"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Üç maymunu oynama dünya

Yazı İşleri toplantısında iki gündür o fotoğrafları konuşuyoruz.
Zaten bu görüntülerden sonra başka neyi konuşabilirsiniz ki...
Sisteme fotoğraflar ilk düştüğü an Yazı İşleri Masası’nda Recai Seyrek’in ilk tepkisi “İnsanlık karaya vurdu” oldu.
İlk ağızdan çıkan çoğu zaman en doğru tepkidir.
Gazeteye manşet bulmak için de bu geçerlidir.
Gerçekten de insanlığın karaya vurduğunu en iyi anlatan kareydi bana göre...
Dün masada yine Ortadoğu’yu tartışıyoruz; ülkelerinden kaçmak, uzaklaşmak zorunda kalan insanları konuşuyoruz.
Bu sefer Yazı İşleri Müdürümüz Adnan Kaya şöyle bir cümle kullandı.
“Bugüne kadar Akdeniz’in, Ege’nin sularında kaybolup gidenler cesetti, dünya ilk defa insan olduğunun, insanlığın sularda boğulduğunun farkında vardı” dedi.
Suriye’deki iç savaştan bu yana mülteci, göç sorununu birçok haberle dile getirdik.
Diziler yaptık; fotoğraf kareleriyle bu trajik öyküleri sizlerle paylaşmaya çalıştık.
Bazen böyledir.
Çok haber verirsiniz, çok görüntü yayınlarsınız, çok fotoğraf paylaşırsınız fark edilmez, ama bir kare gelir, her şeyi anlatır.
Küçük Aylan’ın kıyıda yatan fotoğrafı da işte onlardan biriydi.
Üç maymunu oynama dünya...
Üç maymunu oynama insanlık...
Görmezlik yapma, duymazlık yapma, konuşmazlık yapma...
Başını kuma gömme...
Bu gerçeği kabul et ve bir şeyler yap...

Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil

Sosyal medyayla ilgili geçen gün de yazdım.
Faydalarının daha çok inandığım için sonuna kadar savunuyorum.
Arada yapılan linç girişimlerini de soğukkanlılıkla karşılamayı çoktan öğrendim.
En azından şöyle düşünerek kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.
“Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil...”
Bazıları benim gibi düşünse işler daha kolay olacak aslında...
Örneğin şöyle diyorlar.
“Tamam, fotoğrafı yayınladınız. İkinci gün Aylan’ın ve Galip’in babasıyla konuştunuz, sonra Kanada’daki halayı buldunuz. Hatta Kobani’ye kadar gittiniz...”
Babayla da konuşulur, halayla da; Kobani’ye de gidilir.
Suriye meselesini Türk medyasından daha iyi işleyen yoktur.
Doğup büyüdükleri toprakları terk eden insanların öykülerini Türk medyasından daha fazla anlatan yoktur.
Ege’nin sularında kaybolan, boğulan hayatların fotoğraflarını Türk medyasından daha çok veren yoktur.
Minik Aylan ve Galip’in öyküsünü büyütmek doğrudur.
Dünya bu meseleyi başka türlü anlamayacaktı.

2 bin 209 çocuk öldürüldü

Üç maymunu oynama dünya

Minik Aylan ve Galip; artık bu trajedinin sembolleri...
Ama asıl trajik olan bu bilançonun çok daha ağır olması...
Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine göre Ocak ile Ağustos 2015 tarihleri arasında yaşanan çatışmalarda 2 bin 209 çocuk öldürüldü.
Sadece bu yıl...
Dört yıldır devam eden savaşta ölen çocukların, gençlerin, kadınların sayısını kimse tam bilmiyor.
Ey uyan dünya...

Bu hazin öykülerin olmasına izin vermeyin

Suriye’deki iç savaşın en ağır faturasını Türkiye ödüyor. Ve sınıra yakın şehirler dışında, bu konuyla en fazla uğraşan bir başka kent de İzmir...
İzmir’de yaşanan dramı, Basmane semtinden sokaklara taşan öyküleri aylardır yazıp çiziyoruz.
Her gün İzmir sokaklarında binlerce Suriyeli ile yaşayan İzmirliler açısından aslında bir sorun yok. Göçü yaşamış, göçü bilen bir kent İzmir... İnsan halinden anlayan bir kenttir İzmir...
Ama asıl sorun; umut yolculuğu diye başlayıp hazin bir sonla noktalanan bu hikayeden bile ders çıkarmayanlara...
Ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşan insan tacirlerini bulmak da İzmir’i yönetenlerin görevi...
Adresleri belli, kim oldukları belli...
Bu hazin öykülerin olmasına izin vermeyin...

X