"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Geçmişten bugüne İstanbul’un sesini dinlemek

MÜZİSYEN Fulya Özlem’in bana gönderdiği notu okuyalım:

“Sayın Doğan Hızlan

Yıllardır okurunuzum, bugün de Leyla Gencer’le ilgili yazınızı duygulanarak okudum. Leyla Gencer, rol modellerimden biridir, yıllar önce Zeynep Oral’ın kendisiyle ilgili yazdığı ‘Tutku’nun Romanı’ ile onu tanımıştım ve o gün bugündür hayranıyım.

Ben de naçizane sopranoyum, ancak Batı klasik müziği icra etmiyorum; son albümümde yirminci yüzyılın başındaki şehir musikimizden etkilenerek kantolar, tangolar ve fasıl şarkıları besteledim ve kanunda Fotini ve utta Marina Hanım’la bu yeni bestelerimi seslendirdim. O dönemin, Lale ve Nerkis hanımlar, Safiye Ayla, Sabite Tur, Denizkızı Eftalya ve Seyyan Hanım gibi kadın şarkıcıları da en büyük ilham kaynağım. Amacım taş plak dönemindeki kadar sanatsal yönü gelişkin bir şehir müziğini yeniden canlandırmak belki de...”

Adı geçen CD şu:

Geçmişten bugüne İstanbul’un sesini dinlemek

Fulya Özlem & Akustik Kabare / Mânidar Boşluk* 

Her şehrin bir sesi var mıdır? Dinlediğimizde onu çağrıştıran. Hemen eşlik ettiğimiz. Anı yumağını çözmeye götüren.

Başka kentleri bilmem ama İstanbul böyle bir yerdir.

Bir kanto, Ece Ayhan’ın dizelerini anımsatır.

Bir fasıl, eski gazinolardan yankılanır.

Akşamüstleri sevgili dostum Selâhattin Hilâv’la dinlediğim fasılların sesi ta uzaklardan gelir.

Bu CD’nin ilk parçada hissettirdikleri.

Sanatçının adını saydıkları arasında Safiye Ayla’yı, Sabite Tur’u canlı dinledim. Özellikle Sabite Tur’u anması çok yerinde. Türk müziğinin sopranosudur bence.

CD’de, kozmopolit iki kentin, İstanbul ve İzmir’in çaldığı, dinlediği müzik var.

Geleneğin yaşayan yanıyla ilgilenmeliyiz, ayrıca onu bugünün zevkine taşımalıyız.

Ben CD’yi dinlerken dünü düşündüm elbette, eski İstanbul’un bütün sesleri akın etti kulağıma. Ama bugün bunların yenilenerek yapılması da ilgimi çeken bir unsur.

*

FULYA ÖZLEM, müzisyen, yazar ve çevirmen. İstanbul’da doğdu. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. Müziğe sekiz yaşında kemanla Türk müziği çalarak başladı.

Avrupa’nın birçok kentinde konserler verdi.

Çeşitli ülkelerde çeşitli araştırmalar yaptı.

2014 yılında makam müziğinde yapmış olduğu besteleri icra ettiği Fulya Özlem ve Akustik Kabare grubunu utta Marina Liontou-Mohamed ve kanunda Asineth Fotini Kokkala ile beraber kurdu ve o günden beri bu grupla sahne alarak konserler ve müzikli kabare performansları yapmaya devam ediyor.

Fulya Özlem’in zengin bir diskografisi var.

Bütün parçaların söz&müziği Fulya Özlem’e ait.

Gelenekten yararlanarak bir şey yapmak istiyorsan, önce onu derinden özümseyip bugüne getireceksin.

Dinleyenler bu eserin bugün yapıldığını fark edecekler ama alttan alta dünün sesini duyacaklar, zevkini keşfetmeye çalışacaklar. Fulya Özlem, bu önemli kuralı unutmadığı için başarılı olmuş.

Akdeniz’in, Ege’nin de seslerin içinde bir tını olarak kendini dinlettiğini söyleyebilirim.

Sanatçının bir başka yenileme yönteminden de söz edeceğim. Sözler geçmişte kalan bir dünyanın sözleri değil, bu açıdan da beğendim. Ama müzikle birleşince, onlar da geleneğin etkisini yansıtıyorlar.

İcralara tam not vereceğim. Söyleyiş ve çalış tarzları makam müziğinin tarihi seyrine gönderme yapacak nitelikte.  

*

BİLENLERE hatırlatacak, bilmeyenlere İstanbul’u tanıtacak iyi bir çalışma.

.......................

(*) Z Müzik

X