"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Sözlükçülük bilim mi sanat mı?

HACETTEPE Üniversitesi Sözlük Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Türk Dil Kurumu’nun birlikte düzenlediği IV. Uluslararası Sözlük Bilimi Sempozyumu 17-19 Eylül arasında gerçekleştirilecek.

Yılaşırı olarak her seferinde bir üniversitenin ilgili bölümü tarafından düzenlenen ve Türk Dil Kurumu tarafından desteklenen toplantıların bu yılki konusu sözlüklerde tanımlama ve tanıklama olarak belirlendi.

Türk sözlükçülüğü ile ilgili bilimsel çalışmaların sonuçları güncel sözlük ile ilgili sorunlara da çözüm getiriyor. Her zaman sözlüklerin önemini vurgulamaya çalıştım. Masalarımızda yalnız genel sözlüğün değil; meslek, alan sözlüklerinin de bulunması gerekir.

Bu tür bilimsel toplantıların elbette bilim dünyasında önemi açıktır. Öte yandan kullandığımız Türkçe sözlüklere de yansıyan yanları vardır.

Yeni kelimeler öğrenir, doğru kullanımları görürüz. Nerede ve nasıl kullanıldığını edebiyat ustalarından öğreniriz. Bu açıdan baktığımızda ‘Sözlükçülük bilim mi, sanat mı?’ sorusu anlam kazanmaktadır. Bilim insanlarının tartışmaları, görüşleri bizim kullandığımız günlük dile ve yazı diline yansır.

Türk sözlükçülüğünün yaklaşık bin yıllık geçmişi var...

Sözlükçülüğümüzün tarihine kısa bir göz attığımızda bugünkü durumu da daha iyi anlayabiliriz.

- İlk sözlüğümüz Kâşgarlı Mahmud’un Divân-ı Lugâti’t-Türk’ü Türkçe kelimelerin Arapça olarak karşılığının verildiği, anlamının açıklandığı iki dilli sözlüktür. Kâşgarlı, sözlüğünde kelimelerin Türkçe örneklerine Arapça açıklamasıyla birlikte yer vermişti. Sonraki birkaç sözlük dışında XIX. yüzyıla gelinceye kadar hazırlanan sözlükler genellikle dil öğretimi amaçlı olarak Arapçadan, Farsçadan Türkçeye karşılıklar, açıklamalar şeklinde düzenlenmişti.

- İlk kez J. W. Redhouse, Müntahabat-ı Türkiye adlı sözlüğünde Osmanlı Türkçesi’nde kullanılan Arapça, Farsça kelimelerin dilimizde kazandığı anlamlara göre tanımlamalarını yapmıştır. XIX. yüzyılın son çeyreğine gelinceye kadar dönemin sözlükçülük anlayışı gereği az bilinen kelimelerin sözlüklerde tanımlandığı, anlamını herkesin bildiği düşünülenlerin ise “meşhurdur, malum, maruf” denilerek kısaca açıklandığı görülmüştür.

- Buna karşılık Mütercim Asım Efendi’nin Kamus ve Burhan-ı Katı tercümelerinde tanımlar bölümü başlı başına incelenmeye değer sözlük maddeleridir.

- Türk sözlükçülüğünün Ahmet Vefik Paşa ile başlayan, Şemseddin Sami ile devam eden döneminde ise sözlüklerimizde tanımlama konusu önem kazanmıştır. Kelimeler özelliklerine, kapsamlarına, içeriklerine, türlerine göre tanımlanmaya başlanmıştır. Yine de bu ilk dönemde bütün tanımların çağdaş sözlükçülük ilkelerine uygun olduğunu söyleyemeyiz.

*

SÖZLÜKÇÜLÜK bilim mi sanat mı tartışmasının en çok yoğunlaştığı alan aslında sözlüklerin tanım ve tanık bölümleridir. Tanımın eski tabirle ‘efradını cami ağyarını mani’ bir biçimde yapılması, verilecek örneklerin de tanımı en açık biçimde ve kuşkuya yer bırakmadan tanıklayacak ve destekleyecek nitelikte olması gerekmektedir. Bundan dolayı ilk sözlükçülerimizin edebiyatçı olması rastlantı değildir.

Bir kelimenin anlamı en kolay ve en açık biçimde, içinde geçtiği örnek cümleden anlaşılır. Bu bakımdan sözlüklerde örnekler önemlidir. “Masa başı” denilen uydurma örneklerin verildiği sözlüklerden sonra Mehmed Salahi’nin Kamus-ı Osmani’si ile Muallim Naci’nin Lügat-i Naci’si edebî eserlerden seçilmiş örneklerin yer aldığı öncü sözlüklerdendir. Günümüzde de sözlüklerde edebiyatımızın tanınmış yazarlarının eserlerinden seçilmiş örneklerin yer alması sözlükleri daha güvenli ve yararlı hale getirmektedir.

İşte bu konuların tartışılacağı IV. Uluslararası Sözlük Bilimi Sempozyumu’nu sözlükçülüğümüzün gelişmesi açısından önemli bir girişim.

Sempozyum TDK Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin’in yöneteceği açık oturumla başlayacak.

Oturumun konusu ‘On İkinci Baskı Türkçe Sözlük’e Doğru: Sorunlar ve Çözüm Yolları’ olarak belirlendi. Türk Dil Kurumu’nun yayımlanacak yeni baskı sözlüğü için tanımlama ve örneklendirme sorunları da ele alınacak. TDK uzmanları da görüşlerini bildirecekler. Katılımcılar, yeni baskı Türkçe Sözlük açısından bu sempozyumu son derece önemli bir etkinlik olarak görüyor.

Prof. Dr. Marcel Erdal, Prof. Dr. László Károly, Prof. Dr. Mustafa Argunşah, çevirmen Edit Tasnádi, Prof. Dr. Maria Ivanics’in çağrılı konuşmacılar arasında bulunduğu sempozyumun oturumları da ünlü sözlükçülerimizin adlarını taşıyor.

Oturum başlıkları şöyle sıralanıyor:

- Türkçe Sözlük Özel Oturumu

-Kaşgarlı Mahmud Oturumu

- Mustafa Ahteri Oturumu

- Mehmet Ali Ağakay Oturumu

- James William Redhouse Oturumu

- Şemseddin Sami Oturumu

- Hasan Eren Oturumu

- Andreas Tietze Oturumu

*

TOPLAM 36 bildirinin sunulacağı sempozyum, Hacettepe Üniversitesi’nin İnkumu tesisinde üç gün devam edecek.

 

X