"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Paranoya sorununuz var mı?

Şüphe, korku, endişe, evham hepimizin zaman zaman yaşadığı normal duygulardır. Paranoya ise bu duyguları gerçek bir neden olmadığı halde abartılı ve yoğun şekilde yaşamaktır.

Olaylara veya kişilere ait hikayeler kurgulayan kişi, somut kanıtları olmasa da bunların gerçek olduğuna kendini o kadar inandırır ki, sürekli olarak başına kötü bir şey geleceğinden, başkalarının ona zarar vereceğinden, üzeceğinden veya kandıracağından korkar.
Tehlike olarak gördüğü tek bir birey de olabilir, bir grup, bir organizasyon veya bir obje de.
Kendisini hep tehdit altında hisseder ve koruması gerektiğini düşünür.
Kişiler genellikle üç değişik alanda kendilerini tehlike içinde hissederler:
1- Duygusal ve zihinsel alanda: Hakkında yanlış konuşulacağını, dedikodu yapılacağını, kendisine zarar verecek fikirlerin yayılacağını düşünür. İnsanların onu dışlamak, ezmek, küçük düşürmek, kullanmak için planlar yaptığına inanır. Bu nedenle insanlarla görüşmekten keyif almaz.
2- Fiziksel alanda: Başkalarının ona saldıracağına, tartaklayacağına, bedenine, sevdiklerine veya malına fiziksel zarar vereceğine ve hatta başkalarının onu öldürmek için planlar yaptığına inanır. Fiziksel zarar görmemek için dışarı çıkmaz, kalabalık yerlerde bulunmaz, arkasını sürekli kollar, dışarıda yemek yemez, su içmez. Kısacası, tehlike olarak gördüğü her şeyden kaçınmaya özen gösterir.
3- Finansal alanda: Parasının veya eşyalarının hile yoluyla elinden alınacağını veya çalınacağını, mallarına bir şekilde zarar verileceğini düşünür. Parasını, mallarını, evindeki malzemeleri sürekli kontrol eder, yanında taşır, kimseye güvenmez, herkesi potansiyel hırsız olarak algılar.
Paranoya yaşayan insanların özgüvenleri düşüktür, kendilerinin iyi özellikleri olduğuna inanmadıkları gibi başkalarının da iyi olabileceklerine inanmazlar. Bu nedenle sosyal ilişkilerde, iş hayatında zorluklar yaşarlar.
Çoğunlukla gergindirler, şaka kaldıramazlar, gevşeyemez ve eğlenemezler. Çünkü genel olarak diğerlerini ve dünyayı güvenilmez, tehlikeli bir yer olarak algılarlar.

DEĞİŞİK DERECELERDE KENDİNİ GÖSTEREBİLİR

Paranoya değişik derecelerde kendini gösterebilir. Hafif derecede paranoya yaşayan bir insan, sadece bazı durumlarda, bazı ortamlarda ve bazı kişilerle paranoya yaşayabilir. Böyle durumlarda, çoğunlukla yaşadığının ‘paranoya’ olduğunu fark edebilir ve bundan kolayca kurtulabilir.
Daha yoğun paranoya yaşayan insan, yaşadığının ‘paranoya’ olup olmadığı arasında gidip gelir, kanıtlar araştırır, kurtulması biraz daha fazla zaman alır. Bu nedenle hayatını biraz daha fazla sıkıntıya sokar.
Şiddetli paranoyaları olanların hayatı oldukça zordur. Paranoyaları hayatını kısıtlar, gerçeklerden uzaklaşmasına neden olur. Gerçekle ilgisi olmayan paranoyaları diğerlerine oldukça tuhaf gelecektir. Örneğin, şiddetli paranoya içinde olan bir kişi insanların onu her şekilde, her yerde takip ettiğini, televizyondan bütün hayatını gözlediğine inanabilir.
Bu derecede bir paranoya yaşayan kişiyi, bunun gerçek olmadığına inandırmak imkansızdır.
Bu şiddette bir paranoyaya neden olabilecek birçok psikiyatrik ve nörolojik hastalık olabilir; bunların arasında şizofreni, travma sonrası stres bozukluğu, bipolar bozukluk, depresyon, bunama, epilepsi en sık rastlananlardır.
Bunlara ek olarak paranoya, Paranoid (kuşkucu) Kişilik Bozukluğu çerçevesinde, erken erişkinlikte başlayan, değişik bağlamlarda ortaya çıkan ve süregiden bir bozukluk olarak da kendini gösterebilir.
Paranoid kişilik bozukluğu teşhisi almış kişilerin paranoid tutumları kalıcı ve uzun sürelidir.
Başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlamak gibi, başkalarına karşı duyulan genel bir güvensizlik ve kuşkuculuk bu bozukluğun en belirgin özelliğidir.

