"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bir ütopyanın gerçekleşmesi...

Ahmet Özkan’ın ‘Köy Enstitüleriyle Aydınlığa Doğru-Bir yürüyüşün hikâyesi’ kitabını okuyunca enstitülerin kapatılmasının ülkeye nasıl bir zarar verdiğini bir kere daha anlayacaksınız.

Köy Enstitüleri, tek cümlede özetlenebilir: Bir eğitim mucizesi. Ahmet Özkan’ın ‘Köy Enstitüleriyle Aydınlığa Doğru-Bir yürüyüşün hikâyesi’ kitabını okurken o kuruma da, oradan mezun olanlara da saygım bir kere daha arttı. Köy Enstitüleri hakkında okuduğum anılar, insanüstü kavramını hak edecek bir girişimin izlerini taşıyor.

NEREDEN NEREYE...

Bugün okullarımızın -daha çok büyük kentlerdeki- durumunu, okuma imkânlarını düşündüğümüzde, o mucizeyi yaratanların eğitim tarihimizdeki yeri, altın harflerle çizilmeyi hak ediyor. Ahmet Özkan’ın kaleme aldığı bir köy çocuğunun yükseliş öyküsü, inanmışlığın, direncin de örneğini sunuyor.

8 Haziran 1923’te Konya’nın Beyşehir ilçesinin Çavuş Köyü’nde doğan Ahmet Özkan, bugün yaşayan en yaşlı ilk kuşak Köy Enstitülülerden.

Okulu bitirdikten sonra, köyüne öğretmen olarak gönderildi ve tam 19 yıl, köyüne ve insanlarına hizmet etti. Toplamda 43 yıl 4 ay eğitim dünyasına emek verdi! Kaç kuşağı yetiştirdiğini tahmin edin ve Köy Enstitülerinin önemini bir kere daha görün!

Başta köy enstitülerinin mimarları Mustafa Kemal Atatürk, Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, M. Rauf İnan olmak üzere; “Bu memleket için köylerde fedakârca çalışmış; bütün ömürlerini bu memleketin çocukları için harcamış bütün Köy Enstitülü öğretmen arkadaşlarıma ve onların aziz hatıralarına” sözleriyle ithaf ettiği kitabında, bir ütopyanın inşasında kendi tanıklıklarını anlatıyor Özkan.

28 Ekim 1937 sabahı erken saatlerinde bir uğurlama ile iki arkadaşın Konya’dan Eskişehir Mahmudiye Köy Öğretmen Okulu’na gidişiyle başlıyor kitap. Okula kaydolmak için 30 lirayı nasıl bulduklarının sıkıntılı hikâyesi bu ülkenin nerelerden nerelere geldiğini gösterirken enstitülerin kapanması sonrası yine nerelere geldiğini gözler önüne seriyor.

Köy Enstitüleri ‘insan yetiştirme’, birey eğitimi konusunda bugün bile örnek alınması gereken bir seviyeye sahip, okuyunca anlıyorsunuz.

Okulun elektriğini bir Macar uzmanın, değirmenin olduğu yere koyduğu tribün sayesinde edinirler. Ancak hava -30 dereceye kadar düşünce arktan gelen su donar. O kış, müdüründen öğretmenine, öğrencisine herkes değirmene gidip yeni bir ark açar ve yeniden elektrik sağlanır. Okul yeniden ışıl ışıldır!

Bir ütopyanın gerçekleşmesi...

İLTİFAT VE YARDIM

Okulun ve o köyün sınırları içinde de kalmadılar. Öğrendiklerini paylaştılar. Kitaptaki ‘Köylere Kültür Gezisi Planladık’ başlıklı bölüm bu yönüyle önemli. Çünkü Ahmet Özkan ve arkadaşlarının kurdukları tiyatro kolu birçok köye gider ve oralarda temsiller verirler... Elbette gittikleri yerlerde kaymakamından köylüsüne kadar herkesten iltifat ve yardım görürler.

Ahmet Özkan, kitabında dönemin köylerini ve enstitülülerle kaynaşmalarını da anlatıyor. Enstitülerin kapatılmasının ülkeye aslında nasıl bir zarar verdiğini bu kitabı okuyarak bir kere daha anlayacaksınız.

X