"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

İzmir’in DNA’sı

Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nden yeni kitaplar çıktı.

 İzmir’in DNA’sı

Onlardan biri elimde birkaç gündür.
Adı; “Sorularla İzmir Tarihi...”, yazarı Neslihan Ünal...
Kentle ilgili yüzlerce soruya kısa, ama net cevaplar bulabiliyorsunuz.
15’inci yüzyıldan günümüze kadar birçok bilgi derlenmiş, toparlanmış.
İzmirliler, İzmir’i sevenler için bana göre bir başucu kitabı olmuş.
Örneğin 16’ncı yüzyılda İzmir’in nüfusunu merak ediyor musunuz?
Söyleyeyim.
Bin 300 kişi... 225 Müslüman, 31 gayrimüslüm hane vardı.
1659’da Müslüman nüfusunun 6 bin 600, Rumların bin 505, Yahudilerin bin 355, Ermenilerin 305 kişi olmak üzere yaklaşık 10 bin nüfuslu bir şehir olduğu biliniyor.
Nüfusun dağılımı ise şöyle...
Yüzde 50 Türk, 23 Rum, 21 Yahudi, 5 Ermeni...
1831 yılında Osmanlı’da bir nüfus sayımı yapılıyor.
Bu sayımda da dağılım şöyle oluyor.
Türkler yüzde 42.9, Rumlar 29.4, Yahudiler 15.6, Ermeniler 9.8 ve Avrupalılar 2.3...
Bu oranları değiştiren ise göç dalgaları oluyor.
İlk dalga Karadeniz’in kuzey ve doğu kıyılarında yaşayan Tatarlar oluyor. İkinci Müslüman göç dalgası Kırım savaşından, üçüncüsü ise 1877 – 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra.
1912 – 1913 Balkan savaşı ve son olarak da 1923’deki mübadeleyle oluyor.
Böylece 1840’da 150 bin olan İzmir nüfusu, 1890’da 200 bine, 1914 – 1918 yıllarındaki 1. Dünya Savaşı’nın ardından da 300 bine çıkıyor.
İzmir’in hayata bakışında, özgürlükleri öne çıkarmasında, yaşam biçimiyle hep anılmasına, renkli, çok kültürlü olmasında hep bu nüfus hareketlerinin etkisi var.
“Sorularla İzmir Tarihi” kitabında buna benzer yüzlerce sorunun cevabı var.
Benim çok ilgimi çekti, eminim sizin de çekecek.

İzmir’in DNA’sı

Her veda elveda değildir

Namık Kuyumcu kitaplarına vurucu, çarpıcı başlıklar seçer.
Son kitap da öyle...
“Her veda elveda değildir...”
Sırf bu söz için bile birkaç kitap yazılır.
Herkes “Aşkın rengi kırmızıdır” derken; o çıktı “Aşkın rengi siyahtır” dedi.
Kuyumcu “Her Veda Elveda Değildir” romanında erkek egemen bir dünyaya kafa tutma cüretini gösterebilen bilinçli ve korkusuz kadınların ibretlik yaşamlarını kaleme almış.
Okunur arkadaş...


SİT ve ÇED

Valla ben yıllardır ikisini de anlayamadım.
Karşı değilim, gerekliliğine inanıyorum.
Ama öyle karışık, öyle karmaşık bir meseledir ki iki konu da...
Şimdi İzmir Körfezi’nin taranması, yüzülebilir hale gelmesi, Alsancak limanının büyütülmesi ve büyük tonajlı gemilerin gelebilmesi için bir ÇED süreci yaşanıyor.
Devlet Demiryolları ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortak projesi...
Tıpkı İZBAN’da olduğu gibi bu projede de iki kurum ortak hareket ediyor.
İZBAN’ın ne kadar başarılı olduğunu anlatmama gerek yok.
Gelin görün ki; tarama projesinde bir türlü ilerlenemiyor.
Büyükşehir diyor ki...
“Para, pul istemiyoruz. İzin verin, en azından ÇED sürecini başlatın...”
İktidar partisi diyor ki...
“Tamam ama evraklar eksik...”
Biri yerel yönetimi temsil ediyor, diğeri devlet kurumlarını...
Anlamadığım ve düz bir vatandaş olarak herkes gibi sorduğum şu...
İlgili bakanlıklarla, genel müdürlüklerle yazışmalar üç, dört yıl sürer mi?
Valla hepimizin başı döndü.
Geçmişte SİT uzmanı olmuştuk, şimdi de ÇED uzmanı olacağız galiba...


Sigara yasağı

Bütün yasaklara ve kısıtlamalara karşıyım. Ağzına sigara koymamış biri olarak elbette sigaraya da karşıyım. İçenlere saygım var. Ama tek beklentim, içenlerin içmeyenlere biraz saygı daha göstermesi... Bu çok önemli... Çünkü, gördüğüm hep tam tersiydi. Sigara içen dostlara içmeyenler hep uyum sağladı. Şimdi içinlerden bu saygıyı beklememiz hakkımız diye düşünüyorum.

X