"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Siyasette sağduyu olmalı işte size bir örnek

GEÇEN gün yazdım.


CHP’nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’i babası üzerinden eleştirmek, seçim kampanyasını bu konu üzerine kurgulamak hata olur.
Çünkü meydanların dili ne kadar sert olursa olsun, liderler bazen çok ağır eleştiriler de yapsa; konu aile, anne, baba, çocuklar olunca her şey değişir bizde...
Bu gelişmelerden AK Parti’nin akil isimlerinin de rahatsız olduğunu yazdım.
Üstelik Nurettin Soyer’in FETÖ konusunda da verdiği kararlar var.
O FETÖ ki; yıllar sonra bir darbe girişimi düzenledi.
15 Temmuz öncesinde birçok çevrenin olumlu, ılımlı baktığı bir konuya Nurettin Soyer yıllar öncesinde verdiği kararlarla bir erken uyarı da yapmış aslında...
Yani madalyonun diğer yüzünde de böyle bir olay var.
***
AK Parti’nin son dönemde en çok gündemde olan isimlerinden biri Hamza Dağ’ın bu konuda önemli bir açıklaması oldu.
Dağ; İzmir milletvekili olarak siyasette bir İzmir bakışını temsil ediyor; Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla da partinin resmi görüşünü anlatıyor.
Bakın Dağ ne diyor.
“Babasının 80 öncesi yaptığı olaylar yeterince gündem oldu. Seçmen davranışı yönünden buna dayanarak oy vermeme süreci olacaksa, bu konuda duymayan kalmadı. Bu bir yerel seçim. Yerel seçimde bizim bu konuları tartışmaktan ziyade adayların bugüne kadar yapmış oldukları görevde başardıkları veya başaramadıkları, yapmış veya yapamamış oldukları veya yanlış yaptıkları hususları konuşmamız lazım. Ve önümüzdeki süreçte neler yapacağını, şehrimize neler katacağını konuşmamız lazım. Tunç Soyer’in babasının mevzusunda söz söylemesi gereken hemen herkes konuştu. Büyükşehir Belediye Başkan adayı da bu konuda açıklama yaptı. Seçmen bunları tartarak, iki ay sonra karar verecek. Ama bu seçim kampanyasının, seçim döneminin asıl konuşulacak konusu bu değil. Artık daha çok projeleri konuşmamız lazım. Projelerin üzerine yoğunlaşmamız lazım. Bizim adaylardan projelerini istememiz, kente neler katacaklarını konuşmamız lazım...”
***
Bu sözlerin altına imzamı atıyorum.
Defalarca benim yazdığım konuyu gündeme getirdiğim için teşekkür ediyorum.
Bugünün konusu yerel seçimler ve yaşadığımız kentlere belediye başkanı seçeceğiz.
Artık projeleri konuşalım.

 
Anladım ki bu siyaset
bir türlü bırakılmıyor

HER fırsatta yazıyorum.
Bir gazeteci olarak siyasete hep uzak kaldım. Ama bizimki öyle bir meslek ki; aslında siyasetin hep ortasında olmak zorunda kaldım.
O kadar çok politikacı dostum oldu ki; her partiden, her görüşten...
Ve gözlemledim ki; bu siyaset denen şey bırakılamıyor.
Ara verenlerin ne kadar kafalarının dağınık olduğunu, eski günleri özlediklerini ve her fırsatta yine siyasete dönmek için çabaladıklarını biliyorum.
Muhtarları siyasi bir aktör olarak görmek doğru mu bilemiyorum.
Ama inanın muhtarlık bile bırakılmıyor.
Örnek mi?
Alın size bir örnek daha...
Denizli Sarayköy’de yedi dönemdir Bala Mahallesi’nin muhtarlığını yapan 90 yaşındaki Salih Büyüktarakçı yeniden aday olmuş.
Allah uzun ömürler versin, kendisini iyi ve genç hissettiğini söylemiş.
“8 rakibim var ama bu seçimlerde de seçmen beni tercih edecek” demiş.
Vallahi ne diyeyim...
İnşallah kazanır Salih amcamız...

 
Beğendiğim iki proje

İZMİR Büyükşehir Belediyesi’nin çok beğendiğim iki projesi var.
Birincisi abla ağabey projesi...
Binlerce gencimiz on binlerce çocuğa hayat rehberliği yapıyor.
Bundan daha değerli bir sosyal proje olabilir mi?
Keşke herkesin bir hayat mentörü olsa, keşke hayatına yön verebilecek, ona el uzatacak, iyi ve kötü günlerinde ona dostluk birileri olsa...
O yüzden bu projeyi çok beğeniyorum.
İkincisi Süt Kuzu Projesi...
1 il 5 yaş arasındaki çocuklara ücretsiz süt dağıtılıyor.
Bu proje ilk defa İzmir’de başlatıldı sonra Türkiye’ye yayıldı.
134 bin 500 hanenin kapısına kadar süt ulaştırılıyormuş.
Bu sayede özellikle Tire bölgesi kooperatiflerle ayağa kalktı.
Hem üreticiyi, hem küçük çocukları olanları sevindiren bir hizmet oldu.

 
Güneş kendimize getirdi

KIŞI seviyorum, yağmuru da... Ama baharı çok daha fazla seviyorum. Şimdi anlıyorum İngilizleri, Norveçlileri, İsveçlileri, Almanları, Finlandiyalıları... Güneşin kendini az gösterdiği ülkelerden gelenlerin güneş varsa başka bir şey görmemelerini daha iyi anladık. Üç hafta kesilmeden yağan yağmurdan sonra içimizi ısıtan güneş iyi geldi. Gözümü açtım, gözümüzü açtık. Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz, kıymetini bilelim.

X