"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Sanki mimarlar antolojisi

Doğan Hasol’un kitabı, mimarların iş dünyası kadar iç dünyasını da anlatıyor.

Bazı kitaplar vardır, birkaç özelliği bir arada barındırırlar. İçinde sanat/bilim alanının ünlüleri de vardır, onların hayatlarından kesitler de, dahası bütün bunlar bir öykü tadında kaleme alınmıştır.
İyi mimar Doğan Hasol’un ‘Mimarlar dik durur! - Sıradışı Öyküler’ kitabı yukarıdaki tanımlamanın tam karşılığı. Kitaptaki portreler ve karikatürler de ünlü çizer Güngör Kabakçıoğlu’na ait.
Türkiye’deki önemli mimarların, mimarlık hocalarının, kişiliklerini okurken bir yandan da satır aralarında mimarlık tarihini öğrenmiş oluyoruz. İthaf cümlesi şöyle: “Bu dünyada iz bırakıp sonsuzluğa ulaşmış olan değerli mimar büyüklerimizin ve sevgili arkadaşlarımızın anısına...”
Kitap, mimarların iş dünyası kadar iç dünyasını da anlatıyor. Diğer yandan da Türkiye panoraması çıkarıyor. İlk örnek; 27 Mayıs 1960 hareketi!
Askerler üniversite öğrencilerini kışlaya taşıyorlar. Sonra da pencereden kaçmalarını fısıldıyorlar. Herkes kolayca, pencereden kaçıyor ama rahmetli Ergun Köknar çok kilolu olduğu için geçemiyor. Ne yazık ki bir tek o içeride kalıyor, kısa süre sonra kapıdan salıveriliyor.

Babam sadrazamdı

Mimarlar da tıpkı doktorlar gibi beyaz gömlek giyerler. Bu önlük sebebiyle birçok hikâye yaşanmış. Belki de bundan olacak, iki meslek grubunu bir araya getiren güzel bir söz bile türemiş: “Doktorun hatası toprak altında, mimarın hatası toprak üstünde olurmuş.”
Söz konusu, küçük hatalar, kitabın en lezzetli bölümlerini oluşturuyor. Mesela; 1908’de Mısır’da İskenderiye’ye tren istasyonu, Dalaman’a da av köşkü yapılması gerekiyormuş. Projeler hazırlatılmış ve projeler Mısır ve Dalaman’a gönderilmiş. Ancak projeler karıştığı için, 300 km uzaktan tren yolunun geçtiği Dalaman’a tren istasyonu, Mısır’a da av köşkü yapılmış! Dalaman’daki tren istasyonu başka iş için kullanılıyormuş.
‘Bir Ulu Çınar: Celâl Esad Arseven’ yazısını okuyun! Osmanlı’nın son yıllarında iyi bir öğrenim görmüş, neredeyse bütün gençliği Avrupa’da geçmiş olan Celâl Esad Arseven’le 93 yaşındayken bir söyleşi yapar Hasol. Hem merakla hem de biraz patavatsız bir şekilde bu durumun farkına vararak, “Babanız ne iş yapardı?” diye sorar. Arseven’in yanıtı kısa ve net olur: “Sadrazamdı!”
Kimler yok ki kitapta! Mehmet Ali Handan Öyküleri, ironiyle mizahın kol kola girdiği anılar... Mimar, ressam, yazar Cihat Burak’ı da okuyun ve çok yönlü bir sanatçıyı yakından tanıyın. ‘Aydın Boysan Öyküleri’ bölümü, bir ‘yaşama’ ustasının özel anılarını derliyor. Demirtaş Ceyhun, Oktay Ekinci, Doğan Kuban, Doğan Tekeli... Sayamadığım onlarca isim ve hepsine dair birer öykü...

Mimarlar dik durur!
Sıradışı Öyküler
Doğan Hasol
YEM Yayınları

X