"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Çok mu ciddileştik?

GÜNLÜK hayatımızda mizahı unuttuk mu? Bugünün Türkçesiyle gülmeceye basında rastlanmıyor. İroni, mizah ciddiyetin zıddı değildir. Yaşamın tadı tuzudur.

Eski köşe yazarları en ciddi konularda bile mizaha başvururlar, konuyu daha iyi anlamamızı sağlarlardı.

Bu yazı da nereden çıktı derseniz, açıklayayım. Hafta sonunu Bursa Kitap Fuarı’nda geçirdiğim için, Karagöz ile Hacivat’ın şehrinde bu konuyu düşündüm.

Karagöz ile Hacivat’ı çok severim, o oyunlar hem kişisel eleştiriyi içerir hem de toplumsal saptamaları. Sınıflar arası bir söz şölenidir.

Hoşlanmadığım sözlerden biri de ağır ol molla desinler uyarısıdır.

Mizah sanırım televizyonlara ve bir de sinemamıza kaldı. Genellikle hafta sonlarında köşe yazarları, yazılarını fıkralarla süslerlerdi. Nasreddin Hoca’dan alıntılar yaparlardı.

Mizah tarihimize baktığımızda, eleştirel söylemlerde en çok dikkati çeken bu tür yazılardı.

Bazılarını okurken kahkahalara boğulur, bazen de bir gülümseme ile yetinirdik.

İnce zekânın yergisi de övgüsü de bir edebiyat lezzeti taşır.

Filiz Ali, babası Sabahattin Ali için bakın ne derdi:

“Babamın konuşma tarzından, karşısındakini övdüğü mü yerdiği mi anlaşılmazdı. Söz ortada kalırdı, en çok düşmanlık toplayan da bu tarz konuşmalardı.”

Nüktedan sözü artık kullanılmıyor, çünkü bu tip insanlar kalmadı. Onlar olmayınca kaba yergiler kapladı ortalığı. Polemik ile küfür eşanlamlı sayılıyor.

Bazı kimseler zaten mizahtan korkarlar. İroniye gelince zekâları müsait değildir.

Ben fıkraları severim.

Ancak bazı dost meclislerinde birisi bir fıkra anlattı mı herkes kendini fıkra anlatmak zorunda hisseder, meclis tahammül edilmez olur.

Fıkra anlatan iki büyük ustayı sık sık anımsarım.

Biri Melih Cevdet Anday’dır, diğeri de Semih Balcıoğlu.

Melih Bey’in fıkraları aynı zamanda birer zekâ sınavıydı, fıkrayı anlatır, arkasından da fıkranın algılanma oranını bekler, böylece karşısındakinin zekâsını ölçerdi. Karşısındakinin yorumunu dinledikten sonra hoşuma giden yanı, “Evet böyle değil mi” diye bizlere de sorardı ki biz de karne notuna katılalım.

Semih Balcıoğlu ise fıkrayı anlatır, arkasından da bir kahkaha patlatırdı.

Her yazar iyi konuşma yeteneğine sahip değildir, gerek Anday’da gerek Balcıoğlu’nda bu iki ustalık birleşmişti.

*

BURSA gezisi dönüşünde bu çağrışımlar peşimi bırakmadı. Kitaplığımdan yıllar öncesinin bir kitabını çıkarıp aldım:

Hilmi Yücebaş’ın ‘Türk Mizahçıları-Nüktedanlar ve Şairler’* kitabındaki örnekleri okumaya başladım.

Hilmi Yücebaş (1915-1996), ‘Bütün Cepheleriyle’ serisi ile tanınmıştır.

50’ye yakın olan kitaplarında önemli Türk şairleri ve yazarları hakkında yayımlanan bütün malzemeyi kitaplarında toplamıştır.

Yücebaş, Önsöz’de bakın kitabı nasıl tanıtıyor:

“Türk Mizahçıları adını taşıyan bu kitabın, halk arasında nüktedan vasfını alan -unutulmaya yüz tutmuş- hoş sohbet insanlarla mizah şairlerimizi bir araya getirmesinden başka hiçbir iddiası yoktur.

Eskilere göre, vakarlı ve ciddî bir insan için, gülmek, ayıp sayılırdı. Sonraları bu telakki değişmiş, her nükteyi güler yüzle karşılayan bir nesil yetişmiştir.”

Önsöz şöyle bitiyor:

“Hakikat somurtkan, lâtife güleç yüzlüdür. Tenkit ederken gülen ve tenkidine lâtife çeşnisi verene darılmamak tabiidir.

Daima gönüllerimiz şen, vatanımız ruşen olsun!..”

Bölüm başlıkları, içerik konusunda fikir vermektedir:

- Türk Matbuat Tarihinden Hatıralar ve Derlemeler.

- İstanbul Nüktedanları.

- Edebiyatımızın Mizah Şiirleri.

Zaman içinde nelere güldüğümüzü, nelerle güldürdüğümüzü bu antolojideki örneklerden çıkarırsak, değişen mizah anlayışımızın da tarihini öğrenmiş oluruz.

Ayrıca bazı adların bugün olmadığını görürüz.

Artık ramazanlarda bile meddah yok, sohbetleriyle bir mecliste mizahı temsil eden kişiler yok.

Eski örnekler bir bakıma bizim mizah için kullandığımız üslubu, anlayışı ortaya koyduğundan bir hatırlatma kitabı niteliği taşıyor.

Mizahın tarihi bir ülke insanın da yaşama biçimini temsil eder. Hiç kuşkusuz geçen zaman bir değişimi de getirmiştir.

*

MİZAHLA ilişkimizi gözden geçireceğimiz bir kitap.

 

(*) L&M Kitaplığı

 

X