"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Siyasette de yeni bir dönem

AK Parti, olağanüstü kongreye gidiyor. Sonuç belli... Ahmet Davutoğlu Genel Başkan ve Başbakan olacak. Yeni hükümet eylül başında kurulur, ilk 10 günde güvenoyunu alır. Tayyip Erdoğan’dan sonra Davutoğlu’nun işi kolay değil. Grubuna hakim, liderliği tartışılmayan, üst üste dokuz seçim kazanan bir siyasetçiden sonra o koltuğa oturmak kolay değildir.

CHP, kurultaya gidiyor. Sonuç belli... Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olur yoluna devam eder. CHP 2015 seçimlerine Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde girer. Ama bu seçim Kılıçdaroğlu’nun son şansı olur. Kılıçdaroğlu devam etmek isterse, elbette eder. CHP tüzüğü bir genel başkanı değiştirmeyi zorlaştırıyor ancak bu seçimde eğer CHP oylarını dikkat çeker bir şekilde artıramazsa Kılıçdaroğlu için de işler kolay olmayacaktır. O yüzden Kılıçdaroğlu, “Birlik ve kardeşlik kurultayı” diyor. Katılıyorum ama bir şartla...
Parti gerçekten kırgınlıkları, kızgınlıkları bir kenara koyar; en azından bir süre için bu yaşanmışlıkları unutursa, unutabilirse...
Geçen gün yazmıştım.
“Siyasetçi değilim ama ben olsam” diye yazıya başlamıştım.
CHP’li okurlardan çok sayıda mesaj geldi.
Önerim şuydu...
CHP’de öne çıkan isimler var. Kim bunlar?
Eski Genel Başkan Deniz Baykal, İstanbul Büşükşehir adayı Mustafa Sarıgül, eski Genel Sekreter Önder Sav...
Ve diğer isimler...
Hikmet Çetin örneğin, Ercan Karakaş...
Ve belki de Ertuğrul Günay, Erdal Kalkan...
Madem bu birlik ve kardeşlik kurultayı; aslında çok önceden yapılması gereken bir araya gelmek, bir araya getirmekti.
Kolay mı? Değil elbette...
Ama dediğim gibi siyasetçi değilim, ama birçok okurun benim gibi düşündüğünü gelen mesajlardan anlıyorum.

Özetle...
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır, Davutoğlu da iddiasını ortaya koyacaktır.
Kılıçdaroğlu, kurultayla bu sefer farklı bir çizgi izleyeceklerini söylüyor. İzleyip göreceğiz.
Siyaset yeni olaylara gebe...
Dileriz üslup sertleşmez, ton artmaz; Türkiye’nin geleceği için her zaman değil ama gerektiğinde iktidarı da, muhalefeti de bir araya gelebilme adımını atabilirler.

ŞU STAT MESELESİ

HERKES yine başka şeyi tartışıyor, konu yine dağılıyor. Konu, Alsancak Stadı’nın yıkılıp yerine yapılması ya da başka bir alternatif yaratılması değil ki... Konu, bundan çok daha fazlası... Şimdi tartışılıyor. “Portatif tribünler yapılırsa çözüm olur mu, sezonun en azından başına yetiştirilir mi?” diye... Bir kere çözüm olmaz, günübirlik çözümlerle de İzmir’in spor sorunları aşılamaz. Herkes sporu eğlence haline getirmişken, bu büyük bir endüstri haline getirilmişken, bu komplekslerde futbol kadar hobilere de yer ayırmışken, biz hala Alsancak Stadı’na portatif tribün düşünüyorsak... Kusura bakmayın küçük düşünüyoruz.
“Ama geçiciymiş...” diyenlere de bir çift sözümüz olsun.
“Görünen köy kılavuz istemezmiş” ya da “Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur” diyebiliriz.
Bu ayıp İzmir’indir, İzmir’i yönetenlerin, İzmir’le ilgili karar vermeyenlerindir.
Başkanlarıyla, bürokratlarıyla, iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle herkes sorumludur.

Galiba herkes biraz gurme olacak

SİYASETİN o ağır gündemine yaz boşluğu bile iyi gelmedi. Etrafımdaki insanlar konuşuyorum, herkes biraz yeme içmeye merak salmış. Siyasi bir tartışma gördüklerinde hemen kumandaya sarılıp 24 saat yemek yayını yapan kanallara dadananların sayısı hiç de az değil. Belki Michelin yıldızlı şefler çıkmayabilir ama mutfağa girip yeni şeyler denemek isteyenlerin sayısı çok artacaktır. Yemek kanalları IN; siyaset OUT...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI