"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Pembe vagon

BİR hafta ücra bir yerde Türkiye gündeminden koparak yaşayacaktım. Gazete de okumayacaktım, televizyon da izlemeyecektim.

Datça’da Palamutbükü’ne kendimi attım. Ücra mı ücra, sakin mi sakin...

Ancak dayanamadım...

Hürriyet’in dünkü sayısını, “e-gazete” olarak telefonuma indirdim. Satır satır okudum.

İnsan kağıt kokusunu arıyor ama “e-gazete” de çok kolay okunuyor.

44 yaşından sonra yakın gözlüğüne muhtaç olunca iki parmağınızla ekrandaki satırları büyütebilmenin nasıl bir avantaja dönüştüğünü anlatamam.

YEŞİL BURSA’NIN PEMBE VAGONU

Birçok güzel ve özel haber vardı ama ben Banu Tuna’nın Pazar ilavesi için hazırladığı “Yeşil Bursa’nın pembe vagonu” yazısına takıldım.

Olay şu:

Bursa’da hizmet veren metro trenlerinin son vagonları kadınlara ayrılmış ve “pembe vagon” adını almış.

Yoğun saatlerde kalabalıktan kaynaklanan “rahatsızlıkları” yaşamak istemeyen kadınlar o vagonlara yönlendirilmiş. 

Banu karara itiraz edenlerle de destekleyenlerle de konuşmuş. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye de mikrofon tutmuş.

BELEDİYE BÜYÜMEYİ ISKALAMIŞ, MECLİS HALKTAN KOPMUŞ!

Altepe’nin “Bursa merkezi, 500 bin kişinin yaşaması gereken bir alan ama 2.5 milyon kişi yaşıyor. Haliyle metroda yoğunluk yaşanıyor” sözü, sorunun kaynağının kendileri olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birincisi, bir kent göç alarak büyürken, yerel yönetim nazım planlarıyla ortaya çıkabilecek sorunları öngörür ve tedbirini alır. Demek ki Bursa Büyükşehir Belediyesi, bu büyümeyi ıskalamış. Bursa merkezi hâlâ 500 bin nüfuslu bir şehirmiş gibi yönetiliyor.

‘Pembe Vagon’ kararı, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından alınmamış. Başkan Altepe’nin, bunun nedenini açıklarken kullandığı “Hangi meclis üyesi kaç kere metroya bindi? Kaç kere geldi, şu bankta halkın içinde oturdu” sözleriyle, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerini de harcamış.

ASIL SORUN YOĞUNLUK VE ERKEKLER

Altepe, uygulamanın yoğun saatlerde sıkıntı yaşayan kadınlardan gelen şikâyetler üzerine başladığını anlatmış.

Demek ki asıl sorun yoğunluk. Bir de erkeklerin kadınlara rahatsızlık verecek boyutlara varan davranışları.

Altepe, yoğunluğu çözmek için üç ay sonra metroya 30 vagon ekleyeceklerini anlatmış. Bu yeterli mi bilmiyorum.

Sorunun ikinci boyutu olan erkeklerin uygunsuz davranışları konusunda da söyleşi boyunca başkanın ağzından tek bir tepki ya da çağrı sözü de okumadım.

BAŞKANIN KADINA BAKIŞI

Başkan Altepe, uygulamaya itiraz edenleri siyaset yapmakla suçlamış.

Oysa, yoğun saatlerde metroda sıkıntı yaşayan bir kadını ayrı bir vagona yönlendirmek, tam anlamıyla, “Erkeklerle aynı vagona binerseniz, başınıza gelenlerden biz sorumlu değiliz” demekten, çözüm olarak kadınları izole etmekten başka bir şey değil.

Başkan’ın söyleşinin son bölümünde kullandığı ifade ise aynen şöyle:

“(Uygulamaya İtiraz edenlere karşı) Ben burada 500 tane insan da toplardım size. Çağırırdım 500 kadın, tezahürat yaptırırdım.”

Anlaşılan Başkan, günümüzde tüm gelişmiş ülkelerde, kadın ve erkeğin sosyal (ve siyasal) hayatta birlikte ve bir arada yaşamasına ilişkin tartışmasız genel kabulü, ‘siyaset yapıyorlar’ kolaycılığıyla bir kenara atıp‘çağrıldığında tezahürata gelmeye hazır 500 kadın’ ile aşabileceğine inanıyor. 

Kadını “çağrıldığında gelen”, “istendiğinde tezahürat yapan” bireyler olarak gören bu yaklaşımdan öncelikle yöneticiler vazgeçmeli.

Yoksa, metroda kadınları rahatsız eden insan müsveddelerinden kurtulmamız zor.

X