"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Umur Bugay’ın ardından

Tiyatro sahnesinden dizisine kadar izlediğim biriydi Umur Bugay.

Bizimkiler dizisi 1989’da başlamış, 2002’de bitmiş.

Senaryosunu yazdığı dizinin yönetmeni Yalçın Yelence idi.

Türk tiyatrosunun, Türk sinemasının birçok oyuncusu bu dizide rol aldı. Aramızdan ayrılanları rahmetle anıyorum.

Ben bir dizi seyircisi değilim ama rahmetli annemle birlikte Bizimkiler’i seyrederdim.

Her zevkten ve kuşaktan ilgi görmenin sırrını keşfetmişti.

Aile salonu, aile yeri belki şimdi pek kullanılmıyor ama aile dizisi deyimi bence geçerli bir tür.

Oradaki kişilere hepimiz rastlayabilirdik, çoğu komşumuzdu. Dizinin kahramanlarının evinde ne beyzbol sopası vardı ne de pompalı tüfek. Çekişmeler, şikâyetler, farklılıklar bir komşuluk inceliğinde, sitemler düzeyinde gerçekleşirdi.

Türkiye’de yol verme cinayetlerinin olmadığı bir dönemin simgelerinden biri bu diziydi.

Aslında eski İstanbul’da orta halli diyeceğimiz, mazbut insanların yer aldığı bir komşuluk sergilenirdi.

Komşuların komşularla çatıştığı, tehditlerin kol gezdiği İstanbul’da belki bu dizi yeniden televizyonlarda gösterilmeli, nereden nereye geldik sorusunun yanıtı belki o zaman bulunabilir.

Oradaki birçok oyuncuyu başka oyunlarda da gördüm, hepimiz alkışladık.

Oradaki tipler bugün var mı? Çok az gördüm. Site yaşamı zaten böyle bir ilişkiyi bitirdi.

Seyircinin ilgisini çeken birçok filmin de senaristliğini yapmıştı.

Gene TRT’de gösterilen ‘Yazlıkçılar’ın da senaristiydi.

İnsanın eğitimiyle yarattıkları arasında mutlaka bir bağlantı, etkileşim vardır. Acaba sosyoloji okuması insanoğlunu derinliğini kavraması, tanıması konusunda yararlı olmuş mudur?

Çünkü bu senaryolar insan tahlilinin başarıyı ne kadar etkilediğini göstermektedir.

*

TELEVİZYON dizilerinin senaristleri toplumu kavramakta, sınıfları araştırmada bir ön çalışma yapmalıdırlar. Yoksa birbirinden kopya diziler ve filmler ortaya çıkar.

Dizilerin başarılı olanlarının çoğu iyi edebiyat eserlerinin ekrana aktarılmasından gelmektedir.

Şimdilerde eski edebiyatın büyük ustalarının eserleri art arda yayımlanmaktadır. Onların televizyon ekranına, gümüş ekrana getirilmesini dilerim. Çünkü şimdiye kadar yapılan uyarlamalar başarılı olmuştur.

Birçok yabancı filmin çok satan ya da çok okunan kitapların sinemaya uyarlanmasından doğduğunu görüyoruz. İyi bir seçim, iyi bir senaristin elinden çıkarsa ben seyirci bulacağına inanıyorum.

Genç yazarların da bu alanlara eğilimi olması, sektöre yenilik ve canlılık getirecektir.

Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri Güntekin, Orhan Kemal başarılı dizilere ilham kaynağı oldular.

Dünya klasikleri de aynı ilgiyi görecektir.

1001 Gece Masalları ile Aşk-ı Memnu sanırım bu alanda söylediklerimizin doğruluğunu yeterince kanıtlayacaktır.

Genç yazarların eserlerini de dizi yapanlar, film yapanlar gözden geçirsinler. Okur bulan, genç kuşak tarafından okunan kitapların da bu alana aktarılması düşünülmelidir.

Bakın şimdi bahçe sinemaları dönemi başladı. Bu, iki gerçeği gösteriyor.

Birincisi artık herkes yaz geceleri evinde oturup televizyon seyretmiyor, başka filmleri de görmek istiyor. Kısacası sinema tarihinin önemli yapıtlarını bir kez daha seyrediyor ya da genç kuşak bu konudaki açığını kapatıyor.

Yalnız bilinen semtlerde değil İstanbul’un banliyölerinde de bahçe sinemaları seyirci buluyor.

*

UMUR BUGAY’ı rahmetle anıyoruz.

 

X