"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Seri katiller prensip sahibi midir?

Ertuğrul Özkök’ün son kitabı Tuhaf Bir Çocuğun Fevkalâde Hikâyesi’nin romandan anlatıya uzanan bir seyri var. Kahramanları bir roman kahramanı, ancak bilhassa son bölümler itibariyle araya girmelerle sanki bu klâsik kurguyu bozmak istiyor.

Seri katiller prensip sahibi midir

Kitabın ana kahramanı Kâtip, daha adıyla bile yeterince çağrışım başlatıyor. Kitapta, mistisizm, din üzerine çeşitlemeler de yer alıyor. Temel dayanaklarından biri ‘din’ olgusu diyebiliriz. Odaklandığı sorunların iki cephesi var.
Biri din, hayat, öldürmek gibi kavramların gündelik hayatımızdaki yeri, diğeri kavramlar üzerine ne kadar düşündüğümüz... Çağlayan Çevik’in Radikal Kitap’ta yayımlanan söyleşisinde bir soruyu şöyle yanıtlıyor Özkök: “Çünkü dinle meselesi olan bir insanım. Ancak, bütün insanlığın meselesi dinle ilgilidir. Hele hele bugün dünyaca; İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın, Muhammed’in döneminden çok daha fazla dinlerle mesele içinde olduğumuz bir dönemdeyiz.
IŞİD’i başka nasıl açıklayabiliriz, 21’inci yüzyıla gelmişiz hâlâ Hıristiyan, Müslüman, Yahudi diye ayrımlarla hatta kendi içlerindeki mezhep gerilimlerini nasıl açıklayabiliriz başka? Ne yazık ki dinlerle olan meselemizi hâlâ ‘terör’ üzerinden konuşuyoruz bu zamanda bile!” Özkök takıntılı biçimde prensiplerine bağlı Kâtip ve prensipsiz Ahtapot aracılığıyla prensip kavramı üzerine düşünmemizi isterken, alanı genişletiyor. Yine aynı söyleşide şöyle açıyor Özkök: “Ben prensipleri olmayan bir insanım ve prensipleri olanlardan korkarım. Dünyanın prensiplerine en bağlı insanlardan birisi Hitler’di. Prensip intikam doğurur. Kâtip’in prensiplerinin mümkün olduğunca manasız olmasını özellikle istedim.” Seri katil -ya da öldürme tutkunu- Kâtip’in ruh halini, bir tür insanlıkla hesaplaşmasını ve bunun bütün mantıksızlığını daha da iyi algılayabilmeniz için, yazar adeta dipnotlar sunuyor.
Yazarın prensip tanımı, seri katillerin ruh haline de bir açıklık getiriyor: “Prensipler bastırıyordu. Prensipler aceleciydi. Hemen o an bir şey yapılmasını istiyorlardı.” Özkök’ün yazılarını, ondan önceki kitaplarını okuyanlar, elbet bu metinlerde de biyografik bir kazıya yeltenecek ve bunda da başarılı olacaktır. Kitapta filmler, müzikler de var.
Yazının başında söylediğim türler arası geçişlilikle de aslında bir şeye dikkat çekiyor Özkök. Türlerin katılığının modasının geçtiğini, bileşimle yeni türlerin olabileceğini kanıtlıyor adeta. Bazen sonları başta okumanın da değişik bir yorum biçimi olduğunu düşünürüm.
Ertuğrul Özkök için kesinlikle geçerli bir öneri. Tıpkı son bölümün başlığında söylediği gibi: “Beginning: Baştan Bir Önceki Gece...”

Seri katiller prensip sahibi midir

Tuhaf Bir Çocuğun Fevkalâde Hikâyesi
Ertuğrul Özkök
ka kitap

X