"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Yemek yemek mutluluk, şişman olmak mutsuzluk getirdiğinde ne yapmak gerek?

Kendinizi kontrol etmek istediğiniz halde tıka basa yiyorsanız, bu durum bir alışkanlık haline dönüştüyse ve sonrasında sizi mutsuz ediyorsa, sizin de ‘yeme bozukluğunuz’ var demektir.

Danışan: Kendimi bildim bileli kilolarımla sorunum var. Hep şu halimden daha az kiloda olmak istemişimdir. Bir türlü istediğim kiloda kalamıyorum. Sürekli diyete başlıyorum, bazen 1-2 ay dayanıyorum, bazen 2-3 gün.
Dr. Başak: Kaç kilo vermek isterdiniz?
Danışan: Şöyle bir 10 kilo versem, genç kızlık günlerimdeki gibi olacağım. Belki bunun imkansız olduğunu kabul etmem gerekiyor, çünkü son 5 yıldır aynı kilodayım ve kilom ancak 3-4 kilo oynuyor. Bazen çok kararlı oluyorum, dikkat ediyorum, biraz veriyorum. Ama birkaç ay sonra yine alıyorum. Kısacası kilom sürekli oynuyor. Yemeyle ilgili bir problemim var ve bunun artık psikolojik olduğunu düşünmeye başladım.
Dr. Başak: Yemekle ilgili nasıl bir probleminiz olduğunu düşünüyorsunuz?
Danışan: Yemek beni çok mutlu ediyor. Özellikle hamur işleri. Her lokmada resmen vücuduma dalga dalga mutluluğun yayıldığını hissediyorum ama kendimi kontrol edemiyorum, durmayı bilmiyorum. Tatlıya, börek, çöreğe, hamur işlerine zaafım var. Zararlı olduğunu bildiğim için ucundan bir lokma alayım diye niyetleniyorum ama bir bakıyorum hepsini bitirmişim. Ardından pişmanlık fayda etmiyor. Tartıya çıkıp aldığım kiloları görünce veya sevdiğim bir kıyafetimi giyemeyince de aşırı kızgınlık ve suçluluk duygusu yaşıyorum. Kısacası yiyince çok mutluyum ama şişmanlayınca da dünyanın en mutsuz insanı oluyorum. Daha da kötüsü böyle mutsuzken canım daha çok yemek istiyor, önüme ne gelirse saldırıyorum. Bu sizce normal bir davranış mı?
Dr. Başak: Hepimizin zaman zaman açlıktan değil de, sadece canımız istediği için yediği ve bazen de ‘aşırı’ yediği zamanlar olmuştur. Önemli olan bunu ne sıklıkta ve ne zamandan beri yaptığınız.
Danışan: Hatırladığım kadarıyla çok uzun zamandır, sanırım ergenlikten beri, haftada en az bir kere, kendimi kontrol etmek istediğim halde edemeyip tıka basa yediğim kesin olmuştur.

UTANDIKLARI İÇİN YALNIZ YEMEK YERLER
Dr. Başak: Eğer bu ‘tıka basa yeme’ bir alışkanlığa dönüştüyse ve sonrasında da her seferinde mutsuzluk yaratıyorsa, bir yeme bozukluğunuz olduğunu düşünebiliriz.
Danışan: Benim bildiğim yeme bozukluğu ya hiç yemeyerek çok zayıf olma ya da çok yedikten sonra kendini kusturma. Bende bunlar yok, yine de yeme bozukluğum olabilir mi?
Dr. Başak: Bu ikisinin dışında da farklı şekillerde kendini gösteren yeme bozuklukları var. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin 2014 yılında yayınladığı “Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5” (DSM-5), ‘Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu’nu şu şekilde tanımlıyor:
‘Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu’nun (TYB) iki tanımlayıcı özelliği vardır: Birincisi, kişi, 2 saatlik bir süre içerisinde objektif olarak, çoğu insanın yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yemek tüketir. İkincisi, kişi, yeme davranışı üzerindeki kontrolünü kaybettiğini hisseder.
Tıkınırcasına yeme episodları aşağıdaki en az üç özelliğe sahip olmalıdır:
1- Normalden daha hızlı bir şekilde yemek tüketme,
2- Rahatsızlık duygusu oluşana kadar yemeye devam etme,
3- Fiziksel açlık hissetmediği halde büyük miktarlarda yemek tüketme,
4- Aşırı miktarda yemek tüketmekten utanç duyduğu için yalnız yemek yeme,
5- Aşırı yemek tükettikten sonra kendinden iğrenme, utanma veya yoğun mutsuzluk duyma
TYB tanısı konulması için tıkınırcasına yeme davranışının 3 ay süreyle haftada en az bir kez ortaya çıkması gerekmektedir. Kişi, boyuna göre normal kiloda, çok kilolu veya aşırı şişman (obez) olabilir.’

PSİKOLOJİK, BİYOLOJİK VE ÇEVRESEL FAKTÖRLER ETKİLİ
Danışan: Öyleyse bende bu bozukluk var. Neden oldu acaba?
Dr. Başak: Nedenleri henüz kesin olarak bilinemediği için bu alanda yapılan araştırmalar devam etse de, tüm yeme bozuklularında olduğu gibi, psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörlerin kombinasyonunun, kişide böyle bir bozukluk gelişmesine yol açabileceği düşünülüyor. Bununla beraber, ‘tıkınırcasına yeme’ sorunu olan kişiler, kaygı, kızgınlık, yalnızlık, hüzün, sıkıntı ve diğer olumsuz duygular sonucu yediklerini söylüyorlar. Dolayısıyla, bu şekilde bir yeme bozukluğu, başka bir psikolojik soruna da işaret edebilir. Ayrıca, ‘tıkınırcasına yeme bozukluğu’ olan kişilerin, sıklıkla, başka ailelere oranla daha çok yemek yiyen, yemek konusuna özel bir önem veren, yemeği ödül, hediye, mutluluk kaynağı, sevgi ve ilgi gösterme, sakinleşme, rahatlama aracı gibi gören ailelerden geldiği gözleniyor.
Danışan: Şimdi tam benim ailemi tarif ettiniz işte. Yemek yemek hepimiz için dünyanın en güzel şeyi. Güzel yemek yemezsek hepimiz mutsuz oluruz.
Dr. Başak: Yeme bozukluklarında uzman Klinik Psikolog Dr. Gülün Güneri’ye göre yeme bozukluğu, yemeği yakıt olarak görmek yerine duygusal dalgalanmalarımızı dengeleyen bir araç olarak kullandığımızda ortaya çıkıyor. Dr. Gülin şöyle diyor: “Fiziksel açlık hissettiğimizde ihtiyacımız olan besinleri yeterli miktarda tükettiğimiz zaman, yemeği “yakıt” olarak kullanmış oluruz. Buna karşılık, fiziksel açlığımızı göz ardı edip öğün atladığımız ya da açlık hissetmediğimiz halde yemeğe yöneldiğimiz zaman, yemeği yakıt olarak kullanmamış oluruz. Böyle durumlarda yiyecekler, duygularımıza tercüman olsun diye kullandığımız bir ‘araç’ niteliğindedir. Üzüldüğümüzde iştahımız kesilir ya da pasta, böreğe yöneliriz. Yalnız hissettiğimizde boğazımızdan lokma geçmez ya da hemen bir hamburgerciye veya kebapçıya koşarız. Bazı durumlarda da öğün atlayıp aç kalarak veya aç olmadan yemek yiyerek bedenimize hükmetmenin verdiği zafer duygusuyla, hayatımızın kontrolünü elimize aldığımızı düşünürüz. Halbuki, aldığımız yeterli veya yetersiz kalori miktarı sonucu, duygusal problemlerimizi çözemediğimiz gibi olayları daha da karmaşık hale getiririz. Öğün atlayıp aç kaldığımız için enerjik hissetmeyiz ve olaylar karşısında daha sabırsız ve sinirli bir tavır bürünürüz.
Oysa ‘bilinçli’ beslendiğimizde, vücudun gereksinimi olan besin öğelerini, yeterli miktarda ve uygun zamanlarda alırız. Böylelikle, yemeği ‘yakıt’ olarak kullanmış oluruz. Duygularınızı bastırmak için, öğün atlayarak aç kalma veya aç olmadan yemeğe yönelme alışkanlıklarınız var ise, bir başka deyişle yemeği bir ‘araç’ olarak kullanıyorsanız, yeme bozukluğu adı verilen psikolojik rahatsızlığın eşiğinde olabilirsiniz.”

TEDAVİDE TAKIM ÇALIŞMASI ÖNEMLİ
Danışan: Peki bunun tedavisi var mı?
Dr. Başak: Tüm yeme bozukluklarının tedavisi vardır. Yeme bozukluğunun psikolojik tedavisinde en etkin yöntem olarak Bilişsel Davranışçı Terapi görülür. Bilimsel bulgularla kanıtlanmış olan bu terapide amaç, kişiye, stresle veya olumsuz duyguları ile baş etmek için yemeğe yönelme davranışı yerine, olumsuz duygularla baş etmenin daha sağlıklı, alternatif yöntemlerini öğretmektir. Bununlar beraber, yeme bozuklukları tedavisinde disiplinler arası yaklaşım dediğimiz bir takım çalışması çok önemlidir. Bu takımın içerisinde, yeme bozukluklarında uzmanlaşmış ve bu konuya özel psikoterapi uygulayacak bir psikolog; doğru beslenmeyi öğretecek bir diyetisyen; metabolik hastalıkları ve hormon dengesizliklerini takip edecek bir endokrinolog ve de gerektiğinde ruhsal hastalıkların ilaç tedavisini uygulayacak bir psikiyatrist olması gerekmektedir.

ÖNEMLİ:
Psikoterapi diyalogları, gerçek kişilerin hikâyeleri değildir, örnek oluşturmak amacıyla kurgulanmış hikâyelerdir. İçeriği, psikoloji bilimine paralel olmakla beraber genel bilgilendirme ve tavsiye niteliğindedir.

X