"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Turizmci dertli

Siz bakmayın bayramda otellerin yüzde 100 dolduğuna...
Siz bakmayın hafta sonları dolan eğlence merkezlerine, restoranlara...
Siz bakmayın sayılı birkaç haftaya ve sayılı günlere sıkışmış turizm hareketine...
Geçen yıl başlayan, bu yıl da kendini iyice hissettiren bir sıkıntı var sektörde...
Kimse yüksek sesle konuşmuyor, kimse “kriz...” kelimesini kullanmıyor, ama gidişat böyle olursa önümüzdeki yıllar zor geçer.
Bu ülkenin lokomotifi inşaat gözükse de, otomotivde iyi gelişmeler olsa da; turizmsiz bir Türkiye düşünülemez.
“İç piyasa hareketli” diyebilirsiniz.
Kabul...
Ama o da bir yere kadar; turizmini güçlendirmeyen bir Türkiye de büyük yara alacaktır.
Bodrum ve Çeşme’nin yerli turistle memnun olmasını anlıyorum.
Yatak kapasitesi Çeşme’ye göre daha iyi olan Bodrum’un daha avantajlı olduğunu kabul ediyorum.
Ama Çeşme’nin de, Bodrum’un da yabancılar için yeni tesisler üretmesi gerekir.
Özetle...
Konuştuğum sektör temsilcileri “Bir de erken seçim olursa yanarız” diyorlar.
Yazın bu sıcak günlerini cehenneme çevirecek bir erken seçim senaryosu turizmcilerin gece rahat uyuyamamalarına neden oluyor.


Altınordu’nun hocası herşeyi söylemiş

Herkes “İzmir’in stat problemini çözüyoruz” diye açıklama yapıyor.
Görmeden, maç seyretmeden inanmayacağım.
Bakın Fanatik Gazetesi bir yazı dizisiyle İzmir’in stat gerçeğini anlattı.
Okumayanlar internete girip haberi bulup okusunlar.
Fanatik “İzmir’in suçu ne” diye başlık attı.
Ben de soruyorum.
Bir başka yere var da, niye İzmir’e yok?
“Alsancak depreme dayanıklı değil” dedikten sonra niye 11 ay bekliyorsunuz?
Neden bir sezonu daha harcıyorsunuz?
Fanatik’in haberinde Altınordu’nun Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu “Seyircisiz oynayalım” diyebilecek kadar bir özveride bulunuyor.
Diyor ki...
”1 puanla Play-Off’u kaçırmış bir takım olarak tabii ki bir sahamız olsaydı her şey daha farklı olabilirdi. Bahanelere sığınmayı sevmem kesinlikle. Ancak biz felsefesi ‘futbolun güzelliklerini sahaya yansıtmak’ olan bir takımız. Oynadığımız zeminlerde bunda zorlanıyoruz. Ki, iyi zeminde iki sene üst üste şampiyon olurken, evimizde tek bir yenilgi alarak bunu gösterdik. Alsancak neden kapandı belli değil. Biz ‘gerekirse tribüne seyirci almayın, TV’den yayınlayın maçımızı ama zemin iyi olsun’ dedik dinletemedik kimseye. Türkiye’de futbolun ilk oynandığı şehrin takımlarının günümüzde böyle bir zorluk yaşaması İzmir ekiplerine üvey evlat muamelesinin yapıldığının en açık göstergesi...”
“Yapacağız, edeceğiz” diyenler acaba bu haberleri, bu yorumları okuyorlar mı?
Hiç zannetmiyorum.


Toprağını kolay kolay terk edilmez

Efendim; 14 yaşındaki Suriyeli Ahmet, daha önce üç kez alınıp ailesine verilmiş.
Çocuk daha sonra Yetiştirme Yurdu’na verilmiş, aile isteyince anne babasının yanına verilmiş.
Tekrar alınmış, tekrar alınıp ailesine verilmiş...
Bana göre polis kendi üzerine düşeni yapmış. Burada önemli olan yaklaşım, alınacak tavır ve daha çok hoşgörü...
Arkadaş; bu çocuk ne yapsın, biçare sokaklarda dolanıp duruyor, aile zaten perişan...
Ahmet gibi on binlerce çocuk, genç, kadın, erkek aynı durumda...
Bu yeni bir durum değil ki...
2 milyondan fazla Suriyeli Türkiye’de...
Hangisine sorarsanız sorun; hepsi Suriye’ye, kendi evlerine dönecekleri günü hayal ediyorlardır.
Çevremde birçok kişi, “Artık dönmezler” diyor.
Ben hiç de katılmıyorum.
İş ve düzen kurabileceklerin sayısı belli; gerisi dönecektir.
O güne kadar ben Suriyeli kardeşlerimizi misafir olarak görüyorum.
Kimse toprağını isteyerek terk edip gelmez.

Kimse seçim istemiyor.

“1.5 sene içinde 3 seçim yaşadık. Vatandaşımız da, siyasi partilerimiz de, siyasetçilerimiz de son derece yorgun ve bezgin. 45 günde ne değişti ki, seçim girildiğinde değişsin? Onun için hükümet kurmayı başarmak zorundayız. Geniş tabanlı uzlaşıyla ülkenin başındaki bu problemleri hep birlikte aşmak zorundayız.”
Bu sözler İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na ait...
Biliyorum; toplumun geneli böyle düşünüyor.
Üst üste üç seçimin Türkiye’yi nasıl gerdiği ortada...
Kimse seçim istemiyor.

X