"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Köy Enstitüleri’ni gündemde tutmak

TÜRK eğitim tarihinde, Köy Enstitüleri’nin yerini, önemini yinelemek gerekir mi bilmem.

Ama bu kurumun ve bu kurumdan yetişenlerin çalışmalarını, izlerini her zaman taze tutmak, gündeme getirmek gerektiği inancındayım.
YKKED (Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği) çalışmalarıyla, toplantılarıyla, yayınlarıyla bu toplumsal işlevi yerine getiriyor.
Dışarıdan gördüğüm tek köy enstitüsü, Ardahan’da Dursun Akçam Kültür Merkezi’ne giderken uzaktan gördüğümdü.
O günün zorlu koşullarında bir kuşak yaratmanın inancına tanık oldum.
Her şeyi kendileri yapan çocukların, gençlerin Türk edebiyatında yer etmelerinin serüvenine bir kez daha saygı duydum.
Masamdaki kitap Hasanoğlan Hatırası-Bir Köy Enstitülünün Kaleminden ve Objektifinden (1941-1951)-Mustafa Güneri*.
Kitabın ithaf bölümü şöyle:
“Annem Ayşe ve eşim Ferihan Saadet’e...”
Mustafa Güneri (1930-2000) 38 sene 7 ay eğitime emek vermiş.
1941 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde göreve başlamış, on yıl bu görevde kalmış.
Önsöz’de Mustafa Güneri, kitabı niçin hazırladığını yazmış.
Tarih 1995.
“Sık sık enstitüye gelen yerli ve yabancı misafirlerin sorularına verilen cevaplarla onlara enstitü hakkında bilgiler veriliyordu.
Yaparak ve yaşayarak öğrenmenin gerçekleştirilmesinin önemli bir örneği olan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü anlatabilmek için işte bu ve benzeri bilgileri aktarmaya karar verdim.”
Duru Güneri, Sunuş
yazısına bakın nasıl başlamış?
“Karlı bir kış günü, 12 Ocak 1947’de Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün yeni yapılan istasyonuna annemin kucağında inmişim. Her taraf bembeyaz karla örtülüydü. Şiddetli rüzgâr bu örtüyü köşelerinden çekiştiriyordu.”
Oraya gelip yerleşmenin, yaşamanın zorluğunu ama bir inancın bütün bu zorlukların üstesinden gelme gücünü verdiğini okuyacaksınız.


* * *


KÖY ENSTİTÜLERİ ile ilgili fotoğraflar, anılar, yalnız o kurumun tarihi açısından değil Türk eğitim hamlelerinin tarihi açısından da çok büyük önem taşır. Çünkü yapılacak çalışmalar için bilgi ve görsel belgeler araştırmacılar için gereklidir.
Birinci Kuruluş Yılı, 1941 başlıklı bölümde İlk Hazırlık, kuruluşun serüvenini öğrenmemizi sağlıyor.
Fotoğraflar ve resim altları, kuruluştan sonraki tamamlanma, bitirilme konusunda bize bilgi veriyor.
Sadece bir okul eğitimi değil, çocuklara spor, müzik, çevre bilinci, toplu yaşama da öğretiliyor, uygulamalı çalışmalar bunun kâğıt üstünde kalmasını önlüyordu.
Beş Kilometreden Su Getiriliyor bölümünü okudum ve çok düşündüm.
Kayalıklar deliniyor, bir Ferhat efsanesi yaşanıyor, suyun açılış töreni için İsmet İnönü geliyor. Devletin bu çabalara verdiği önemi gösteren bir tavır.
Umarım bu destek bugünün siyasetçilerine de örnek olur.
Yabancı misafirlerin ziyareti de, bu kuruma gösterilen ilginin ve duyulan merakın derecesini gösteriyor.
Enstitülerin Kapanışı konusunu işleyen bölümü okuduğunuzda hem üzülür hem gülersiniz.
Zira, müzik binasının çatısının sosyalist bir simge olan orağa benzetilmesi, kapanma gerekçesi olursa söyleyecek söz kalmaz.


* * *


KÖY ENSTİTÜLERİ ile ilgili bilgi veren, belge sunan her kitabı okumalıyız.

(*) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

X