"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Kimseye öykünmeyen İzmir

Bu yorumu İstanbulArtNews’in aralık sayısındaki İzmir ekine konuşan Ayşegül Kurtel yapmış. Kurtel bir şey daha söylemiş. “İzmir güncel sanatın tüketildiği değil, üretildiği yer gibi görünüyor.”

Neden “İyi ki İzmir var” diyorum
CUMA gecesi öyle bir gündü.
Yani “İyi ki İzmir var” dediğim bir gecelerden biriydi.
Alsancak’ın sokakları bir gelin gibi süslenmişti.
Sokaklar doluydu, yürüyecek yer kalmamıştı.
Çocuklar, gençler, hangi yaşta olursa olsun kendini genç hissedenler kendini dışarı atmıştı.
Bir yanda sokak konseri, bir yanda da sokak defilesi hazırlığı yapılıyordu.
Defilenin bu yılki isimleri Şenay Akay, Didem Soydan, Ebru Öztürk, Ece Begüm Yücetan, Carlos Martin’di. Hepsi de Türkiye’nin en iyi mankenleri...
Defilenin bir hedefi vardı, kemik iliği kanserine dikkat çekmek istiyorlardı, “Alp Şen İyİLİK Vakfı”nı da yanlarına almışlardı.
İzmirli tasarımcılar Eda Erdoğan, Dilber İşlekoğlu, Zeynep Mayruk’un kreasyonları sergilendi; Harley Davidson tasarımları sahnedeydi.
Defile de mesaj da güçlüydü, ilgi gördüğünü biliyorum.
Dahası da var.
Soma faciası unutulmamıştı.
Etkinliklerde toplanan paralar Soma’ya, Somaspor’a gidecekti.
O facianın bıraktığı travma nasıl atlatılabilir bilemiyorum, ama gençlerin spor yaparak acı günleri unutabilecekleri düşünülmüştü.
Ben de kendi payıma düşeni yaptım.
Alışveriş günlerine katkı yapmak için yakın çevreme küçük hediyeler aldım.
Neden “İyi ki İzmir var” diyorum.
Çünkü, siyasetin o ağır gündeminin hepimizi yorduğu, hayatımızdan bıktırdığı her dönemde İzmir’de yaşama sarılacak bir neden bulabilirsiniz.
Siyasetten uzak, ama hayatın gustosunu tadabileceğiniz farklı alternatifler çıkarır size İzmirliler...
Alsancak’ın o sokaklarında geç saatlere kadar işte bu ruh haliyle yürüdüm.
Aynı sokaklarda defalarca gidip geldim. İnsanları izledim.
Kahvemi yudumlayarak, defileyi, konseri izledim.
Ben canlı sokakları seviyorum.
Yeni yıl yaklaşırken süslenen caddelere bayılıyorum.
İzmir’i de o yüzden seviyorum.

Tamince çok haklı
RIXOS Oteller Grubu Başkanı Fettah Tamince’nin, “Antalya turizm başkenti. Yılbaşı geliyor bir tek caddenin süslendiğini gördünüz mü? Müslümanız ama turizmden kazanıyoruz” sözlerinin çok ses getirdiği kesin...
Ben de kendisine katılıyorum.
Ama sadece Antalya mı böyle?
Ben İzmir’i bile bu konuda yeterli bulmuyorum.
Örneğin Kordon daha fazla süslenemez mi, Karşıyaka Yalısı, İkinci Kordon yapılamaz mı?
Hatta her ilçenin cazibe merkezleri sadece yılbaşı öncesi değil, yılın geri kalan kısmında da giydirilemez mi?
Hafta sonu Alsancak muhteşemdi.
İstenince ne kadar da güzel oluyor.

Sponsor bulmak da kolay
AVRUPA’ya gittiğinizde görüyorsunuz. Kentin en işlek caddeleri, alışveriş merkezleri süsleniyor. Bunun için de sponsorluklar alınıyor. Süslemeyi yapan hangi firmaysa caddenin başına logosu asılıyor. Belediye memnun, sponsor memnun, o kentte yaşayanlar zaten memnun... Daha ne olsun...

Kimseye öykünmeyen bir İzmir
İstanbulArtNews’in aralık sayısında İzmir eki vardı. K2 Güncel Sanat Merkezi’nin kurucusu ve yönetici Ayşegül Kurtel, “İzmir güncel sanatın tüketildiği değil, üretildiği yer gibi görünüyor” demiş. Ve devam etmiş...
“Son dönemde sıklıkla örneklerini gördüğümüz küçük ölçekli sanatçı inisiyatifi nitelikli çalışmalar var. Farklı disiplinleri heyecanla bir araya getiren deneysel çalışmalar İzmir üzerinden yurt dışı bağlantılar kurabiliyor. Bunlar çok olumlu gelişmeler ve bence İzmir kimseye öykünmediği, kendine özgü bir güncel sanat tavrını kurguluyor giderek...”
Dokuz Eylül Üniversitesi’nden çıkıp Türkiye’nin her yerinde sanat yapan gençlere İzmir Ekonomi ve Yaşar üniversiteleri de dahil oldu. Sanat üreten kurumlar arttıkça İzmir’de sanat galerilerinde de bir artış oldu. Bu gelişmeleri bir gazeteci olarak keyifle izliyorum ve Ayşegül Kurtel’e katılıyorum.
Kimseye öykünmeyen bir İzmir var.
“İyi ki İzmir var...”

X