"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Beyoğlu’ndan sayfalar

Beyoğlu üzerine çok kitap yazıldı. Ancak ilçeyi bütünüyle tanıtma eksikliği vardı. Turan Akıncı’nın iki kitaptan oluşan serisi iyi bir envanter.

Turan Akıncı’nın iki ciltten oluşan ‘Beyoğlu’ (Yapılar, Mekânlar, İnsanlar/1831-1923) ve ‘Cumhuriyet’te Beyoğlu’ (Kültür, Sanat, Yaşam/1923-2003) çalışması, tespit yerindeyse bu ilçenin envanterini içeriyor. Yalnız bir semt, ilçe olarak Beyoğlu’nun değil, Türkiye’nin değişiminin de öyküsünü okuyacaksınız. Her semt için dünle bugünün mukayesesi ilgi çekici sonuçlar ortaya koyar. Beyoğlu, kentli yaşama biçiminin tarihinin de geçtiği yerdir. Batı’yla Doğu’nun buluşması ne zaman başladı, nasıl devam etti, bugün hangi aşamada...

‘Giriş’ten alıntı: “İstanbul’da yaşayan ve yolu düşen herkesin Beyoğlu’nda bir hatırası vardır. İstanbul’da insanlar çok şeyi ilk defa Pera’da yaşamıştır. Cadde, 190 yıldır şehrin en önemli çekim merkezi. 1970’lere kadar Beyoğlu, insanların temiz giyinip ve kravat takıp gittikleri bir caddeydi. Beyoğlu’na çıkıldığında sinemaya, tiyatroya, operaya, baloya, gazinoya, kabareye gidilir, lokantaya, kahveye, pastaneye ve sergilere uğranılırdı. Pera Caddesi’nde bir tur atmak çok kişiye yeterdi. Beyoğlu, 190 yıllık bu süreçte şehrin kültür, sanat ve eğlence merkezi olma vasfını hiç kaybetmedi ve yaşam özelliklerini hep korudu.”

Cumhuriyet’in devraldığı tablo

Türkiye Cumhuriyeti, başta Beyoğlu olmak üzere nasıl bir İstanbul devraldı? 1900’lerin başlarında İstanbul’un nüfusu 1 milyon kişiydi. Bu nüfus yapısında İstanbul şehrinde vatandaş olarak 450 bin Müslüman Türk, 410 bin ekalliyet yaşamaktaydı. Ayrıca çeşitli ülkelerin vatandaşı olan 150 bin kişi İstanbul’da ikamet ediyordu. 1860 yılından itibaren İstanbul’a Avrupa’dan yoğun bir nüfus akımı olmuştu. Batılılar, Osmanlı şehirlerine kısa sürede para kazanmak için gelmişlerdi. Osmanlı bakir bir toplumdu ve sosyal yaşamda birçok şey eksikti. Levantenler Osmanlı toplumunun ihtiyacı olan ürünleri getirip satıyorlardı ve kısa zamanda yaşadıkları Beyoğlu ve Galata semtlerinde ticari hayatı ele geçirdiler.

Levanten kültürün sonu, Türkçe bilmeyen azınlıklar

Osmanlı coğrafyasında doğmuş büyümüş ve senelerdir bu topraklarda ticaret yapan azınlıklar vardı ve bu insanlar Türkçe bilmiyorlardı. Çalıştıkları işkolunda egemen olduklarından dolayı kendi iş alanlarında istedikleri lisanda işlem yapıyorlardı.

Çalışanların Türkleştirilmesi

Cumhuriyet ilan edilmiş ve devlet, yeni bir siyasi düşünce etrafında yeniden düzenlenmişti. Osmanlı Devleti’nin çok milletli bir toplum düzeni geride kalmıştı.

Mübadele

Lozan Konferansı’nın ortaya çıkardığı siyasi metinlerden biri de Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokolü’dür. Bu sözleşme gereğince yaklaşık olarak 400 bin Müslüman Türk ile 200 bin Hıristiyan Rum yaşadıkları yerlerden ayrılarak kendi milli sınırları içine göçtü. Bu mübadele her iki ülke için de çok değişik sorunlara yol açtı.

Levantenlerin çalışma hayatından tasfiyesi

1860 yılından itibaren Beyoğlu’na yerleşen Levantenler başta Beyoğlu ve Galata’da şirketler kurup Osmanlı ekonomisinde egemen oldular. Osmanlı döneminde bu Levantenlere karışan görüşen olmadı. Kendi ülkelerinde dahi bulamayacakları ticari özgürlükte çalıştılar ama artık dönem değişmişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni bir siyasi yol haritası vardı.

Beyoğlu’nu bütün yönleriyle, tarihiyle tanımanız için okunması gereken bir kitap...
Beyoğlu’ndan sayfalar
Remzi Kitabevi
512 sayfa,
50.93 TL ve 456 sayfa, 47 TL
Beyoğlu’ndan sayfalar

 

 

 

 

X