızın yetersizliği mübarek ramazan ayında sizce de düşündürücü değil mi?

MESAFE KOYMA

Kuran’ın gönderiliş amacı ve insanlara ulaştırmak istediği mesaj ile toplumumuzun şu an içerisinde bulunduğu durumu kıyasladığımızda, Kuran’ın bize sunduğu bireysel ve sosyal hayatımızla ilgili mesajlardan yeterince faydalanamadığımızı rahatlıkla anlayabiliriz. Gelin bu ramazanı bir fırsat bilelim, sözlerin en güzeli ve en doğrusu olan Kuran’la aramıza mesafe koymaktan vazgeçelim. Yüce kitabımızı raflardan, duvardan indirelim, haftada bir akşamda olsa ailece toplanıp bir sure açıp, Türkçe mealini ve tefsirini okuyalım, üzerine düşünelim. Allah’ım Kuran’ı bize dünyada rehber ahirette şefaatçi eyle.

KURAN  VE  RAMAZAN-1

Ramazan öyle bir aydır ki insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuran’ın kendisinde indirildiği ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. BAKARA-2-/185

KISSADAN HİSSE: ATEŞ, SU VE AHLAK

Ey insan düşün, raftan indir anlayarak oku

- ATEŞ, su ve ahlak arkadaş olmuşlar. Yedikleri içtikleri birbirinden ayrı gitmezmiş. Bir gün yollarının ayrılması gerekmiş, bir daha birbirimizi bulmak istersek nasıl yaparız demişler. Ateş demiş ki, “Ben tüterek yanarım. Nerede bir duman görürseniz ben ordayımdır”. Su demiş ki, “Ben gürül gürül akarım, kimse beni taklit edemez, nerede sesimi duysanız beni bulursunuz”. Sıra ahlaka gelince, “Arkadaşlar beni sakın kaybetmeyin, bir daha asla bulmazsınız” demiş.
HER ŞEYİMİZİ KEYBETSEK BİLE AHLÂKIMIZI ASLA KAYBETMEYELİM.

BİR SORU BİR CEVAP

TUTAMAYAN NE  YAPSIN?

- Uzman bir doktorun oruç tutmamasını önerdiği kimse ne yapmalıdır?

Uzman bir doktorun, oruç tutmasının sağlık açısından zararlı olacağı teşhisini koyduğu bir hasta, ramazanda oruç tutmayabilir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 404). Şayet hastalığı geçici ise tutmadığı oruçlarını iyileşince kaza eder. Hastalığı kalıcı ise tutamadığı oruçlar için fidye verir. Fidye verecek gücü olmayanlar ise bu imkânı buluncaya kadar dinen sorumlu olmazlar. (İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 396)

PEYGAMBER’İN ÖPTÜĞÜ TAŞ

Ey insan düşün, raftan indir anlayarak oku

- HACER’ül Esved, siyah taş demektir. Kâbe’nin doğu köşesinde bulunmaktadır ve tavafın başlangıç noktasını ifade etmek üzere, Hz. İbrahim tarafından konulmuştur. Hacer’ül Esved’in cennetten gelen nurdan bir taş olduğu, zamanla günahkâr insanların ona dokunmasıyla karardığı rivayet edilmektedir.
Resulullah’ın gençliğinde Kâbe’nin tadilatı sırasında, kabileler arasında Hacer’ül Esved’i kimin yerine koyacağına dair anlaşmazlık çıktı. Öyle ki olay çatışmaya dönmek üzereydi.

Kureyş yaşlılarından biri ilk gelen kişinin hakemliğine başvurulmasını önerdi. Gelen kişi Muhammed’ül Emin olarak bilenen Allah Resulü’nden (s.a.v.) başkası değildi. Herkes Efendimizin hakemliğini kabul etti. O da taşı bir örtünün üzerine koydu ve her kabileden bir kişi örtünün ucundan tutarak Hacer’ül Esved’i yerine kadar taşıdılar. Allah Resulü (s.a.v.) de taşı elleriyle yerine koydu.
Hz. Ömer’in “Hakikaten bilirim ki sen bir taşsın! Ne zararın ne de faydan vardır. Allah resulünün seni öptüğünü görmeseydim, ben de seni öpmezdim” dediği rivayet edilmiştir.

X