Yabancı dile çevirmenin işlevi

YAZARLAR arasında yıllardır tanığı olduğum bir tartışma yapılagelir.

Haberin Devamı

Bir Türk yazarı ille de başka dile çevrilmeli midir? Ya da sorunu şöyle ortaya koyabilirim. Bir yazarın değeri, önemi kendi yurdu dışında yabancı dile çevrilmekle de artar mı?

Her iki sorunun da kesin yanıtını vermek mümkün değil.
Ne var ki, bir edebiyatçının dünya çapında okunması, beni, ait olduğu dilin, ülkenin edebiyatı açısından sevindirir. Elbette değer ilkesi bununla ölçülmez ama tersi de mutlak bir gerekçe değildir.
Bazı yıllar Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazarların, kendi dillerinden başka dillere çevrilmediğini öğrendiğimizde şaşarız. Birçok ad ödülden sonra çevrilir... Bu konuda Orhan Pamuk bir istisna sayılmalıdır, çünkü o Nobel Edebiyat Ödülü’nü almadan önce birçok yabancı dile çevrilmiş, hatta çok satanlar listesinde yer almıştı.
İsveç’e ödül törenine gittiğimde, Orhan Pamuk’un kitapları oranın en bilinen, önemli yayınevi tarafından yayımlanmış, mağaza vitrinlerinde sergileniyordu. Kazananları bilmemek sadece bizim ülke okurlarının başına gelen bir durum değil, birçok Avrupalı yazarın bile ödül kazandığında başka Avrupa dillerinde yayınlanmadığı gerçeği ortaya çıkmıştı.

Haberin Devamı


TEDA projesi birçok Türk yazarın yabancı dilde yayınlanmasını sağladı. Hiç kuşkusuz bu olumlu bir açılımdır. Ancak tek tek kitap çevirilerinin bir bütünü oluşturmadığı gerçeğini de kabul etmeliyiz.
Ionesco ne demişti. Seyircinin belleğinde kalacak kadar tekrarlayın. Ben de bu öğüde uyuyorum ve Herkül Millas’ın dün yazıma aldığım görüşünü bir kez daha tekrarlayacağım. “Oysa bir ülkenin edebiyatına ilgi duyan okur, bütünü bilme gereğini duyar, duymalıdır, hatta çağdaş bir yazarı anlamanın yolunun geçmişini ve mirasını bilmekten geçtiğini bilir.”
İşte sorunun düğüm noktası bu. Onu çözmeye çabalayalım.


* * *


BİZ tek tek kitapları yayınlıyoruz ama edebiyat tarihlerine itibar etmiyoruz. İşin başka yönü tek yazarı okuduktan sonra acaba yabancı okur o ülkenin edebiyatını tanımak istiyor mu? Başka yazıların kitaplarını arıyor mu?
Bu merakın da gerekçesini tartışalım.
Gabriel Garcia Marquez’in ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ı yayınlanıp başka dillere çevrildiğinde, bütün dünya Latin edebiyatının diğer yazarlarını da okuma isteği duymuş ve yoğun bir çeviri çalışması başlamış, bir kitap bin kitaba ilgiyi başlatmıştı.
Yalnız burada bir ekleme yapalım. Dünya Latin Amerika edebiyatını aslında zaten tanıyordu. Örneğin, 1967’de Asturias, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı.
Benzer biçimde dünyanın Türk edebiyatını tanıma sürecine başlamasını iki yazara borçluyuz: Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk’a.
Bu tanınma kitap çeviri çalışmalarını bir ölçüde ateşledi. Almanya ve Fransa’da Türk edebiyatının birçok eseri çevrildi. Bu açıdan bir yankılanmadan söz edebiliriz.
Ancak edebiyatımızı toplu biçimde tanıtan kitaplar yabancı dillere çevrilmedi. Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin Onur Konuğu olduğu yıl, iki dilde yayımlanan, fuarda dağıtılan Türk Edebiyatının Köşe Taşları kitabını ben hazırlamıştım. Genel bir edebiyat tarihi ve seçkin adlar çeviri önerisi aldı mı, bilemiyorum...


* * *

Haberin Devamı


İYİ bir proje olan TEDA’nın bu tür kitaplara da eğilmesini öneriyorum.

Yazarın Tüm Yazıları