"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Vaatler karşılık bulursa

PARTİLERİN vaatlerini takip ediyoruz.

Onda birini yapabilseler zaten başka bir Türkiye’yi konuşmamız gerekir.
Ama ihtiyatlı bir iyimserlik takınalım, onda birine de razı olalım. Neyse...
Ama şu bir gerçek...
CHP’nin 7 Haziran öncesi dile getirdiği asgari ücret ve emekliye iki ikramiye sözü kamuoyundan en fazla karşılık gören mesaj oldu.
AK Parti CHP’yi takip etti, MHP ve HDP de asgari ücret ve emekliler konusundaki vaatlerini öne çıkardılar.
Nasıl bir hükümet kurulur, bakanlar kurulu nasıl şekillenir bilemem.
Ama bildiğim bir şey var ki; gerçekçi, somut, halkın beklentilerine dönük sözler verdiğinizde bu size olumlu yansıyor.
CHP’nin seçim bildirgesinin bu sefer karşılık bulduğunu görüyorum.
Bunu sadece ben söylemiyorum.
Konuştuğum AK Partililer de söylüyor.
Siyasetçi konuşabildiğinde, diyalog kurabildiğinde çözümlerin de gelebileceğini düşünüyorum.
Ülkenin sorunları belli...
Teröre de ortak bir tavır alınabilir, demokrasimizin aksayan yanlarının ayağa kaldırılması konusunda da...
2 Kasım sabahı, 8 Haziran sabahından farklı olmalı...


Tansiyonun artık düşmesi lazım

SİYASETÇİYİ iyi tanırım.
Sağcısını da, solcusunu da; ortada duranı da, milliyetçisini de...
Gazetecilik gibi politika da bir virüs gibidir.
Vücuda girdi mi kurtulmak mümkün değildir.
Ama ikisini ayıran önemli bir ayrıntı vardır.
Gazetecilik bir meslek, siyaset ise bir hizmet alanıdır.
Güçlü demokrasilerde bu görev yasalarla sınırlıdır, sınırlı olmayanlarda da yazılı olmayan kurallar geçerlidir.
Örneğin iki dönem yeterlidir, üç dönem bile bazen uzundur.
Gelin görün ki; bizde değil üç dönem, 33 dönemi bile yeterli görmeyen siyasetçilerimiz var.
Siyaset yapanların şunu bilmelerini isterim.
Ya yüzlerin değişmesi gerekir ya da siyaset yapanların söylediklerinin...
İnsanlar yeni ve farklı şeyler duymak istiyor.
Kutuplaşma, ayrıştırma, ötekileştirmenin Türkiye’yi getirdiği noktayı görüyorsunuz.
“1 Kasım gelse de işimize baksan” diyen bizler değiliz, siyaset yapanlar...
Politikacıların bile sıkıldığı, bıktığı bir seçim maratonundan başka bir şey çıkmaz.
Türkiye’nin rahatlayabilmesi için kalabalık bir fotoğrafa ihtiyacı var.
Adını siz koyun...
İster uzlaşma hükümeti deyin, ister yapılanma, ister güçlü demokrasi buluşması...
Artık ne denirse desin, bu tansiyonun düşmesi lazım.


Rahat bırakın Seferihisar’ı

SON dönemin en önemli başarı hikayelerinden birini Seferihisar yazdı.
Küçücük bütçesiyle dünyalar değiştirildi.
Sadece Türkiye’nin gündeminde değil, Avrupa’nın en fazla konuşulan ilçesi oldu.
Hatta Seferihisar “sakin şehirlerin” Türkiye’deki başkentine dönüştü.
Habitat programına dahil oldu.
Yerel kalkınma modeli konuşulur hale geldi.
Son 5 yılın ortalamalarında emlak artışı en hızlı yükselen yeri oldu.
Sosyal sorumluluk projeleri taklit edilmeye başlandı.
Daha ne olsun...
Ama yok...
Başarı varsa bizde ceza arkasından gelir.
“Borcun var...”
Başkan Tunç Soyer borcu kabul ediyor.
Ama bu borç bugünün borcu değil, son 20 yıldan bu yana geliyor.
Hangi belediyenin borcu yok ki...
Üstelik “Ödemem” demiyor.
Karşılığı da var.
Borçlarının karşılığında belediyenin bir gayrimenkulünü de vaat ediyor.
Borç sahibi bir kamu kurumu, belki kendi de borçlu...
Önce bütün mallarına haciz getiriyor sonra kira gelirlerine...
İyi de kardeşim, bu nasıl iş...
Borcun karşılığı var, hem de çok üstünde...
Bırakın da insanlar hizmet üretsin, bütün dünyada örnek gösterilen bir ilçe şahlansın...
Biraz ayıp oluyor...

X