"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

IŞİD'in dul kadınları ile yüzleşme zamanı

11 Eylül 2017 günü, bir kadın konuşuyor.

 

Kendisi Musul’un güneyinde yeri gizli tutulan, Irak ordusunun kontrolünde, BM denetiminde bir kampta. Kucağında üç aylık bebeği var. 27 yaşında, Cezayir kökenli bir Fransız. Adının gizli tutulmasını özellikle istiyor. Söylediğine göre, her şey eşinin elindeki biletleri göstererek, “Hadi Türkiye’de bir hafta tatil yapalım” demesiyle başlamış. Ancak Türkiye’ye geldikten sonra durum değişmiş. Suriye’ye oradan da Irak’ın Musul kentine geçip IŞİD’e katılmışlar. Durumu anlayınca kaçmaya karar vermiş. Dört ay sonra Musul’dan Tel Afer’e kaçmayı başarmış. Gözyaşlarına boğularak beş yaşındaki oğlunun, oynadığı sokağa düşen füze nedeniyle öldüğünü anlatıyor. “Bize neden bunu yaptı” diye sitem ettiği eşi de Musul’daki çatışmalarda ölmüş. Tek isteği Fransa’ya geri dönmek.

Rus Televizyonuna, Rusça konuşan  başka bir kadın, “Irak’a istemeden geldim. Eve dönmek istiyorum” diye yakarıyor. Birçok kadının, savaşmak ya da öldürmek için değil, eşleri birlikte yaşamak için Irak’a geldiğini savunuyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Annem benim için geldi ama onu da tuttular. IŞİD kimsenin gitmesine izin vermiyordu. Tıbbi tedaviye ihtiyaç duysak bile. Kim burada yaşamak ister ki?”

O iki kadından bir gün öncesinden, 10 Eylül’den, bir başka görüntü: Bir kadın, Irak askerleri arasında oturuyor. Diğer iki kadın çarşaflı ama bu kadının üzerinde askılı askeri kamuflaj kıyafeti var. Yani kolları ve başı açık. Bir bebek kucakta, üç çocuk etrafta dolanıyor. Irak Televizyonu’nun iddiasına göre Ninova’daki askeri birliğe intihar saldırısı düzenlemek isterken yakalanmıştı. Videonun üzerindeki ses Arapça ama kadının “Menim kişim öleli 3 il olmamış” sözleri duyuluyor. Haberin çevirisinden de kadının Azeri olduğu, üç yıl önce Türk(Azeri de olabilir) eşiyle Irak’a geldiği ve eşinin bir hava saldırısında öldüğü anlaşılıyor. Daha sonra başka bir IŞİD mensubu ile evlenmiş ve Irak ordusu Tel Afer’i de kuşatınca, bu saldırıya zorlanmış.

 

TARTIŞMA KONUSU: ÜLKELERİNE DÖNSÜNLER Mİ DÖNMESİNLER Mİ?
Musul’un güneyindeki çöl kampında Musul’da ya da Tel Afer’de öldürülen ya da teslim olan IŞİD mensuplarının eşleri bulunuyor. Sayıları yaklaşık 5 yüz olan kadınlara ait 900 de çocuk var. Kampa insani yardım sağlayan Norveç Mülteci Konyesi’nden Melany Markham, kadınların Ortadoğu ülkelerinden, Orta Asya’dan, Rusya’dan ve en çok da Türkiye’den olduğunu söylüyor. Bu bilgiyi, kamptaki kadınlarla söyleşi yapan Reuters muhabiri de Iraklı yetkililer de teyit ediyor. Konu, uluslararası medyanın da gündeminde. İlgili haberlerin ve videoların altında münazara başlamış, insanlar şimdiden ikiye bölünmüş durumda. Sayıları çok fazla olmayan bir kesim, “Kadınlara bir şans daha verilmeli” görüşünü savunuyor. Çoğu Avrupa ülkelerinden olan daha büyük bir kesim ise özetle şu görüşü dile getiriyor:

“Eşlerini takip edip IŞİD’in kurduğu ülkede yaşamayı seçtiler. Ülkemize geri dönüşlerini yasaklayın.”

 

TÜRKİYE NE YAPACAK?
“Çoğunluğu Türk” deniliyor ama konuşmalardan Iraklı Türkmenlerin, Azerilerin, Türki cumhuriyetlerden gelenlerin de “Türk” kategorisinde görüldüğü anlaşılıyor. Yani “Türk” denilenlerin hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayabilir.

MİT, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’nın Irak dairesi ve Erbil’deki başkonsolosluk konuyla yakından ilgileniyor. Iraklı yetkililer ve BM mensupları ile temaslarda, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olduklarını söyleyenlerin beyanlarının doğru olup olmadığı inceleniyor. Bu kadınlar için sadece kimlik tespiti değil, “risk analizi” de yapılıyor. Çünkü, Irak’a istemeden gittiğini söyleyenlerin yanında IŞİD’e bağlılığını açıkça ifade eden kadınlar da var. “İstemeden geldim” diyenlerin bir kısmı da terör örgütünün faaliyetlerini yaymak için kendini gizlemiş olabilir. Çeçenya’da eşleri ölen kadınların kurduğu “kara dullar” isimli örgütün Rusya’daki saldırılarını anımsatan uzmanlar, kadınların risk analizleri bitmeden Türkiye’ye kabul edilmesinin ciddi güvenlik riskleri doğurabileceğini söylüyor.

 

ÇOCUKLARA AYRI MUAMELE
Kadınlar için “risk analizleri” belirleyici olacak elbette. Ancak çocuklar için durum farklı. BM’nin denetiminde kimlik tespiti yapılan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı çocukların ülkeye getirilmesi, Aile Bakanlığı’nın sağlayacağı imkanlarla rehabilite edilmesi ve yeni bir yaşam için olanaklar sunulması söz konusu olabilir.

Başından beri, “Irak’ta ve Suriye’de IŞİD etkisiz hale getirildiğinde örgütten geri kalanlar ne olacak” sorusunu soruyorduk. İşte o zaman geldi çattı. İlgili devletler zor bir kararla karşı karşıya. Bir tarafta güvenlik kaygıları, diğer tarafta insani kaygılar.

Sizce ne yapılmalı?

X