"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Kalıcı barış istiyoruz

Bu sefer değil, ama geçmişteki her seçimde yazı yazmaya Güneydoğu’ya gittim. Bazen Siirt’ten başlayıp Diyarbakır’dan; bazen de Diyarbakır’dan başlayıp Mardin’den İzmir’e döndüm. Güneydoğu’yu, o bölgenin insanını tanıyorum.
Batman’da da, Hakkari’de de, Şırnak’ta da, Adıyaman’da da, Diyarbakır’da da iyi arkadaşlarım var.
En son terör saldırısının olduğu Hakkari’nin Dağlıca’sını da iyi biliyorum.
Birbirini tamamlayan üç dağ vardır ve siz o ince, dar yolu takip ederek dağlar arasından yol alıp uzaklaşırsınız.
O bölgede yaşamak da, askerlik yapmak da zordur.
Dün bu vahim, hepimizi üzen saldırıdan sonra orada yaşayan dostlarımla konuştum.
Çok mutsuz, çok huzursuz bir ruh hali içindeydiler.
“Neden?” diye soruyorlardı.
“Her şey yolunda giderken, insanlar piknik yapmak için evlerinden çıkıp barış denizine girmişken neden yine terör başladı, neden yine kan akıyor” diye dert yanıyorlardı.
Batmanlı bir dostum dedi ki...
“Biz terörü lanetliyoruz. Kanın durmasını istiyoruz, kalıcı barış için çırpınıyoruz. Güneydoğulu vatandaşın ruh halini ve tavrını en iyi anlatan olay geçenlerde Şırnak’ta yaşandı. Eşi ve çocuklarıyla hastaneden dönerken yolu kesilen bir uzman çavuşu, Şırnaklı vatandaşlar kurtardı. Vatandaş olaylara müdahale ediyor, vatandaş rahat olmak istiyor, gerginlikten kaçıyor. Yıllarca zarar gören sokaktaki vatandaş oldu ve bunun acısını çok iyi biliyor...”
Ve ekledi.
“Araçtan inip kocasının yanına gelen uzman çavuşun eşinin ‘Öleceksek beraber ölelim’ sözlerini bütün Güneydoğu konuşuyor...”
Teröre bölgesel değil; bütünsel bir tepki gerekiyor.
Bunun için de tüm Türkiye’den ortak bir sesin çıkması gerekiyor.


Bazı şeyleri yeniden konuşma zamanı

Her fırsatta dile getirdim, köşemde yazdım.
“Diyarbakır’ın hassasiyeti kadar İzmir’in de hassasiyetini de unutmamak gerekir” diye...
Güneydoğu meselesi konuşulurken; siyasetçiler bunu hep es geçti.
Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen temsilciler, bu ayrıntıyı hep ıska geçtiler.
Konuşmalar, tartışmalar, araştırmalar hep Doğu’nun, Güneydoğu’nun üzerineydi; burada da eksik yaklaştılar.
Oysa Diyarbakır kadar İzmir de konuşulmalıydı, İzmir’in hassasiyetleri de dikkate alınmalıydı.
İzmir derken batıyı kastediyorum.
Çünkü İzmir, bu konuları tartışırken terörle Güneydoğu meselesini hep birbirinden ayırdı, ikisini birbirine karıştırmadı.
Barış için hep olumlu adımlar attı.
Geçenlerde örnek vermiştim.
İlk Kürtçe Hamlet İzmir’de, İzmirlilerin ev sahipliğinde oynanmıştı.
Sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin liderliğinde bir uçak dolusu fikir önderi Diyarbakır’a gidip temaslarda bulunmuşlardı.
Bugün bu hassasiyetleri yeniden ele alma zamanı.
Terörle Güneydoğu meselesini birbirinden ayırma ve bazı şeyleri sakince yeniden konuşma zamanı...
Bölgelerin kendilerine göre hassasiyetleri var.
Bu zenginlikler ve farklılıklar aslında bizi biz yapan önemli değerler ve zenginlikler...
Bunları bilerek olayları yeniden yorumlamalıyız.
Türkiye için zor bir dönem, biliyorum.
Ama bu ülke bütün zorlukları yenecek güce ve büyüklüğe sahip...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI