Bir sanat koruyucusunun hayatı

Şefik Kahramankaptan’ın hazırladığı kitap, Ankara Müzik Festivali’ni sürdüren önemli birinin, Mehmet Başman’ın biyografisi.

Haberin Devamı

Ankara’daki Müzik Festivali sırasında sık sık konuştuğum Mehmet Başman gerçekten sanat koruyucularından biriydi. Festivalin ödül törenlerinden birkaçında ben de bulundum. Bir sanatçı seçilir, onun hakkında da bir kitap yazılır. Böylece kalıcı bir kimlik kazanır.
Şefik Kahramankaptan, Başman’ın biyografisi hakkında ne diyor? “Mehmet Başman’la hep karşılıklı güven ve sevgiye dayanan bir ilişkimiz oldu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın etkinlikleri ve Uluslararası Ankara Müzik Festivali için yıllarca birlikte çalıştık. Aynı idealleri paylaştığımız için elimden geldiğince destek vermeye çalışırken kendisini de gayet iyi tanıdım. Ali ve Murat Başman, bu kitabı yazmamı 2019 Nisan ayı sonunda istediler. Bir yaz boyu çalışmamın ürünü şu an elinizde. Bu kısa süreye sığdırılan çalışma boyunca anılarıyla, görüşleriyle yardımcı olan aile üyelerine, tüm dostlara ve vakıf çalışanlarına teşekkür ediyorum.”

Bir sanat koruyucusunun hayatı
Müziğin Yüce Gönüllü Şövalyesi Mehmet Başman -Şefik KahramankaptanSevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları
(5 üzerinden 4 yıldız)

Kendi okurunu yetiştiren yazar
Necati Tonga’nın yayına hazırladığı kitabın konusu şöyle: “Bu romanda yazar, Musullu bir genç olan Süleyman’ın başından geçenlerden hareketle 13’üncü yüzyılın sonları ve 14’üncü yüzyılın başlarında İslâm coğrafyasında cereyan eden bazı önemli olayları ele almıştır.” Tanzimat ve Serveti Fünun dönemlerinde eserleriyle kendi okurunu yetiştirmeye çalışan Ahmet Mithat Efendi’nin dikkat çeken romanlarından biri ‘Süleyman Musli’dir. İlkin 1877’de Kırkambar Matbaası’nda basılan ve ‘Kırkambar İlavesi, Hikâye Gözü’ serisinden çıkan bu roman, yazarın üç yıl süren Rodos sürgününden sonra kaleme aldığı ilk eserlerinden.
Yazar, romanın başında yer alan mukaddimede Süleyman Muslî’yi ‘roman historik’ (tarihi roman) olarak tarihin birkaç garip meselesi üzerine inşa ettiğini, amacının okurları tarihin daha uzak zamanlarına götürmek olduğunu belirtir.
Bir sanat koruyucusunun hayatı
Süleyman Muslî- Ahmet Mithat Efendi Dergâh Yayınları
(5 üzerinden 4 yıldız) 
Mahallede bir hayalet dolaşıyor
İrem Ertuğrul, bir mahallenin anatomisini çizmiş. ‘Mahalledeki Hayalet’te 10 öykü var. Gerçekle gerçeküstünün birleştiği noktada öyküler inandırıcılık kazanıyor. Çizdiği tiplere çoğumuz eski mahallelerde rastlardık. Mahalle hem insanların yardımlaştığı ama hem de birbirini eleştirdiği, sert kurallarla denetlediği bir toplumsal birimdir. Dışardan eğlenceli görünen mahalle yaşamı aslında dramatik özellikler taşır. İrem Ertuğrul hiç kuşkusuz siyasal dokunmalara da yer veriyor.
Çünkü o kahramanın tanınmasında bunu kullanmanın da gereğine inandırıyor bizi. Dar yaşamlarda cenaze törenlerinin ilişkileri belirleyici unsurunu vurguluyor. Sahte aile ilişkileri sanırım mahalle yaşamının en can alıcı, en göründüğü gibi olmayan yanı. Yazar gerçekçi ama edebiyatın cilasının vurulduğu bir mahallede yaşatıyor bizi. İnsan tipi ve atmosferi çizmede başarılı bir öykü kitabı.
Bir sanat koruyucusunun hayatı
Mahalledeki Hayalet- İrem Ertuğrul Ketebe Yayınları
(5 üzerinden 4 yıldız)
Ömer Uluç’un sanat yaklaşımları
Ömer Uluç’la yapılan söyleşilerden oluşan bu kitapta çeşitli yazarların kaleminden onun sanatı üzerine çeşitli yaklaşımları okuyorsunuz. 35 yazarın sorularını yanıtlıyor. Bakın bir konuşmasında ne diyor: “Doğu’da bizim yakalamak istediğimiz daha değişik bir türdür. Batı’da figüre ağırlık veren resim sanatı Doğu’da değişir. İslam sanatında figür yasaktır. Dolayısıyla bunu kaldırmak için sanat yasaklandı. Aslında İslam sanatı, figürü kaldırmakla önemli bir iş yaptı. Çünkü figür ortadan kalkınca ortaya süs gibi bir şey kaldı. Sanatçıya sadece renk ve çizgi kalıyor. Figür olmadığı için de anlatacağını renk ve çizgiyle anlatıyor. Figürü kaldırmak renk ve çizgiyle sanatçıya başka ürünler yaratma olanağı veriyor. Türkiye 19’uncu yüzyılın ortasından bugüne Batı resmini öğrenmeye çalışıyor. Düşünün bir sürü paşalar, akademiler hep bu öğrenim sürecinde varlıklarını korumuşlar. Avrupa, figürü inkâr etmeye başlayınca biz de inkâr ediyoruz. Figürü deforme ederse biz de ediyoruz. Bizim ressamlarımız da onları izliyor. Açıkçası Avrupa başı çekiyor. Batı ne macera yaşadıysa aynısını biz yaşıyoruz. Oysaki Batı’daki macera bir diyalektik içinde oluşuyor. Her akım bir öncekine tepki olarak ortaya çıkıyor. Kendi içinde organik bağı var ama bizde yok. Rotayı onlar tayin ediyor, biz de çizilmiş rota üzerinde gidiyoruz.”
Bir sanat koruyucusunun hayatı
Umut Burnundan Dolaşarak- Ömer Uluç Alef Yayınevi
(5 üzerinden 4 yıldız)

Yazarın Tüm Yazıları