PARANOYA BELİRTİLERİ

Amerikan Psikiyatri Derneği’nin 2013 yılında yayınladığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiki El Kitabı’nın 5. edisyonuna (DSM 5) göre; Paranoid Kişilik Bozukluğu aşağıdaki belirtilerden dördü ya da daha çoğu ile belirlenir;
1. Yeterli bir temele dayanmadan, başkalarının kendisini sömürdüğünden, kendisine kötülük yaptığından ya da kendisini aldattığından kuşkulanır.
2. Arkadaşlarının ya da çalışma arkadaşlarının kendisine olan bağlılıkları ya da güvenilirlikleriyle ilgili yersiz kuşkularla uğraşıp durur.
3. Söylediklerinin kendisine karşı kullanılacağı korkusuyla başkalarına açılmak istemez.
4. Sıradan sözlerden ya da olaylardan, aşağılama ya da göz korkutma anlamı çıkartır.
5. Sürekli kin besler (aşağılamaları, incitmeleri ya ada saygısızlıkları bağışlayıcı değildir.
6. Ortada bir neden yokken, başkalarının kimi davranışlarını, kişiliğine ya da saygınlığına bir saldırı olarak algılar ve bunlara, birden öfkeyle karşılık verir ya da karşı saldırıya geçer.
7. Eşinin ya da cinsel birliktelik yaşadığı kişinin, kendisine bağlılığıyla (sadakati ile) ilgili, yineleyici, yersiz kuşkuları vardır.

BUNLARI YAPIN

Eğer sık sık şüphe ve güvensizlik yaratan düşünceler aklınıza geliyor, bunların yersiz olduğunu bilmenize rağmen etkisinden kurtulamayıp tedirginlik, gerginlik yaşıyorsanız, paranoid (kuşkucu) düşüncelerden kurtulmak için bazı yöntemler öğrenebilirsiniz.
Oxford Üniversitesi profesörlerinden Klinik Psikolog Dr. Freeman paranoid düşüncelerden kurtulmak için yazmış olduğu kitapta, özetle şu yolları tavsiye ediyor:
1. Korkularınızı, sanki sizin dışınızda gelişiyormuş gibi takip edin. Günlük tutarak, yazarak onları tespit edin.
2. Şüphe yaratan düşüncelerinizin nedenlerini detaylı bir şekilde ortaya çıkarın. Tecrübelerinizi, başınızdan geçen olayları, kişileri, özet olarak şüphe duymanıza yol açan her şeyi dikkatli bir şekilde inceleyip anlamaya çalışın.
3. Kuşku ve şüphe dolu yorumlarınızı direkt olarak kabul etmek yerine inceleyin. Alternatif yorumlar, açıklamalar olup olmayacağını araştırın.
4. Kuşkulu, paranoid düşüncelerinizi sınayın, test edin. Gerekirse etrafınızdakilere “Bana böyle dediğinde ne demek istemiştin?” diye sorun.
5. Kuşkulu düşünceler geri geldiğinde onları tutmak, inanmak yerine, bırakın. Bunu yapabilmek için, düşüncelerinize değil o an yaptıklarınıza odaklanın.
6. Kuşkulu düşünceler üzerine endişelenmeye daha az zaman ayırın. Çünkü endişe arttıkça bu düşüncelere inanç da artar.
Bu yöntemleri tek başınıza deneyebilirsiniz, diğer yandan bir psikolog ile çalışırsanız, yöntemleri uygularken ortaya çıkabilecek zorlukların üstesinden gelmenin yanında, özgüveni artırmak, depresyonu, kaygıyı azaltmak, aktiviteleri artırmak üzerine çalışmalar yaparak yaşadığınız duygusal zorlukları da azaltabilirsiniz.
Duygusal zorlukların azalması şüphe ve kuşku dolu düşüncelerin azalmasına da yardım edecektir.

X