"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Tartışmasız Nobel olmaz

NE yazık ki, edebiyat/sanat tarihi ile vicdan tarihi her zaman örtüşmüyor.

Nobel sadece edebi bir ödül değildir, mutlaka içinde siyaset, edebiyat dışı düşünceler de vardır.

Yıllardır bu ödülü bir yayıncı ve bir yazar olarak izlediğimden, siyasetle edebiyatın birbiri içinde eridiği ödüllerin verildiğine de tanık oldum.

Nobel kime verilirse verilsin, okurlar ya da okuyan kamuoyu hep ikiye ayrılmıştır.

Orhan Pamuk Nobel’i kazandığı gün Adalet Ağaoğlu bana telefon etmiş, yapacağım televizyon programına katılacağını söylemişti.

Gerçekten de CNN Türk’te ikimiz karşılıklı Nobel’i ve Orhan Pamuk’u konuşmuştuk.

Handke’ye ödül verilmesinden sonra sevgili Adalet Ağaoğlu’ndan yine bir mesaj aldım. Bu konuda görüşlerini şöyle dile getiriyor:

“Bazen gazeteleri arayamıyorum, o yüzden de fikirlerimi okurlarıma ulaştıramıyorum. Nobel ödülünün Handke’ye verilmesine müthiş bir tepki duydum. Özellikle müthişin altını çiziyorum. Onun neler yaptığını çok iyi biliyorum. Aynı zamanda benim elimde değerli yazarımız Sinan Akyüz’ün yazdığı ‘Meyra’ var, onu okudum. Kitapta Boşnaklara neler yapıldığı ayrıntılarıyla geçiyor. Bugünlerde ‘Meyra’yı muhakkak herkes okumalı. O zaman meselenin ne olduğunu anlarlar. Ben de Boşnak olduğum için daha dikkatle okudum. Bunu okurlarsa her şey yerine oturacak.”

Televizyonlarda gördüğüm kadarıyla, Nobel ödülü açıklandıktan sonra herkes bu konuda fikir sahibi. Nobel’i ilk duyanlar bile...

Bu yıl ödülün bir soykırımı destekleyen, savunan birine verilmesi elbette dünya kamuoyu vicdanında tepki yarattı. Daha kapanmamış taze bir yaraya tuz dökmekti bu davranış.

Edebiyat tarihi Peter Handke için nasıl bir yargıya varacaktır onu zaman gösterecek ama insanlık tarihinden geçerli not alamayacaktır.

Bana kalırsa bu ödüllendirme Nobel’in anlayışına da ters düşmektedir. Her zaman siyasal baskı görenleri, ülkelerini terk edenleri, mecburi sürgünleri değerlendirme ölçütleri arasında bulunduran bir komite, bu kez kendini inkâr etmiş, kendi ilkeleriyle ters düşmüştür.

*

NOBEL alanlara baktığınızda, bu yaklaşımın önde geldiğini görürsünüz. Çünkü komite yaşadığı ülkenin rejimiyle anlaşamayan, sürgünde yaşayanlara ödül vererek onları desteklediğini, özgürlüğü savunduğunu göstermekteydi.

Bu kez bağımsızlığı için çırpınanları öldüren bir hareketin, liderini, avanesini savunan birisine vermiştir ödülü. Üstelik uluslararası mahkemece liderlerin suçu sabit bulunmasına rağmen.

Handke, acaba hayatında gazete okumuyor mu? Toplu mezarların fotoğraflarını görmedi mi?

Hadi görmedi Mahler’in Kindertotenlieder’ini de mi dinlemedi?

Edebiyatta duyarlılık önemli ve gerekli bir bütünleyicidir. Handke, bundan yoksun bir yazar.

Nobel alan yazarlar kendi ülkelerinin siyasetini, siyasetçilerini eleştirmişlerdir ama katliamı hiçbir zaman desteklememişler, aksine lanetlemişlerdir.

Edebiyat aracılığıyla siyasal tarih hesaplaşması beni her zaman ürkütmüştür, belgesiz ve gerçeklik duygusundan yoksun, saplantılı bir anlayışın ürünü gibi gelir.

Miloseviç’in öç alma duygusu, arabuluculuk yapan Amerikan büyükelçisiyle konuşmasında ortaya çıkmıştı:

“Bana Sırp tarihini okuyup gelin” demişti.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan İvo Andriç’in ‘Drina Köprüsü’nde, bir köprünün ekseninde siyasal hareketleri, Sırp isyanını okumuştuk. Osmanlı’nın, Sokullu Mehmet Paşa’nın döneminde, kendi biyografisinde yer alan köprünün romanını yazmıştı.

Siyasal eleştirinin bir başka romanı da Alexander Soljenitsin’in Nobel Ödülü aldığı ‘Kanser Koğuşu’ydu.

Rahmetli Oktay Arayıcı, radyoda yazar hakkında konuşma yapmam için çağırmıştı. Bütün yabancı basın, özellikle İngiliz gazetelerinin edebiyat sayfalarında ona ödülün verilmesinin nedeni olarak, Sovyetler’in siyasetini eleştirmesi gösteriliyordu.

Nobel, ülkesindeki aksaklıkları yazan, ezilenlerin savunmasını yapan yazarlara verildi. Afrika denince Nadine Gordimer ile Wole Soyinka’yı hatırlamalıyız.

Alman yazarları İkinci Dünya Savaşı’nın insan ruhundaki yıkıntısını yazdılar, fiziksel yıkıntılar kadar.

Heinrich Böll, ‘Babasız Evler’in kederini yazdı.

Handke savaşı lanetlemek yerine taraf tuttu. Onlar için konuşma yaptı, kamuoyu oluşturdu.

*

Nobel jürisi Handke’ye ödülü vermekle kendi amacını, varlığının temel nedenini yok saydı.

 

X