"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

Cennet vatan...

BİZİM Kanat Atkaya’nın önceki günkü Hürriyet’te yayınlanan “Bir millet tatile çıkıyor” başlıklı yazısını bir tatil beldesinde, Palamutbükü’nde (Datça) okudum.

O sırada Gabaklar Koyu’nun sakinliğini gösteren 12 saniyelik bir video kaydedip Instagram’daki hesabımda(instagram.com/deniz_zeyrek) “story/hikâye” olarak yayınlamaya hazırlanıyordum.

Kanat, Instagram’a düşen tatil fotoğraflarına takılarak başlamıştı.

Başparmakları ve işaretparmaklarını kalp yaparak batan güneşi arasına alarak fotoğraf çekenleri, okunan kitapları, uçuşan paeloları, çıplak ayakları, huzurlu koyları, Yunan adalarından salaş tavernaları gösteren fotoğrafları unutmamıştı...

“Yapmayın, tatil yapan var yapamayan var” der gibiydi. O iğneli sözlerden etkilenip, az kalsın “huzurlu koylar” ile ilgili bölümü direkt üzerime alınıyordum. Çektiğim videoyu yayınlamaktan vazgeçiyordum neredeyse.

SEZON BAYRAMLA BAŞLAYACAK

Yazıda önemli bir bölüm daha vardı:

Bayram tatilinde, yani bugünden itibaren sadece Muğla’nın sahillerine Fethiye’ye, Bodrum’a, Marmaris’e 3-4 milyon yerli turist akın edecekmiş. Bu bölümü okuduğumda kendi kendime “İyi ki cuma günü dönüyoruz” dedim.

Gelecek milyonların sinyalini işletmeler de almış olacak ki sakinliğine doyamadığımız bu muhteşem koyda, telaşlı bir hareketlilik gözleniyordu.

Dört gün boyunca sadece yararlandığımız hizmetlerin ücretini ödeyerek plajını kullandığımız otel, perşembe gününden itibaren, şezlong başına 30 TL talep etmeye başlamıştı bile.

Yolda yürürken önünden geçtiğimiz bir restoranın mönüsündeki fiyatları “güncelleyen” görevli dikkatlerimizden kaçmamıştı.

Bir top dondurmanın fiyatındaki “sezon” artışını da görünce “Yunan adaları bizim tatil beldelerimizden daha ucuz” serzenişlerini hatırladım.

Belli ki esnaf, ramazanın bitmesi ve bayram tatilinin başlamasıyla yaz sezonunun da başlayacağını umut ediyor.

YOLLAR YETERSİZ AMA BÖYLE KALSIN

Datça yarımadası, koylarıyla, doğal güzellikleriyle cennet gibi bir yer. Geçtiğiniz her tepenin arkasında insanı ayrı bir sürpriz, başka bir koy karşılıyor. Maviye ve yeşile  doyuyorsunuz.

Güzel olan her şey zordur ya, Datça yarımadası da sert coğrafi koşullara sahip. Bu yüzden yolları çok dolambaçlı ve dar.

Hele Knidos antik kentine giden karayolunun son 7-8 kilometresi, insana “Keşke paraya kıyıp tekne ile gitseydik” dedirtiyor.

Antik kentin durumunu gördüğünüzde yaşayacağınız hayal kırıklığı da cabası...

Yine de yerlisinden, çiftçisinden, sonradan gelip yerleşen esnafına kadar herkesin ortak görüşü şu:

“Böyle kalsın, bu yolları göze alan gelsin, Datça beton yığınına dönüşmesin...”

 YABANCI TURİST ŞART

TÜRSAB’ın verilerine baktım. Nisandan itibaren turist sayısında bir kıpırdanma var ama eski görkemli günlerin hâlâ uzağındayız.

Yerli turist belki esnafın yaralarını sarmasına biraz olsun katkıda bulunacaktır ama Türkiye’nin yabancı turiste ihtiyacı var.

Hatay’dan Yunanistan sınırına, Hopa’dan İstanbul Boğazı’na uzanan muhteşem kıyılarımız var. Topraklarımız sayısız geçmiş medeniyetin mirasını barındırıyor. Anadolu coğrafyası önemli bir etnik kültürel zenginliğe sahip.

Peki böylesine muhteşem, cennet gibi bir ülkeye neden eskisi gibi turist gelmiyor?

Ülkeler ve yönetimler arasında diplomatik krizler geçmişte de yaşanırdı, aşılırdı. İnsanlar bu krizleri çok takmaz, tatil planlarını yapardı.

Bu kez insanları mı kaybettik dersiniz?

Türkiye ile ilgili yurtdışında oluşan olumsuz algının nedenlerini samimi bir şekilde konuşup ortadan kaldırmamız gerek.

Petrol ve doğalgaz yataklarımız yok çünkü.

Üretmeden, ihracat yapmadan ve bacasız sanayi denen turizmi yeniden canlandırmadan ekonomi canlanmaz.

Küçük bir not: Her bayram yoğunlaşan trafik nedeniyle çok fazla trafik kazası yaşanıyor ve acı haberler alıyoruz. Lütfen trafik kurallarına uyun, hız yapmayın..

Aceleye gerek yok, güzelim koylar, kıyılar sizleri bekliyor...

X