"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

‘Hero’ tişörtü

BİR arkadaşımdan mesaj aldım. Kardeşinin 15 yaşındaki çocuğu gözaltına alınıp çocuk şubeye götürülmüştü. Gerekçesini sordum.

“Son günlerde sıkça haberlerde gördüğümüz  ‘Hero (Kahraman)’ yazılı tişörtü giymek” dedi.

“O tişört bu kadar tepki toplamışken, başka bir şey bulamamış mı” diye içimden geçiriyordum ki o sanki düşüncemi okuyup kendiliğinden yazdı:

“Tatildelermiş, gündemi pek takip etmemişler. Bir duyarlı vatandaş polise ihbar etmiş.”

Ben de o tişörtün nerede satıldığını merak ediyordum. Ne zaman ve nereden aldıklarını sordum. Yaz başlamadan ünlü bir zincir mağazadan aldıklarını öğrendim.

Google’a girip, “Hero” ve “Tişört” sözcükleri ile o markanın ismini yazdım.

Aramada karşıma çıkan ilk resim o ünlü tişörtü giyen bir mankenin fotoğrafıydı. Tıklayınca gördüm ki firma, yaşananlardan dolayı o tişörtü satmayı bırakmış.

Neyse ki arkadaşımın yeğeni, polis merkezinde sıkı bir nasihat dinledikten sonra serbest bırakılmış. Polis eve gönderirken, “Bir daha bu tişörtü giyme” demiş.

Giyer mi hiç?

Elbette giymez, yakınından bile geçmez. Büyük ihtimalle annesi de kenarlarından kesip toz bezi yapar.

80 MİLYONU RENCİDE ETTİ

Peki “Hero” yazan bir tişört Türkiye’de neden bu kadar tepki gördü?

Yanıtı çok basit:

250 kişinin katili bir çetenin üyesi, yerden-gökten vahşet saçtıkları bir kalkışmada suçüstü yakalanmış biri, Marmaris’teki duruşmaya bu tişörtü giyerek geldi.

15 Temmuz’un acıları daha dinmeden, gözümüzün içine baka baka kendisini bir ‘kahraman’ olarak göstermeye kalkıştı.

Bir gün sonra Polatlı’da başka darbe davasının duruşmasında sanık yakını aynı tişörtle boy gösterdi.

Haliyle, bu eylemin, uzun süredir farklı yöntemler kullanarak içerideki örgüt üyelerini motive etmeye, onlara moral aşılamaya çalışan darbecilerin organize işi olduğu sonucu çıkarıldı.

Yani, tişörtte yazan “Kahraman” sözcüğü, terör zanlılarının kendilerini kahraman gibi gösterme çabasının bir ürünüydü. Buna müsaade edilemezdi elbette. Edilseydi, sadece 250 şehidin kemikleri sızlamaz, 80 milyon insan incinirdi.

MESELEYİ DOĞRU YÖNETMEK GEREK

Peki, hukuk öğreten akademisyenlere, avukatlık, savcılık, hâkimlik yapan hukukçulara şu soruları da soralım:

Bir mağazada aylarca vitrinde durup satılan o tişörtün kendisi, başlı başına bir suç delili olarak görülebilir mi?

Bir ev aramasında bulunduğunda “terör örgütü üyeliğine kanıt” sayılabilir mi?

Bir duruşma salonunda sanığın ya da bir sanık yakınının üzerinde örgütsel iletişim aracına dönüşebilecek o tişört, Bodrum’da olup bitenden habersiz sıcak kumların üzerinde dolaşan birinin üstündeyken de aynı şekilde değerlendirilebilir mi?

Mesela bir 15 Temmuz ya da Güneydoğu gazisi, olur ya, olan bitenden habersiz o tişörtü giyse ve duyarlı vatandaşlarca şikâyet edilse, gerçek anlaşılana dek karakolda misafir edilir mi?

Ya kolluk kuvvetleri ve ihbarcı duyarlı vatandaş, o tişörtü giyen birinin darbecilere destek için giyip giymediğini bir bakışta ayırt edebilir mi?

Daha çok soru var ama bu kadarı yeterli. 

En kolay yol, “Darbecilerin bu kadar rencide edici şekilde kullandığı, üzerinde bu kadar hassasiyet oluşan bir tişörtü de giymeyiversinler. Zaten üretici firma da o tişörtleri artık satmıyor” diyerek bundan sonra o tişörtü giyen herkesi soruşturma kapsamına almak.

Ancak, bu sorunu doğru yönetemeyip, olup bitenden habersiz o tişörtü bilinçsizce giyen herkesi doğrudan hedef haline getirirsek, karakola alırsak, ülke dışında ‘Türkiye tişörtten korkan ülke’ imajı yaratan bir yol izlemiş oluruz ve en çok FETÖ’yü sevindiririz.

Bu ruh halinden de bir an önce çıkmamız gerekiyor.

Endişeye mahal yok, çünkü bu halk, üstünde “Kahraman” yazan tişört olsa da haine “Hain” diyecek ferasete ve cesarete sahip.

X