"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Bedel gençlere ödetilir

SURUÇ KATLİAMI’nın televizyonlardaki iç parçalayan görüntüleri yıllarca belleğimizden silinmeyecek. Silinmemeli ki tekrarına bütün gücümüzle direnelim.
Bir onur seddi kuralım. Anna Seghers’in romanının başlığı neydi? “Ölüler Genç Kalır”.
Onlar da bizim için genç olarak kalacak.
Ülkemizde bütün bedelleri yıllardır gençler öder. Darbelerde onlar yargılanır, onlar asılır. Çağdaş düşüncelerin hesapları onlardan sorulur. Serseri kurşunlar onları vurur! Filizken, fidanken yok edilirler. İleriye giderken, geriye doğru çekilirler.
Amara’da toplananlar, yalnız fiziksel onarım için Kobani’ye gitmiyorlardı, çocuklar için oyuncaklarla, büyükler için kitaplarla oranın ruhunu onaracaklardı.
Her genç kıyımı, o ülkenin geleceğini yok etmeye yönelik haince bir teşebbüstür. Savaşlarda, cephelerde ölenler, bir ülkenin geleceğinin yok edilmesidir. Hain saldırılarla ölenler geleceğin bugünden karartılmasıdır.
Birçok üniversite öğrencisi, bilgilerini, birikimlerini, harçlıklarını, umutlarını toplayıp oraya gideceklerdi. Çünkü onlar bencilliğin katranına bulaşmamışlardı.
Hain saldırıdan beri dilimde iyi şair Ergin Günçe’nin satırları... Ne diyordu “Bir Temmuz Gelini Toprağa Verildi Bugün” adlı şiirinde:
Derilerime yazmış, müzelerime kaldırmışımdır
Benim el kitabım ve surelerim olan gencölümler
Yorgun günler
Susmuş aklım, öfkelerin işlek türküsü, mühürlüdür
Yorgun günler, kuşluklar, ikindiler
İçimde bir erkek bir kadın söylenerek ağlar
Yorgun günler
Toprağa verildi kınasız kuzum bugün, mor gelinim
Yorgun günler
Tabutunda solgun temmuz gülleri okunuyor.
Mimardı. Genç bir kadın.”
Kimden gelirse gelsin, kim yaparsa yapsın, bunun haklı, kabul edilebilir bir gerekçesi yoktur. Özgürlük en çok genç kuşaklar için lazımdır. Yetişmeleri, kendilerini bulmaları, ülkeyi ve dünyayı aydınlığa taşımaları ancak özgür ortamlarda olabilir. Kimsenin, gençlik böyle olmalı, ben böyle gençlik isterim demeye hakkı yoktur. Dahası, kimsenin böyle insanca amaçlar uğruna yola çıkanları yargılamaya hakkı da yoktur.
Böyle zamanlarda hep edebiyata sığınırım. Yine bir başka iyi şair Enver Gökçe’nin Saffet Korkut için yazdığı “1909-1946” şiirini okuyorum döne döne... Şairlerin yüreğinden bizim yüreğimize giden dizeler. Başka nasıl anlatabilirim ki hislerimi.
“Hürriyet yoktu sağlığında
Gün geldi gitti incecikken
Yiğitken, güzelken, gencecikken.
Şimdi ne kadar dost varsa arkasında
Hasatçı, öğrenci, öğretmen
Ne kadar gül varsa toprağımızda:
Daldırma gül, ak gül, gonca gül;
Ne kadar sevgili varsa arkasında:
Tiyatro, iş, kitap, şiir, marş
Yanar yanar ağlaşır cümlesi,
Çoban ateşi hatırasında.
Gavur müslüman demezdi
“Kendisi için bir şey istemezdi
Yatak ölümü beklemezdi”
Gitti vadesiz, gencecikken
Yiğitken, güzelken, incecikken
Ölüm, adın kalleş olsun!”

X