"Devrim Sağıroğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Devrim Sağıroğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Devrim Sağıroğlu

Mutluluğun fotoğrafı yok

22 Eylül 2003
İki kez öne geç, sevinmek için bir dakika fırsat bulama.. İşte Fenerbahçe'nin bahtsızlığı.. İki kere yenik duruma düş, 60 saniye sonra üzüntün mutluluğa dönüşsün.. İşte G.Saray'ın hali.. Böylesine ilginç bir derbiydi, Olimpiyat Stadı'nda yaşanan.

Daum, hafta başında 'Bir puan bizim için başarıdır' derken, samimiydi anlaşılan.. Fenerbahçe'de bu maça kadar 13 golün 6'sını atan cezalı Tuncay'ın yerine stoper Tomas'ı tercih etmekle, niyetini baştan ortaya koymuştu. Teknik kapasitesi yüksek olan son haftaların formda adamı Ümit Özat ön liberoya kaydırılmış, göbekte Selçuk ile birlikte G.Saray'ın top yapan orta sahasını kendi yarı alanında kontrolle görevlendirilmişti. Petkov'un önünde solda oynayan Kemal de, onunla birlikte sarı kırmızılıların Prates ve Sabri'den oluşan sağ kanadını etkisiz hale getirme çabasındaydı. Yani, daha maçın başında 'Rakibi dar alana hapsederek, yorayım, kıstırırsam Serhat ve Hooijdonk ile işi bitiririm' mantığı hakimdi.. Aynı, 30 yıl önce Muhammed Ali'nin Foreman'a yaptığı gibi..

Hovardalar!

13. dakikada Bülent Korkmaz'ın ceza sahası içinde Hooijdonk'a yaptığı hareketin, 'Eyyamcı hakem' Muhittin Boşat tarafından cezalandırılmaması, F.Bahçe'nin indirici yumruğu erken atamamasının bir başka nedeniydi. Bu arada her topu kaptıran, kaptırdıktan sonra geri gelmeyen Fatih Akyel, F.Bahçe için bir başka handikap olarak gözüküyordu. İlk yarının sonunda harika bir orta yaptı, Kemal'e golü attırdı. Bir dakika sonra da boş bıraktığı alandan, Baliç'in ortasıyla Arif'in golü geldi. Tek olumlu hareketini de böylelikle 'Sıfıra' indirgedi.

F.Bahçe'nin 'Beraberlik ağırlıklı' taktiği kusursuz yürürken, Fatih dışındaki savunma oyuncularının tümünün başarılı olduğunu kabul etmek gerekir. Ümit Özat orta alanda yerini hiç yadırgamadan mükemmele yakın futboluyla parlarken, Selçuk ona iyi eşlik etti.

F.Bahçe'nin bu artılarına karşılık, oyun yapısındaki kapanıklık, ileride Serhat ile Hooijdonk'u 'Yalnız adamlar' konumunda bıraktı. Atılacak gol, organize atak yerine 'Kişisel beceriye' bağlı bırakıldı. Nitekim, Kemal'in attığı, böyle bir goldü..Hooijdonk gibi bir usta eline geçirdiklerini değerlendirebilse, bir golle yetinmez, G.Saray'ın gardı düşerdi.

Sarı lacivertlilerin 'Sağ gösterip, sol vurabileceği' bir maçtı.. Ayağına kadar gelen fırsatı, Fatih ve Serhat düzeyindeki hovardalar yüzünden tepti. 88. dakikada Luciano'nun topu ceza alanı içinde tokatlamasını 'Es' geçen hakem Boşat olmasa, bu puanı da alamayacaktı ya, neyse!
Yazının devamı...

Yağmur duası

15 Eylül 2003
Sarı lacivertliler transfere milyon dolarlar sayıyor.. Peki, nereye adam alıyor? Ben söyleyeyim.. Tomas, Servet, Alper.. Üçü de stoper.. Petkov.. Dörtlü savunmanın solunda oynuyor.. O geliyor, Mahmut Hanefi kesik yiyor.. Pes vallahi.. Yahu, transferin tamamı savunmaya mı yapılır? Bu takımın orta sahaya, kanada, forvete hiç mi ihtiyacı yok? F.Bahçe'de transfer işleri kimin tekelinde? İnsan, geçmişten biraz ders alır.. Recep için fazla eleştiri yapmak gereksiz.. Kaleci hata yapa yapa pişer. Yasin, G.Saray kalesine geçtiğinde, beş tane bacak arasından gol yedi.. Sonra, Türkiye'nin en iyi kalecilerinden biri oldu.. Fatih Akyel hep kötü.. Bir gün dört dörtlük oynadığını görürsem, dişimi kıracağım.. Luciano sorumluluktan kaçıyor. Sarı lacivertliler için tek olumlu görüntü Ümit Özat'tan geliyor. Gün be gün yeni yerine daha fazla ısınıyor. Ne yazık ki Daum, diğer adamlar tel tel dökülürken 60. dakikada onu oyundan aldı. Ön libero Selçuk, oyuna fazla girmiyor, takımı yönlendiremiyor, bir türlü aktif olamıyor. Kemal sadece mücadele ediyor. Aurelio ısırıcı değil.. Tuncay, oynadığı yerden ancak bu kadar yararlı olabilir.

İleride Serhat, son derece beceriksiz.. ‘‘Armut piş, ağzıma düş’’ kabilinden toplar geliyor, onu bile değerlendirmekten aciz.. Hooijdonk'a orta gelecek, pas verilecek ki, randıman alınsın.. Bir oyuncunun yalnızca frikiklerinden medet umulmaz ki! Hep Hooijdonk, Tuncay atacak, öbürleri yatacak.. Nereye kadar? Kaldı ki, bu ikiliden Tuncay, G.Saray maçında yok..

G.Antepspor böyle bir rakip karşısında puan alamadıysa, akılsızlığına yansın.. 70. dakikaya kadar 1-0 galip oynayan kırmızı siyahlılar, lüzumsuz yere oyunu hırçınlaştırdı, kontrolü elinden kaçırdı ve son 20 dakikada teslim bayrağını çekti.

Bu tepki kime?

Son sözümüz F.Bahçe seyircisine.. Futbolcu tribünlere koşup ricacı oluyor, anons yapılıyor, aklı başında herkes yalvarıyor, sahaya bir şey atılmasın diye.. Dinleyen kim? Yalvarmalar arttıkça onlar coşuyor, sahaya akla gelmeyecek maddeler yağıyor.. Peki, ne oldu sonuçta? Saha kapanacak, F.Bahçe, G.Birliği maçını muhtelemen dışarıda oynayacak.. Bu tepki, kime ne yarar sağladı? Ayıptır, yazıktır!
Yazının devamı...

Taşı delmek!

31 Ağustos 2003
Yoksa, arada sırada vanayı sonuna kadar açarak, suyu alabildiğince salmak, bir işe yaramaz.. Azar azar ama sürekli damlatacaksın.. Rakiplerine 'Çin işkencesi' yapar gibi..

Ne var ki, Fenerbahçe Çin işkencesini rakiplerine değil, taraftarına yapıyor.. Bir hafta önce Elazığ'a 7 atmış, 17 gol kaçırmışsın.. Maç boyunca koşmuş, pres yapmış, pozisyon kovalamışsın.. Aradan geçmiş 7 gün, Diyarbakırspor karşısında sahada mücadele gücünün yarısı yok..

Diyeceksiniz ki, pozisyona girmiyor mu? Evet, fazlasıyla giriyor. Ama, her müsabaka Elazığspor maçı gibi olmaz.. Yakaladın mı, atacaksın.. Atamazsan, ecel terleri dökersin..

Fenerbahçe, forvette sıkıntı çekiyor. Hooijdonk, tek başına.. Onu da Cem Beceren kilitlemiş.. Geriden gelen oyuncular, Tuncay dışında 'Bal yapmayan arı..' Serhat sağ dışta görevlendirilmiş, elinden geleni ardına koymuyor.. Ama, kapasitesi fazlasına izin vermiyor. Tuncay, enerjisinin büyük bölümünü solda harcıyor. Gelin görün ki, Fenerbahçe habire stoper alıyor.. Kardeşim, bu aldıklarınızın hangisi Ümit'ten iyi? Alsana, en azından bir kanat adamı.. Yeminli misin, nesin?

Fenerbahçe, iki koyunu karşıdan karşıya geçiremeyecek bu orta sahasıyla, Hooijdonk ve Tuncay haricinde görünmeyen hücum gücüyle, fazla varlık gösteremez. Arada sırada gürler, dişine göre bulduğu bazı takımlara fark yapar, hepsi o kadar..

Kazasız atlattı

Sarı lacivertliler, her sene kendisi için kabus niteliğindeki Diyarbakır deplasmanını, en büyük silahları Tuncay ve Hooijdonk'un golleriyle bu kez kazasız atlattı. Ancak, futbol adına ortaya fazla bir şey koyamadan..

Bütün takımlara buradan bir tavsiyem var.. Siz siz olun, kalenize 25 metre mesafede hiçbir Fenerbahçeli futbolcuya faul yapmayın. Ceza sahası içinde devirin penaltı olsun, inanın daha iyi.. Çünkü, bu Hooijdonk'un frikikleri penaltıdan beter.. Hollandalı, serbest vuruş kullanırken, tanrıya dua edin de barajı geçmesin.. Zaten, başka bir şey de elinizden gelmez..

Geyik muhabbeti!

Hakem Ali Aydın iyi bir maç yönetti, fazla sertliğe izin vermedi. Otoritesini, sarı kartını hiç cebinden çıkarmadan hep ön planda tuttu. Ancak, Diyarbakır lehine verdiği penaltıda Luciano'nun Bakadal'a darbesi yoktu gibi geldi bana.. Maç ev sahibi takımın lehine Hasan Yiğit'in attığı bu penaltı golüyle sonuçlansa, Aydın'ın kararı bir hafta boyu tartışılır, 'Geyik muhabbetlerine' konu olurdu!
Yazının devamı...

Çimlerin gözyaşı

24 Ağustos 2003
Sayısız pozisyona giren, şut atan, gol kovalayan, yenik duruma düşmesine rağmen moralini bozmadan terini helalinden akıtan, futbolun tüm estetik değerlerini yerine getiren bu takımı görünce, Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın çimleri de şaşkına döndü. ‘‘Bu sarı lacivertli oyuncular bizimkiler mi? Her santimetrekaremi beceriyle arşınlayanlar, yıllardır beni ağlatanlar mı?’’ diye söylendi. Sevinç gözyaşları döktü..

F.Bahçe'nin, attığı 7 golün yanı sıra maç boyunca yakaladığı net fırsat sayısı, abartmasız en az 20.. Kaçırılanların yarısı değerlendirilse, tarihi fark olur. Peki, Elazığspor sahada yok mu da, bu böyle? Kesinlikle hayır.. Futbolu en ufak bir şekilde çirkinleştirmeden açık oyunu tercih eden bordo beyazlılar, 22. dakikaya dek 1-0 galip de oynadı. Ancak, elinden gelen çabayı harcamasına rağmen, F.Bahçe'nin bıkmadan, usanmadan, dalga dalga gelen atakları karşısında alabora oldu.

Zevk verdiler

Van Hooijdonk'a, bazıları ‘‘ağır’’ diyor. İsterse, ağır sıklette mücadele etsin.. Adamın bir tane pası boşa gitmiyor. Gol atıyor, ölü topları kullanırken meşin yuvarlağı diriltiyor.. Futbol yaşamı süresince hiçbir takımda sezonu bereketsiz geçirmemiş, kötü oynamamış.. F.Bahçe'nin ‘‘Trinitrin'i’’ Van Hooijdonk..

Tuncay,
oynadığı yeri futbol zekasına göre kendisi belirliyor. Ortaya kaçıyor, golleri sıralıyor.. Sonra tekrar zorunlu olarak sola geçiyor. Tam tamına 4 gol attı. Eğer forvet arkasında oynatılırsa, Van Hooijdonk ona, kendi attığından fazlasını attırır. Tuncay gibi bir yıldızdan sadece F.Bahçe değil, Milli Takım da çok yararlanacak. Onu lütfen, hak ettiği yerde değerlendirelim.

Serhat çabuk bir oyuncu ama, son derece beceriksiz.. Kaçırdığı goller, herkese saç-baş yolduruyor. Yusuf biraz toparlanırsa, orta alanda F.Bahçe'yi zenginleştirir. Kemal iki maçtır, savunmanın sağında düzgün oynuyor. Selçuk, çok beğendiğim, geleceği olan bir futbolcu.. Ne var ki, çok top kaybediyor ve golle sonuçlanabilecek bariz hatalar yapıyor. Bir an önce toparlanması gerek. Aurelio ise sahada basmadık yer bırakmadı. Performansıyla, Trabzonspor'daki günlerine geri döneceğinin mesajını verdi.

Yakışan futbol

F.Bahçe dün, F.Bahçe'ye yakışan şekilde oynadı.. Oynarken zevk aldı, izleyene zevk verdi.. Coştu, coşturdu.. Topu sevdi, sevdirdi.. Stadı terk eden insanların, aylar sonra ilk kez yüzleri gülüyordu.. Hepsi umutlu, keyifli ve mutluydu.. Bu futbola bu mutluluk, elbette onların hakkıydı!
Yazının devamı...

Endülüs'te raks

21 Ağustos 2003
Ve de Moldova karşısında sahada ışıl ışıl parlayan bir yıldız: Nihat Kahveci.. Real Sociedad'ın ası, Endülüs'te raks eder gibi oynuyor. Dripling yapıyor, şut atıyor, arkadaşlarını pozisyona sokuyor, direkleri dövüyor, tribünleri inletiyor ve milli takımımıza ilk golünü kazandırıyor. Allah onu nazardan saklasın.. Çünkü, İngiltere maçında yokluğu telafi edilemez.

Şu anda hazır olan bir de Bülent var.. Cahit Sıtkı Tarancı, ‘‘Yaş 35, yolun yarısı eder’’ demiş ama, Bülent Korkmaz henüz futbolunun baharında.. Böyle oynarsa, 40 yaşına kadar da formayı kimseye kaptırmaz. Ancak, savunmada Alpay'ın bir an önce toparlanması gerek. Bülent olmasa göbekten delik deşiğiz.. Tugay ön liberoda adeta durarak oynuyor ve 5 metre mesafe katetmiyor. Forvette ise bizi sıkıntılar bekliyor. Hakan'da ısrar, başımızı çok ağrıtır.

İkinci yarıda, takımın 10 oyuncusu değişiyor. Bir tek Nihat, seyirciye ayıp olmasın ve göz estetiği bozulmasın diye 88 dakika oyunda tutuluyor. Bu yarıdaki performanslarıyla Selçuk ve Tuncay, milli takımın ilk 11'ine girebilecekleri sinyalini veriyor. Kısacası, Moldova maçı eksiklerimizi görmemiz açısından iyi bir fırsat. Yeter ki zaaflarımızı bilelim ve bunları gidermenin yollarını arayalım.

Tebrikler hocam

Şenol Güneş'
i tam 30 yıldır tanırım. Trabzonspor'daki ilk kalecilik yıllarından beri.. A Milli Takım Teknik Direktörü olduğunda, yüzümü buruşturmadım değil.. Ne var ki, Şenol Güneş hepimizi mahcup etti. Ünal Karaman ve Mehmet Kulaksızoğlu'nun da katkılarıyla, Güneş'in öğrencileri başarıdan başarıya koştu. Şenol Hoca başarıyı yakaladıkça havalanacağına, daha da mütevazı oldu. Kendisini insaf ölçüleri dışında acımasızca eleştirenleri, efendiliği, insanlığı ve sahadaki yanıtlarıyla ezdi. Huzurlu kişiliğini, topluma da yansıttı. Mükemmel mesajlar sundu. Ancak, çoğumuz ona bir teşekkürü zul saydık. Şenol Güneş'i bundan sonra da, yanlışları olduğu zaman elbette eleştirecek, hatalarını söyleyeceğiz. Ama bu, yiğidin hakkını yiğide vermemizi engellemez.

Güneş'e hayli gecikmiş bir borcum var. Borcumu ona, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda faiziyle ödüyorum: ‘‘Sana, yürekten tebrikler.. Yaşattığın, yaşatacağın mutluluklar ve verdiğin hayat dersleri için!’’
Yazının devamı...

Çekirge

16 Ağustos 2003
Yusuf orta sahanın ortasına monte edilmiş, Van Hooijdonk tek santrfor olarak oynuyordu. Bu oyuncu yapısıyla, 4-5-1'den daha iyi bir sistem düşünülemez, daha iyi bir 11 sahaya çıkarılamazdı zaten..

Van Hooijdonk atacak da

Trabzonspor, 8 savunma ağırlıklı oyuncuyla oyuna başladı. Takımda, Gökdeniz, Augustine ve Mehmet Yılmaz dışında ofansa yönelik oyuncu yoktu. Aybaba bu hatadan 28. dakikada döndü ve Somers'in yerine Van De Paar'ı alıp, hücuma yönelik oyuncu sayısını dörtledi. Ancak, ilk yarının sonuna dek Gökdeniz'i sağ kanatta bırakıp, F.Bahçe'nin derinlik problemi yaşayan savunmasının arasına tam anlamıyla sokamadı. Augustine ve özellikle Mehmet Yılmaz da gününde olmayınca, bordo mavililer daha çok fırsat yakalamasına, pozisyon zengini olmasına rağmen golle tanışamadı.

F.Bahçe ilk yarıda bir gol attı, o da ölü toptan.. Van Hooijdonk'un enfes frikiği ağlarla buluşurken, Petkoviç yerden soluna atılan topa seyirci kaldı. Sarı lacivertliler bunun dışında, topu topu bir tek pozisyon yakaladı. Onda da gene Van Hooijdonk'un frikiğinde Selçuk topu kafayla dışarı attı. Başka pozisyon hak getire.. Van Hooijdonk frikik atacak, gol olacak.. Ne organize bir atak, ne kanat bindirmesi, ne orta sahadan derinlemesine atılan toplar var..

Daum yatsın kalksın, Samet Aybaba'nın temkinli futboluna, Trabzonspor'un 10 kişi kalmasına, savunmasının tamamıyla orta sahada Yusuf ve ileride tek başına savaşan Van Hooijdonk'un özverili oyununa şükretsin.. İğreti kanat oyuncusu bulmak yerine, bir an önce buralara adam aldırsın. Tuncay'ı layık olduğu yere koysun.. Yoksa, bu kadar kısır bir ofans anlayışı ile nereye kadar gider, orası meçhul.. Mühür sadece Van Hooijdonk'un ayaklarındaysa, bilsin ki, çekirge her zaman böyle zıplamaz.. Yakalanmak için üçüncüyü de beklemez!

Aman hocam, dikkat!

Trabzonspor sezona kötü girdi. Fatih Tekke, Yattara, Hüseyin ve Bayram'ın sakatlığı, Romaschenko'nun hazır olmaması, bordo mavililer açısından büyük handikaptı. Ancak, gene de F.Bahçe karşısında daha dişe dokunur bir oyun sergilemesi beklenirdi. Hakem tarafından kulübeden tribüne yollanan teknik direktör Samet Aybaba, geçen sezonun kredisini erken tüketmeye başladı. Aman hocam.. Yükselmek zor, o yerde durabilmek daha da zordur.. Homurtular artmaya başladı. Dikkat!
Yazının devamı...

Beklenti büyük!

10 Mayıs 2003
Şimdilik karamsarlığımı hoşgörün lütfen.. İster kızın, ister darılın.. Ben, Fenerbahçe'yi ‘‘bir gün bile aleyhine yazı yazmaya zorlayacak’’ performansta görmek istiyorum.

Kocaeli karşısında, sarı lacivertliler gene vasatı aşamıyor. Pozisyona giriyor, goller kaçırıyor, 10 hafta sonra maç kazanıyor.. Ancak, sahada tam anlamıyla zevk verdiğini söylemek mümkün değil.. Sadece, durumunu iyi kavramış, UEFA Kupası'na katılma şansını zora soktuğunun bilincinde olarak sahada mücadele ediyor, o kadar.. Eskiye oranla değişmeyen futbolcuları çoğunlukta.. Özellikle Bescastnih.. Sadettin Saran'a helal olsun.. Oğuz Çetin beğendiyse, ona da.. Adam, tam bir felaket.. Böyle bir santrforu seçmek için, insanın futboldan hiç anlamaması lazım. Kemal'i Gaziantep'te biz mi, başka gözle izledik acaba? Hepimiz methettik, ben de dahil.. Demek ki, F.Bahçe forması altında oynamak başka özellikler istiyor. Zoran, Erhan Albayrak, Johnson düz oyuncular.. En azından Fenerbahçe'de öyle..

Kalemim isyan ediyor!

Biraz da iyilere değinelim.. Kalemim bile ‘‘yeter artık’’ diye bana isyan ediyor. Rüştü Reçber, Ümit Özat, Rebrov ve Tuncay'ın hakkını verelim.. Rüştü, dünyanın en iyi kalecilerinden biri.. Hangi kulübe giderse gitsin, Nihat Kahveci gibi göğsümüzü kabartacak. Bundan eminim.. Ümit Özat, savunma oyuncusu olmasına rağmen sahanın her yerinde ve yararlı işler yapıyor. Tuncay nefis bir gol attı, Kocaelispor defansını tek başına yıprattı. Rebrov da maçın ilk dakikasından itibaren olağanüstü çalıştı, terinin son damlasına kadar akıttı.. Eski Rebrov değil ama, biz bu kadarına da razı olduk.

Kocaelispor, ununu elemiş, eleğini asmış.. 200 kilometre hızla, viraja doğru giriyor.. Böyle bir rakip karşısında dahi hakem iki anons yapıyorsa, varın Fenerbahçe seyircisinin psikolojik durumunu siz tahmin edin.. Yahu, yapmayın.. Çok acı çektiniz, bütün bir sezon boyunca bunalıma girdiniz, böyle sonuçları haketmediniz. Bunların hepsi doğru ama, bu deşarj şekli kesinlikle yanlış..
Yazının devamı...

Rekor!

4 Mayıs 2003
Sahaya çıkan takımda, ilk yarıda Bursaspor'u 7-1 yenen ekipten sadece 4 kişi var.. Ümit, Tuncay, Fatih ve Steviç.. Diğerleri ya sakat, ya gitmiş, ya da gönderilmiş.. Tamer Güney öyle bir 11 çıkarıyor ki, sanki işi garantilemiş.. UEFA Kupası'na katılmayı sağlamış da, yeni oyuncular deniyor! Malatya ve A.Gücü'nden 4 puan ileridesin, neyi garanti ettin? Yoksa, Şansal Büyüka'nın dediği gibi, içeride UEFA Kupası'nı küçümseyen yöneticiler mi var? Ben şunu bilir, şunu söylerim.. Bu F.Bahçeli yöneticiler içinde, kulübü sabote edenler çoğunlukta.. Bu kadar transfer yaptılar, paraları sağa sola saçtılar, her şeyi yüzlerine gözlerine bulaştırdılar..

Lorant’a şükretsinler

Vladimir
'e bir oda dolusu para ödediler, nerede? Ya, varlığı ile yokluğu belli olmayıp, ilk yarı sonunda çıkan Rebrov? F.Bahçe otursun kalksın, hep birlikte şutladığımız, şu ‘‘Alman köylüsü’’ denen Lorant'a şükretsin.. Onun nezaretinde toplanan puanlar olmasaydı, F.Bahçe şimdi küme düşme hattındaydı!

Rakibinin isminden korkan Bursaspor, küme düşme hattında bulunmanın da getirdiği psikolojiden ötürü, heyecanlı ve ürkek.. Onun da F.Bahçe'den daha iyi oynadığı söylenemez.. İlk yarıda doğru dürüst atağı yok. Egemen'in attığı gol, Recep'in armağanı.. Tıpkı, Bursaspor savunmasının Kemal'e armağanı gibi.. Sahada gezinen Okan, attığı golle kendini affettiriyor. Majdan, bildiğimiz Majdan.. Takımının sıkıntılı anlarında, kalesinde duvar örüyor. Kısacası Bursaspor, bu galibiyetle ‘‘oksijen çadırından’’ çıkıyor ve önümüzdeki haftalar için büyük moral kazanıyor. Ne de olsa karşısında, çok iyi niyetli bir ‘‘moral hocası’’ var.. O değil miydi, Samsun, Denizli, Adana, Göztepe, Elazığ, Altay ve Diyarbakır'ı motive eden? Onlara hayat veren? Herkese puan dağıt, Bursaspor'u unut.. Hakkaniyete uyar mı?
Yazının devamı...