"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Yorgo’ya sözümü tutamadım

Atina temsilcimiz Yorgo Kırbaki aradı.
“Atina sokaklarını görmeni isterim. Işıl ışıl, sokaklarda iğne atsan yere düşmez, sanki herkes sokaklarda...” dedi.
Yorgo’ya söz vermiştim, 26’sında Atina’da olacaktım, işlerden dolayı ertelemek zorunda kaldım.
Hangi Atina?
Krizi daha atlatamamış, insanların yaşam standartlarının neredeyse yarısından fazlasını kaybetmiş ve şimdi de Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle kafası karışık Atina’dan bahsediyorum.
Yeni yıl heyecanı böyledir.
İyi de, kötü de geçse yeni bir yılı heyecanla karşılamak gerekir.
Ama bunun için uygun ortamlar da hazırlamak gerekir.
Atina’yı, Yunanlıları o yüzden seviyorum.
Bugüne kadar çeşitli nedenlerle Atina’ya defalarca gittim.
Krizin en çok hissedildiği günlerde bile sokaklardaki bu hareketlilik eksilmedi.
Akdenizlilik, Egelilik böyle bir şey...
Bizler heyecanlarımızı, tutkularımızı tam ve yüzde yüz yaşamak istiyoruz.
Doğruyu söylemek gerekirse bu yıl hemen hemen hiçbir yerde bu coşkuyu yaşayamıyorum.
Çevremdeki insanlara soruyorum; “Böyle hisseden sadece ben miyim” diye...
Bakıyorum, konuşuyorum; bu ruh hali genel, bana özgü değil.
Geçen gün Alsancak’ta uzun bir yürüyüş yaptım, Konak’a kadar gittim.
Tamam; sokaklar dolu, insanlar bir koşuşturmaca içinde ama sokaklarda sözünü ettiğim o yılbaşı heyecanı yok.
Yok, çünkü birkaç cadde ve mağazaların kendi süslemesi dışında pek bir şey yok.
Kordon biraz süslenmiş; sahil yoluna birşeyler yapılmış, ama beni pek tatmin etmedi doğrusu...
İstanbullu bir dostum aradı geçen gün...
“İzmir’in gündüz enerjisini, ışığını geceleri alamıyorum” dedi.
Lafı uzatmayayım.
Atina’ya gidemediğime üzüldüm.
Çünkü ben yeni yıl öncesini seviyorum.
O enerjiyle bir sonraki yıla girmekten keyif alıyorum.
O heyecan bana uzun bir süre yetiyor.
Türkiye’nin birçok yerinde bugün o enerji yok.
İzmir’de de yok...


Şunu da hatırlatayım istedim

Karşıyakalı, Göztepeli arkadaşlarım, dostlarım...
Bucalı, Altınordulu, Altaylı dostlarım, arkadaşlarım...
Kendinize ait, butik statlarınız olsun, lafım yok.
Az da olsa bir geliriniz olsun, diyeceğim yok.
Ama şunu bilin...
Sizleri bir üst lige taşıyacak bunlar değil.
Türkiye’de her kulübe yapılanı siz de isteyin, statlarınız olsun, bu mücadeleyi verin.
Ama biraz da kafanızı kaldırın ve ortak bir diyalog içinde şu Alsancak’ı ve özellikle Atatürk Stadı’nın geleceğiyle ilgili kararlar aldırın.
Karşıyaka ve Göztepe Statları’nı konuşurken, bu meseleden hiç bahsetmiyorsunuz.
10 – 15 bin kişilik tribünleri yeterli görüyorsunuz, “Şimdilik yeter” diyorsunuz.
Yetmez...
Büyük düşünün...
Atatürk Stadı’nı bir futbol mabedi haline dönüştürmek hepimizin görevidir.
Yoksa “İzmir’in Süper Lig’te takımı olmamasına çok üzülüyorum” diye başlayıp devam eden cümleleri daha çok duyarız.
Hatırlatayım istedim.


Girişkeniz girişimci değil

Bir arkadaşım anlattı, çok hoşuma gitti.
“Biz Türkler girişimci değil, girişkeniz. Girişimcilik belli bir eğitim ve kültür düzeyi gerektiriyor. Girişkenlik hırs, cesaret, gözükaralık istiyor. Bunların hepsi bizde var.
Şimdi girişimciliğe geçme dönemi...”
Girişkeniz; doğru...
Girişimciliğimiz için daha çok kurumsal yapılar kurmalıyız.
Bu da bizim eksiğimiz işte...

X