"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Anılar eşliğinde bir Filiz Ali portresi

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, yaşadıklarını, sıkıntılarını hüznün rantından uzak tutarak anlattığı bir kitap yazdı. “Mutlaka okuyun” derim.

Sevgili Filiz Ali’yi üç cümlede tanımlayın deseniz, yanıtım hazırdır:

İyi bir evlât, iyi bir müzisyen, iyi bir yazar.

Öldürülen bir babanın kızı olarak maddeten ve manen yaşamanın zorluğunu, yaşamadıkça tahmin ve tahayyül edemezsiniz.

‘Yok Bi’şey, Acımadı ki...’ kitabının Önsöz’ünü okurken, birden aklıma Albert Camus’nün Sisifos Efsanesi geldi... Yaşadığı, yaşadığımız günlerin kısa bir tarihçesi var, önsözde.

Bitiş paragrafının altını çizdim: “Şu fani dünyadaki yetmiş küsur yılım, hayatım böyle geçti gerçi, ama elinizde tuttuğunuz bu kitapta üzüntü ve gözyaşı olmayacak. Hep güzel şeyler anlatacağım size. Doğanın, sanatın, müziğin, dostluğun, çocukların, gençlerin, hayatın güzelliklerini, tanıdığım ve örnek aldığım güzel insanları anlatacağım.

Dileğim, çocuklarıma, torunlarıma, öğrencilerime, okurlarıma güzel anılar bırakmak. O kadar.”

Anılar eşliğinde bir Filiz Ali portresi

Kitabın ilk yazısı ‘Annem’. Etkili bir anne portresi çiziyor. Aliye Ali gerçekten de çok güzel bir kadındı.

Satır aralarında çekilen zorlukları, o direnci, kilometrelerce uzaklıktaki kıtaları aşarak bilgi edinme tutkusunun niteliğini iyi bir okur fark eder.

Filiz Ali, yaşadıklarını, sıkıntıları anlatırken hüznün rantından uzak tutmuş kendini. Bizde örneği az görülen bir biçimde yapıyor bunu.

Kitapta Filiz Ali ekseninde, özellikle Ankara’da bilim ve sanat dünyasının dayanışmasını, herkesin birbirine omuz vermesini okudukça, gerçek aydının öğelerini de öğrenmiş oluyoruz.

Her şeyi öğrenmek için baştan başlayabilmek, meslek sevgisinin bir yaşama biçimi olduğunu gösteriyor.

Kitap, büyük ölçüde ülkenin siyasal tarihini de notluyor. Nitelikli bilim adamlarına reva görülen muameleyi de etkileyici bir tonda bize yansıtıyor.

Filiz Ali gibi bir çocuğu olmasaydı acaba Sabahattin Ali’nin farkında olabilir miydik? Bugün bu kadar okunuyor,  seviliyor, biliniyor olur muydu? Elbette yazarın gücünü, etkisini yadsımak mümkün değil, ancak Filiz Ali’nin katkılarını da göz ardı edemeyiz.

Benimle ilgili ve Hürriyet Gösteri hakkında yazdıkları kişisel olarak beni sonsuz mutlu etti. Bencil bir yargıda bulunduğumu sanmayın, o, edebiyat, sanat konusunda yapılan her şeyi hatırlar ve hatırlatır.

Anıların, Ayvalık ve Ayvalık Akademisi ile ilgili ‘AIMA Doğuyor’ bölümünü mutlaka okuyun: “Sanırım 1997 yazıydı. Halis ve Alev Komili yeni restore ettirdikleri manastırda bir davet verdiler. Manastırı görür görmez yıllardır kafamda dönüp duran yaz okulu hayalleri yeniden canlandı.”

O kıvılcım bugün uluslararası önemde bir müzik okulunun ateşini yaktı.

Duygulu bir bölüm de; ‘Annemin Ölümü ve AIMA ile Teselli Bulmak’ bölümü.

Son aylarda severek okuduğum, tek sözle ‘iyi’ yazılmış bir kitap.

 

X