"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Adnan Çoker 90 yaşında

TÜRK resminin büyük ustalarından Adnan Çoker adına düzenlenen toplantıya katıldım geçtiğimiz pazartesi akşamı. Ressam Bubi’nin girişimiyle düzenlenen gecede Türk resminin tanınmış adları onu yalnız bırakmadılar.

Bir otelin terasındaki kalabalık, sergi açılışını andırıyordu.

Adnan Çoker, bu özel gecede müzik eşliğinde bulunduğumuz yere girdi. Meslektaşlarının, hayranlarının alkışları arasında. Bu onun 90’ıncı doğum günü için hazırlanmış sürpriz bir partiydi.

Yıldönümlerinin önemini vurgulamak gerekir.

Usta bir ressamın 90’ıncı yaşını sürprizlerle, dostları arasında kutlamasını sağlamak güzel ama ben başka toplantıların yapılmasını, sempozyumlar düzenlenmesini, hakkında kitaplar çıkarılmasını beklerdim.

Ne yazık ki Türkiye’de böyle kalıcı çalışmalar yapılmıyor.

Aslında bu tür çalışmalar kuşaktan kuşağa hizmet zincirini kurmak için gerekli.

Yerimden pek kalkamadığım için, Seyhun Topuz, Balkan Naci İslimyeli, Bedri Baykam, Halil Akdeniz, Mehmet Y. Yılmaz ile konuşabildim.

Adnan Çoker’in resimleri bizim Hürriyet binasında da bulunuyor. Sanırım günlük gazeteler içinde, bünyesinde, duvarlarında sanat eseri bulunduran, özel koleksiyona sahip tek gazete Hürriyet.

Tablolar için özel ışıklandırma da yaptırdık.

Toplantıda Yalçın Sadak bir konuşma yaptı. Gece için hazırlanan, dostlarının onun için yazdığı notların işlendiği tepsiyi vermenin onurunu da bana bahşettiler.

Resim eleştirmeni olmadığım için resmi üzerine konuşamam, ancak Hürriyet’e resim alınırken, önerdiklerim arasında ilk sıralarda olduğunu belirtmeliyim.

*

Yalçın Sadak’ın o gece yaptığı konuşmasından bir bölümü okumanızı isterim:

“Altmış dört yıllık bir kariyeri, sıra dışı bir başarıyı, özetle, Adnan Çoker’i kutlamak için bir aradayız fakat bana göre amacını aşan bir anlamı daha var bu toplantının.

Çoker’in nezdinde Cumhuriyet idealizminin bir başarısını da tescillemiş olacağız.

1929 buhranı ve 2. Dünya Savaşı dolayısıyla, kendi yağıyla kavrulmaya muhtaç bir durumda içe kapanmış Türkiye’nin, Akademi bünyesinde ürettiği dinamik modernlik başka nasıl açıklanabilir?

Çoker bu iklimde yoğrulmuştur öncelikle, ödünsüz bir Cumhuriyet idealisti olarak. Onun dönemindeki hocaların çoğu yurtdışında eğitim görmüş ve öğretmede hayli özverilidirler. Çoker, bilginin, heyecanın egemen olduğu her ortamın doğal müdavimidir. Tutkulu ve disiplinli çalışan bir öğrencidir.

Sonrasında uzun Paris öğreniminden sonra parlak bir dönüş yapmıştır akademiye ve o günden bugüne modern sanatımızın lokomotifi konumundadır.

Çoker, tüm geometrik sanatçılar gibi, soyuttur, yani asıl formlardan yola çıkar.”

*

ORGANİZASYONUN mimarı Bubi’ye hepimiz teşekkür borçluyuz.

Nice yıllara Adnan Çoker.

 

X