"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

BİR kere gazeteci dostum, değerli meslektaşım Nedim Atilla’ya beni Cem Eskinazi’yle tanıştırdığı için çok teşekkür ederim.


Çünkü bir kez daha gelecek için umutlandım.
Türk gençlerinin hayal kurmalarına izin verildiğinde neler yapabildiklerine bir kez daha şahit oldum.
Cem bir tasarımcı...
Ne mi tasarlıyor?
Font...
Evet; hayatımızın her alanında olan yazı karakterlerini tasarlıyor.
28 yaşında...
Yeni yazı tipi karakterlerini tasarlayan; dünyaca ünlü bir grubun içinde yaptıklarıyla genç yaşta dikkatleri çekmiş.
Şimdi dünyadaki en önemli font tasarlayıcılarından biri olarak kabul ediliyor.

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

***
2013 yılından bu yana ABD’de tipografi ve yazı tipi tasarımı alanında bağımsız yaratıcı, grafiker olarak çalışan Cem Eskinazi, New York’taki “This is Our Work” stüdyosu bünyesinde Oslo Mimarlık Trienali için hazırlanan kataloğun tasarımında görev almasıyla tanınmaya başlamış.

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

***
Cem, “Bir Türk tasarımcı olarak trienal tasarlayan ekip içinde görev almak kolay değildi, benim için gurur vericiydi” diyor.
Hazırlanan tekstil ürünlerini İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ailesine ait işletmede yaptıran Cem Eskinazi, “Ailemin Türkiye’deki tekstil endüstrisi bağlantısından yararlanarak bu projeyi üzerime aldım. Türkiye’deki üreticiler ve tekstilcilerle bire bir çalışarak trienal için istenen ürünü tasarladık. Oslo’daki trienalin binlerce ziyaretçisi benim hazırladığım ve Türkiye’de üretilmiş çanta ile oradan ayrıldı. Yaptığımız katalog ve çanta tasarımı, Chicago Society of Typographic Art’s tarafından ödüllendirildi” diye konuşuyor.
Daha sonra poster tasarımlarıyla New York’ta ödüllü tasarımcıların dahil olduğu “These Posters are Fireworks” sergisine katılmış.
Cem, bu başarıların da etkisiyle geçen yıl dünyanın önde gelen yazı tipi tasarım şirketlerinden Japon Morisawa’nın ABD tasarım ofisine kabul edilmiş.

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

***
Japonca ve diğer Asya yazı sistemleri konusunda uzman olan Morisawa için Latin yazı karakterleri tasarladıklarını söyleyen Eskinazi, “Latin alfabesi dışında, Yunan ve Kiril alfabeleri üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’de uzun yıllar yaşamış olmak Rusya, Yunanistan, Ermenistan gibi farklı alfabeleri kullanan ülkelere coğrafi olarak yakın yaşamış olmak ve anadilimin Türkçe olması önemli bir avantaj sağladı” diyor.
***
Dünyada yazı tipi tasarımı işiyle uğraşan profesyonellerin sayısının çok fazla olduğunu zannetmiyorum.
Özel bir alan ama bunları tasarlamak da ayrı bir ayrıcalık olmalı.
Cem Eskinazi; “Yazı tipleri dünyanın en çok kullanılan tasarım ürünlerinden biri. Fontlar hayatın her yerinde. Sokaktaki levhalardan akıllı telefonlara, evinizdeki ocağın üzerindeki numaralara kadar her ürün bir yazı tipi kullanmak zorunda... Bu işle profesyonel olarak uğraşan Türk tasarımcıların sayısı da maalesef bir elin parmaklarını geçmiyor” diye konuşuyor.
***
Ne müthiş öyküler var değil mi?
Ve bunları yapan Türk gençleri...
Bir kez daha gurur duyduğumuz bir başarı öyküsü...

 
Ruhunuzu şarj edin

MALUM bu ay aşk ayı; Şubat...
Ve bence bu ayın yüzü suyu hürmetine kendinize bir iyilik yapın.
Ruhunuzu şarj edin...
Nasıl mı?
Size bir tavsiyede bulunayım.
Tanıdığım iki iyi dostum var.

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

Biri meslektaşım; gazeteci, televizyoncu, üzerine psikoloji de okudu.
Uzmanlık alanı olarak ilişki terapistliğini seçti.
Didem Tolunay...
Diğer arkadaşım da Işık Kaftan; nefes terapisti...
Nefes alıp vermenin o olağanüstü gücünü iyi bilenlerden...
Şimdi ikisi bir araya geldiler; yaşam atölyeleri düzenliyorlar.
Nerede mi?
Dünya Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde...
Merkezde birçok psikolog daha var.
Her birinin uzmanlık alanları farklı ama uyguladıkları yöntemler de farklı...
Didem diyor ki...
“Bu atölyölerdeki çalışmaları tek gecelik antibiyotik gibi düşünün. Öyle uzun süre ilaç içmenize gerek yok. Bir gecede sizi başka bir dünyaya ve farklı düşünmenize yardımcı oluyoruz. Ve şunu söylüyoruz. Ne yaparsan yap aşk ile yap...”
***
Bu aralar şu yorumu çok duyuyorum.
“Bedenim yorgun ama birkaç saat fazla uyuyup dinlenebilirim. Benim asıl ruhum yorgun, onu nasıl ayağa kaldırırım bilemiyorum...”
Sizler de böyle cümleler işitiyor musunuz?
Bu atölyeler nasıl düşünmemiz gerektiğini aslında bizlere gösteriyor.
Yani balık tutmayı öğretiyor.
Bence kimse hayatta yalnız değil.
Sorunlarımızı taşımak değil; paylaşmamız gerekiyor.
O yüzden modern dünyanın en fazla kullandığı alanlardan biri de işte bu terapiler...
Didem Tolunay diyor ki...
“Ruhunuzu şarj etmek istiyorsanız; bu ay iyi bir başlangıç olabilir.”
Bana göre aşkın mevsimi olmaz ama yine de yeni bir adım atmak isteyenler için şubat yanlış bir tercih olmaz.
Öyle yapın, ruhunuzu şarj edin.
(İlk atölye çalışması 17 Şubat’ta Dünya Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde...)

 


‘Tamamla bizi ey aşk’
müthiş bir oyun

O bir font yaratıcısı ve İzmirli bir Türk

CUMA akşamı Bostanlı Suat Taşer Tiyatro Salonu’nda Ali Poyrazoğlu’nun yazıp yönettiği “Tamamla bizi ey aşk” oyunundaydım. Ali Poyrazoğlu’nun sadece sahne performansına değil, yaşam performansına da hayranım. Müthiş bir entelektüeldir, müthiş bir sanatçıdır, müthiş bir insandır. Yakından tanımaktan mutluluk duyduğum sanatçılardan biridir.
“Tamamla bizi ey aşk”, herkesin izlemesi gereken bir oyun. Bu oyunla ilgili yorumlarımı uzun uzun yazacağım.
Ve önümüzdeki günlerde şu konuları da işleyeceğim.
İzmir gibi Türkiye’nin en önemli kentlerinde bile tiyatro salonu bulmak giderek zorlaşıyor.
Salonlarda tiyatro oynanmasına izin verilmiyor.
Özel tiyatrolar sahne bulamadıkları için eskisi gibi turnelere çıkamıyor.
Şundan eminim.
Salonlar olsa; çok daha fazla oyun yazılır, çok daha fazla oyuncu çıkar, çok daha fazla izleyici olur.
Ve şehirlerimiz çok daha renkli olur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI